09.02.2020, 07:20

Türk-Rus ilişkileri: ‘Mantık Evliliği’ mi? Muta Nikahı mı?

Türkiye gündemi son bir haftada yeniden Libya’dan Suriye’ye odaklandı. Bu hafta içi Milli Savunma Bakanlığı(MSB)’nin yaptığı açıklamada: İdlib'te 4 askerimizin şehit olduğu 9 askerimizin de yaralandığı ifade edildi. Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan da bu saldırıya karşılık 46 rejim hedefine, 122 fırtına  ve 100 havan mühimmatıyla atış yapıldığını açıkladı.
Buradan hareketle Suriye’de muhaliflerin kalesi durumunda kalan ve kontrolündeki tek bölge olan İdlib’e rejim güçleri ve Rusya’nın operasyonları devam ediyor.
Rusya ile Türkiye arasında 17 Eylül 2018’de ‘İdlib anlaşması’ imzalanmıştı. Bu anlaşma ile HTŞ ve diğer muhalif gruplar arasındaki çatışmalar ve hava bombardımanı rafa kaldırıldı.Ancak buradaki silahlı gruplar bölgeden çıkartılamadı.
Bu bağlamda Libya ve Suriye’nin kuzeybatısında son günlerde misillemelerle tırmanan gerilim, Libya’da Rus Vagner’in son olarak Rus Özel Kuvvetlere (Spetsnaz) mensup dört askerin Halep kırsalında öldürülmesi de yatıyor. Suriye iç savaşında sona yaklaştığını söylemek de mümkün değil; zira Rusların Halep kayıplarından 48 saat bile geçmeden, İdlib’te 4 Türk askerinin şehit olduğu haberi geldi.
Dolayısıyla Rus Hava Kuvvetleri’nin desteğiyle Suriye rejim birlikleri Şam’ı Halep’e bağlayan M5 karayolunu ve Halep’i Lazkiye’ye bağlayan M4 karayolunu ele geçirme peşinde. İdlib’te asıl rekabet M4-M5 karayolunun güvenliğini kim sağlayacağında başlayacaktır.
Suriye’nin kuzeybatısında özellikle Türk Ordusunun yoğun askeri hareketliliği sürüyor. Esad rejiminin Rusya destekli ilerleyişi de son sürat devam ediyor. Üstelik gitgide sertleşiyor. İdlib, Rusya ve Türkiye’nin de çıkarlarının kesişme yeri haline getiriyor. Uçak krizine kadar ilişkilerinin iyi seyrettiği, daha sonra 2 kadar gerilen ilişkiler; özellikle 15 Temmuz 2016 FETÖ’nün darbe kalkışmasından Libya krizine kadar adeta ‘bahara havası’ yaşanmıştı. Bugün geldiğimiz nokta hasebiyle Türk-Rus ilişkilerinde bir çatlama veya kırılma yaşanıyor. İlişkilerin seyrini Rusya’nın takınacağı tutum belirleyecek.
İdlib’te tüm dengeler sil baştan başlayacak denebilir. Bu bağlamda da yeni anlaşmalar, yeni koşullar, koşullara bağlı yeni akitler söz konusu olacaktır. Bundan sonra Suriye rejimi çatışmasızlık bölgesi sınırlarından giremeyecek gibi duruyor. Girerse de Türkiye müdahil olmak zorunda kalacak. Dolayısıyla da yeni bir savaş başlayabilir. 
Türkiye, iki riskli seçeneğe sahip;  birincisi İdlib’te  1,5 milyon sığınmacıyı alacak. İkincisi de Esed’e karşı saldırıya geçip askeri açıdan dur diyecek. Diğer ihtimali konuşmak bile istemem. Ancak kısaca değilim, tüm bu olup bitene kayıtsız kalarak, Ortadoğu’da sözüne ve ciddiyetine helal getirebilir. 

İdlib'te Türkiye-Rusya arasında muhtemel anlaşmazlıklar da ayrı riskler içeriyor. Esed yüzünden Türk-Rus ordusu karşı karşıya gelebilir. Şahsi kanaatim bu olasılık sıfıra yakın ama paramiliter unsurlar üzerinden bir vekalet savaşı daha da alevlenebilir. İki ülkenin rasyonel talep ve ihtiyaçları yüzünden stratejik müttefiklikten, ezeli düşmanlığa ikili ilişkiler evrilebilir.
Rusya, Esad’ın muhalifleri yok etme sorununu kendi başına çözmesine izin verirse, Rusya-Türkiye ilişkileri de korunur. Sırası gelmişken, Washington Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Rusya ise hiç ama hiç kaybetmek istemiyor. Çünkü Türkiye, sadece Ortadoğu’da değil; Akdeniz’in doğusunda bütün coğrafyada kuvvet dengesinin değişmesine yol açacaktır. Dolayısıyla bu krizden Türk-Rus ilişkileri sınandığı gibi Türk-ABD ilişkilerine de bir nazar boncuğu gösteriliyor.Nitekim Türkiye, Rusya’ya ‘tercihini yap’ göndermesini, Rusya’nın Avrupa’daki en büyük hasımlarından olan Ukrayna’ya Erdoğan’ın ziyaretiyle yaptı. Erdoğan, Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey 8. Toplantısını gerçekleştirip 200 milyon TL kredi verdi.
Ankara ve Moskova’yı Suriye’de karşı karşıya getiren birçok olgu olduğu gibi; ABD ve İsrail’in de etkisini göz ardı etmemek gerekli. Şuan da Türkiye, terör örgütü HTŞ’ye mi yoksa rejime mi yönelik operasyon düzenleyecek sorusunun cevabını merak ediliyor. Elbette ABD ve Batı’nın takınacağı tutum da belirleyici olacaktır.
Türk ordusu, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarından daha büyük askeri konvoylar ile birlikte İdlib’e yönelik askeri sevkiyat gerçekleştiriyor.Bu bağlamda Rus-Türk ilişkileri seyri, Rusya’nın Türkiye’ye sürekli masa da kaybettirdiklerini saha da verebilmesiyle ancak düzlüğe çıkabileceğini vurgulamak gerek. Şunu net bir şekilde vurgulamak gerekir. Rusya’nın Türkiye’ye olan ihtiyacı, Türkiye’nin Rusya’ya olan ihtiyacından çok daha fazla. Dolaysıyla ikili ilişkilerde ‘mantıksal’ birliktelik devam edecektir.

Yorumlar (0)