30.10.2020, 05:50

Telafisi mümkün olmayan işler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?

Soruyu daha bir anlaşılır kılmak için açalım. Devlet bürokrasisinin, yürütme organı olan hükümetin, yerel yönetimin hangisinin faaliyetlerinde telafisi mümkün olmayan işler yapılabilir? Yani yapılan işin açtığı zararın düzeltilmesi mümkün olmaz?

Bu soruya cevabım, belediyelerdir!

Örnekleyerek devam edelim.

Maliye bakanlığı yeni bir vergi mevzuatını uygulamaya koyar. Bir süre sonra mevzuatın sorun yarattığını, zararlara yol açtığını gördüğünde, mevzuatı kaldırır. Zarar birkaç yıllık süreyi ve bir gelir kaybını kapsamakla sınırlı kalır.

Dış işleri bakanlığı yanlış diplomatik ilişkiler kurduğunda, bir süre sonra bu politik tutumdan vazgeçilebilir ve bunun ülkeye getirdiği mali ve politik ilişkilerin açtığı zarardan dönülebilir.

Yürütme organının ve bürokrasinin birimleri için aynı tablo geçerlidir. Yani zarara yol açan uygulamalardan kısa sürede dönülmesi mümkündür.

Ancak yerel yönetimlerde (belediyeler) durum böyle değildir. Buna yürütmenin (hükümetin) “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”nı da ekleyelim.

Belediyeler ve söz konusu bakanlık, ülkedeki yapılaşmanın planlayıcısı ve uygulayıcısıdır. Köyler hariç, geri kalan bütün konut, işyeri, fabrika yapılarının sorumlusu belediyeler ile bu bakanlıktır.

Bu organların yaptığı imar ve yapılaşmanın açtığı zararların telafisi mümkün değildir.

Neden?

Bir betonarme binanın ömrü ortalama 60 yıldır.

Planlama modern bir kentin yol, yeşil alan, hava, sosyal donatı alanı vb. ölçülerine göre değil de rantiyecilik mantığıyla yapıldığı için, orada rezil bir yapılaşma oluşur.

Yaşadığımız mahallere, kentlere bakalım. Boğazımıza kadar bu rezilliği yaşıyoruz.

İnşaatın proje onayını veren belediye, proje sahibinden otopark parasını alıyor. Ama ortada otopark yok. Otopark yapılacak yere müteahhit (veya mal sahibi) bodrum kat dükkanları, atölyeleri yapmış oluyor. Bu rezilliklerin rüşvet çarkları ayrı konu.

İstanbul’a ve diğer kentlerimize bakın. Mimarisi berbat, çirkin, yolları yetersiz, büyükşehirlerin metrosu yok veya son derece sınırlı, havası kirli, kişi başına düşen yeşil alan (Avrupa ortalaması kişi başına 12 metrekare iken İstanbul’da 2 metrekare) çok yetersiz, betona boğulmuş, kaotik ve insanın ömrünü yiyen mekânlardan ibaret.

Son 20 yılda AKP iktidarıyla birlikte imar tadilatları yapılarak inşaat sektörünün önü bilerek açıldı. Çünkü devasa gelir elde ediliyordu. Birçok büyük imar projeleri ise bakanlığın elindeydi; öyle ya, kimi işlere kimi belediyeler izin vermeyebilirdi.

İnşaat, beton… grilik, kirlilik, çirkinlik…

Şimdi yapılan bunca rezidansların, iş merkezlerinin, AVM’lerin, kıyılara kondurulan otel binalarının, kısacası bu rezil yapıların hangi birini yıkabilirsiniz?

Varsayalım ki, bütün yetkilerle donatılmış hükümet (şimdilerde cumhurbaşkanlığı bakanları) veya belediye başkanısınız, yıkabilir misiniz?

Yeşil alanların, kamu arazilerinin, kıyıların üzerine yatay ve dikey inşaat yapısının alabildiğine artırıldığı bu yapılaşma rezilliğini yok ederek, bunların gasp ettikleri alanları tekrar kentin yaşam değerlerine katabilir misiniz?

Hayır, yapılamaz!

Her şeyden önce mülkiyet hakları (o binaları yapanlar birçok kişiye sattılar) ve maliyetleri açısından yapılamaz.

Bunlar nakdi değil ki, el koyasın! Belli bir alanla sınırlı mekânlar değil ki, yıkasın! (Hayalimde İstanbul’u tarihi yapılar hariç, baştanbaşa yıkıyorum!)

Telafisi mümkün olmayan işler bunlar.

Dolayısıyla bu pislikle, çirkinlikle, boğuculukla, stresle yaşamak zorundayız!

Beylikdüzü Belediyesi alt yapı çalışmaları

Belediyeler derken, bu bağlamda Beylikdüzü Belediyesi’nin İSKİ işbirliği ile yaptığı atık su ve yağmur suyu kanallarını yenilenmesi çalışmalarına değinmemek olmaz.

Beylikdüzü’nün kentleşmesinin 40 yıllık bir geçmişi var. Bu nasıl bir planlamadır ki, bu kentin büyük bir kısmının atık su ve yağmur suyu kanalları yetersizliğinden dolayı işlemez hale geldi.

Sıkıntı geçmiş dönemlerde baş göstermesine rağmen neden yenilenmedi. Küçük çaplı boruların döşendiği Beylikdüzü’ne inşaat izinleri verilmeye devam edildi. İster Beylikdüzü Belediyesi, isterse Büyükşehir Belediyesi bu inşaat izinlerini verirken mevcut altyapının yetersiz olduğunu bilmiyorlar mıydı?

Bu altyapı çalışmaları neden şimdi yapılıyor?

Bu çalışmaların maliyetinin büyük olması ve İSKİ tarafından, dolayısıyla İBB tarafından yapılması gerekmekteydi.

Bu çalışmayı AKP yapmadı.

Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP’nin adayı (dolayısıyla Millet İttifakı’nın) Ekrem İmamoğlu kazanınca Beylikdüzü’nün bu temel sorununu çözmeye soyundu.

Kendisi de bu ilçede belediye başkanlığı yapmış olduğu için, bu sorunu çözmesi, onun görev faaliyetinin öncelikleri sırasında yer almasını gerektirdi.

Şimdi çapları yetersiz ve düzensiz döşenmiş bu borular değiştiriliyor. Bunun için yollar kazınıyor, yeniden asfaltlanıyor. Bunun gereği bir yığın sıkıntı yaşanıyor.

42 km. kanal değişimi yapılacakmış.

Ancak özellikle asfaltlama işi yavaş gidiyor! Gecikme, insanların tozun toprağın içinde kalmasına, trafik sıkışıklığının uzamasına neden oluyor.

Ayrıca Atatürk Bulvarı çalışması çok uzadı. Buradaki çalışmalardan kaynaklı olarak yolun her iki tarafında yaşanan sıkıntılar, insanları bir hayli bunaltmış durumda.

İlgililerin dikkatine!

Yorumlar (0)