18.01.2021, 05:47

The Economist dergisi 2021 yılı kapağının şifreleri…

Her yıl yayınladığı kapaklar ile gündem olmayı başaran The Economist dergisi, 2021 yılı için hazırladığı kapağı da yayınladı.

Derginin hazırladığı görseller üzerinden bir sonraki yıl dünyayı nelerin bekleyeceği tahmin ediliyor. Dergi özellikle ortaya koyduğu simgeler ile beraber okuyucularına çeşitli mesajlar veriyor.

Son yıllarda derginin kapağı adeta ünlü kâhinleri bile geride bırakacak tahminleri gerçekleştirdi.

Dergi 1843 yılında İskoç kökenli iş adamı olan James Wilson tarafından kurulmuştur. O günden bugüne kadar dergi, liberal duruşundan hiçbir şey kaybetmemiştir. James Wilson, iş adamlığının yanı sıra Avam Kamarası’nda yer almış ve Hazine Bakanlığı başta olmakla birlikte farklı bakanlıklarda görev yapmış politikacıdır. Derginin çıkış amacı ise, dönemim muhafazakâr yönetimine haddini bildirmektir. The Economist dergisi, serbest ticaret ve liberal politikalara olan desteğini devam ettirmekte, bunun yanına küreselleşme, serbest dolaşım ve içeriğinde uyuşturucuların serbest bırakılması ile eşcinsel evliliğin yasallaşması gibi kavramların olduğu kültürel liberalizmi de desteklemektedir.

Peki bu senenin kapağına baktığımızda 2021 yılında bizleri neler bekliyor?

2021 kapağına baktığımızda bir kumar makinesini görmekteyiz.

4 bölümden oluşan makinanın içerisindeki görseller bir anlamda 2021 yılının dört parçada bir başka deyişle 4 mevsimde değerlendirilmesi gerektiğini öngörmüş.

Birinci parça veya birinci mevsimde; koronavirüs, aşı, çocuk figürü ve soru işareti belirtisi. Burada aşının 2021 Ocak, Şubat, Mart ayında çok konuşulacağını, aşı savaşlarının kızışacağını, koronavirüsün yine dünyanın en çok konuşulacak konu olacağını, 2020’de çocuklara bulaşmayan virüsün bu defa çocuklara bulaşma riski de taşıyacağını öngörülmüş. Ve Mart sonuna doğru soru işareti ile yeni risklerin, virüsün mutasyon geçirerek daha bir tehlike savurma ihtimali olabileceği öngörülmüş.

İkinci bölüm veya ikinci mevsimde; nükleer silahların yayılmasından, Biden’in yavaş yavaş etkin olacak çıkışlar yapacağından, İran’ın ürettiği nükleer silahların ciddi sorun teşkil edeceğinden, ABD ile Çin’in çekişmesinin artacağından, Biden’i zor günlerin bekleyeceğinden bahsedilmiş. Ve tiktok uygulamasının logosu olan 8’lik nota ile ciddi bir riskli durumun ortaya çıkacağı öngörülmüş.

Üçüncü bölüm veya üçüncü mevsimde; doların kripto paraya karşı direnç göstermesi gerektiğinden, belki de kripto paralara karşı ciddi yaptırımlar gelebileceğinden, ülkelerin yeşil enerjiye yatırım yapması gerektiğinden, yaz aylarında kuraklığın ve küresel ısınmanın artacağından, bu sene ortalarından Çin’in Kominist partisinin 100 yaşına gelmesinden kaynaklı Çin ile ABD yanı başında Japonya ve Hindistan ile ciddi sürtüşmeler yaşayabileceğinden bahsedilmeye çalışılmış.

Dördüncü bölüm veya dördüncü mevsimde; 2021 yılının son çeyreğinde ise dünya ekonomisinin ciddi sorunlar yaşayacağından, pandemiden kaynaklı turizm ve havacılık şirketlerinin batma noktasına geleceğinden, zoom uygulaması figürü ile giderek yapay zekanın yaygınlaşacağından, hayatın artık online olarak yaşanmaya alışılacağından, insanların evlerinde kalacağından, okulların online süreceğinden bahsedilmiş. Tabi son çeyrekte koronavirüs logosu ile 2022 yılında da virüsün konuşulabileceği öngörülmüş.

Algı operasyonu da olabilir!

Tamam fala inanmayalım, algı operasyonlarına kulak asmayalım, kahinleri ciddiye almayalım da dersiniz.

Diyebiliriz.

Ancak ortada net göstergeler de var ki; 2021 yılı 2020’den daha bir zor geçecek gibi.

Maskenin hayatımızda uzun süre kalacağı gibi.

Aşı tartışmalarının yıllarca süreceği gibi.

Virüsün yol açtığı yaraların sonsuza kadar süreceği gibi.

Virüsün hayatımıza kattığı olumlu şeyler de artık yaşamımızın bir parçası olacağı gibi.

Sosyal medyanın, online alışverişlerin, online eğitimlerin, online yaşamın bir daha hayatımızdan çıkmayacağı gibi.

İyi de bu algı operasyonları yıllardır sürüyor ama hep algı yapanlar haklı çıkıyor.

Örneğin virüsün ortaya koyduğu en güçlü algılardan birisi de 2030 yılında dünya nüfusunun ciddi oranda azalacağı.

Ne kadar dersiniz.

Bir milyar söyleyenler de var, daha fazlasını iddia edenler de.

Hani bir düşünür demiş ya; bilmek bazen bilmemekten daha huzursuz edici bir durum diye.

Ben de bu günlerde o huzursuzluk içerisindeyim…!

Yorumlar (0)

`)}});