06.07.2020, 06:14

Türkiye'de Batı mimari tarzların esintileri

Anlatacağımız yapıtlar, bir zamanlar Avrupa’yı ve batılı ülkeleri mimari açıdan ele geçiren tarzların Türkiye’deki yansımalarıdır. Bu tarzlar kadar, bizim kendimize özgü mimari tarzlarımız da tabii ki mevcut ama burada sadece batılı tarzların Türkiye’deki yansımalarına bakacağız.

Romanesk mimari tüm Avrupa’ya yayılan ilk mimari tarzdır. Kalın duvarları ve küçük pencereleri ile güç ve sağlamlık hissi uyandırır. Bu tarzın Türkiye’deki en önemli yapıtı Bizans zamanında İstanbul’da yapılmış olan Galata Kulesidir.

Gotik mimari tarz, Romanesk tarza eleştiri olarak doğmuş ve doğadan esinlenerek süslemelere önem vermiştir. Ne kadar yüksek binalar yapılırsa o kadar tanrıya ulaşılacağı düşünüldüğünden eserler uzunlamasına büyür. Türkiye’de (direkt kiliseden çevrilmiş bir eser olmasa da) Pertevniyal Valide Sultan Camii ve Eminönü Hacı Küçük Camii minarelerinde bu tarza örnek olabilecek süsleme ve vitray çalışmalarını görmek mümkündür.

batı mimarisi

Rönesans tarzına ait olan direkt bir eserimiz yoktur. Bunun sebeplerinden biri de o dönemlerde Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması ve Osmanlının kendi içinde kuvvetli bir medeniyet haline gelmiş olmasıdır. Böyle bir ortamda mimarlar başka tarzlardan etkilenmekten çok Osmanlı’nın kendi tarzlarını ön plana çıkartmışlardır.

Barok, Rönesans’ın kendine hakim ve dengeli tavrına bir tepki olarak coşkulu, hevesli ve ihtişamlı bir tarzdır. İç ve dış süslemelere önem veren bu mimari tarzın Türkiye’deki en önemli temsilcisi Nuruosmaniye Camiidir. Bunun dışında Türkiye’de Ayazma Cami, Laleli Cami, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Malta Köşkü de kısmen Türk Barok mimarisi örnekleri arasında yer almaktadır.

Rokoko sade bir dış mimari ve ihtişamlı, detaylı bir iç mimari ile göze çarpar. Akıp giden formların, açık ve ferah bir yapının hakim olduğu tarz 15. Louis’in 3.Ahmed’e göndermiş olduğu hediyeler ile Osmanlıda yaygınlaşmış ve kendine bir yer bulmuştur. Bu mimari tarzın ülkemizdeki en güzel örnekleri Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu, Dolmabahçe Camii, Ortaköy Camii, 3.Ahmed Çeşmesi, Ihlamur Kasrı ve Küçüksu Kasrı’dır.

Neoklasik mimari, sıkça kullanılmakta olan Barok ve Rokoko akımlarına bir tepki olarak Antik Yunan ve Roma’nın görkemli sadeliğini 18.yüzyıl ile birleştirerek ortaya çıkartmıştır. Bu tarzın Türkiye’deki en önemli örneklerinden birkaçı İstanbul Arkeoloji Müzesi, 3.TBMM binası, İzmit Saat Kulesi ve Erzurum Oteli’dir.

Art Nouveau doğadan aldığı ilham ile endüstriyel gelişimden çok el işi ve görkemli tasarımlara önem veren bir tarzdır. Bu mimari tarz ile Osmanlı mimarisini 2.Abdülhamid’in saray mimarı Raimond D’aranco birleştirmiştir. Bu tarz eserlerden bazıları Botter Apartmanı, Vlora Han, Mısır Konsolosluğu Yalısı ve Mısır Apartmanı’dır. Ne yazık ki bu ihtişamlı eserlerden bazıları şu anda harabe olmaktan kurtarılmayı beklemektedirler.

Art Deco mimari, sanayinin kusursuzluğunu el işlerine tercih etmiştir. Bu tarzda simetrik, akışkan ve geometrik formlar ön plana çıkıyor ama aynı zamanda doğal şekillerde kullanılıyordu. Özellikle New York gibi şehirlerde benimsenen tarzın örneklerini İstanbul'da da Ankara Garında olduğu gibi görebiliriz.

Yorumlar (1)
Arif Hoca 1 ay önce
Çok güzel bir yazıydı. Okumaktan keyif aldım.