Türkiye'de gazetecilik yapılmıyor

Gazeteciliğin sembol isimlerinden birisi olan ve ekranlardan da tanıdığımız Celal Pir'le gerek medyanın bugün ki durumuna gerekse de ülkenin gidişatına ilişkin konuştuk. Geçmiş yıllarda yapılan gazetecilikle bugün ki gazeteciliği kıyaslayan Pir, “Türkiye'de bugün yapılan şeyin adı gazetecilik değildir. Bugün haber, belli merkezlerden belli bir emir komuta zincirinden geçen bilgiler olarak görülüyor” dedi.

Daha önce Ümit Zileli ile gerçekleştirdiğimiz medya dünyasına ilişkin söyleşilerimize bugün de NTV ve STAR ekranlarından tanıdğımız Celal Pir ile devam ettik. Türkiye'deki gazetecilikten, ülkenin genel durumuna ve geleceğe ilişkin konuştuğumuz Pir, akıl dolu cevapları ve tecrübesiyle uzun süre gündemden düşmeyecek açıklamalarda bulundu. Geçmişte yaşadıklarını bugünle kıyasladığında aradaki derin uçurumun vahametini anlatan Pir, esprili diliyle de içimize bir nebze de olsa su serpiştirmeyi başardı.

Öncelikle şu soruyla başlayalım; sizin döneminizdeki gazetecilikle bu dönem arasındaki gazetecilik arasında nasıl bir fark var?
Ben gazeteciliğe başladığım zaman büyük bir rekabet vardı. Nasıl bir rekabetti bu? Araştırıyorsun, doğrusunu bulmaya özen gösteriyorsun, yayınlamadan önce üç beş kere düşünüyorsun, üstatlarımıza soruyorsun sonra yayınlıyorsun. Ben ilk kez Hürriyet'te bir haberimle sürmanşet olduğumda elim ayağım birbirine dolanmıştı gece uyuyamamıştım. Habercilik böyle önemliydi. Şimdi ise bu işler böyle yapılmıyor. Bu işler belli merkezlerden, belli bir emir komuta zincirinde gelen bilgiler ışığında o bilgileri yaymak olarak görülüyor. Bu gazetecilik değildir. Bu insanları enayi yerine koymak onların aklının olmadığını düşünmektir. Oysa hem okurlar hem izleyenler sizden zekidir. Onları aptal yerine koyan bir yayıncılık anlayışı belli bir süre devam eder sonra patlar gider.

Peki ne oldu da böyle oldu?
Geçmişten bugüne bakayım. Kimleri görmedim ki ben. Kenan Evren'den güçlü adam mı vardı darbe yaptığında. Hepsi devrildi gitti. Demirel, Özal, Çiller, Yılmaz hepsi geldi gitti. Gazetecilikte o dönemde bizi korkutuyorlardı ama bu denli patronları ve gazeteleri ele geçirmemişlerdi. Gazeteciliğin bu ülkede bittiği gün holding sahiplerinin gazete sahibi olduğu gündür. Bankacı, petrolcü gazete sahibi oldu. Gazeteleri kendi işlerine basamak yaptı.

Ayhan Şahenk'in ricası
Sizi NTV'den tanıyoruz. NTV'nin muhaliflerce yoğun eleştiri aldığı dönemde siz de işten ayrılmadığınız için ve kanalın sahibi olan Ferit Şahenk'e yaptığınız övgüler için eleştiriler almıştınız...
Bana özgürlüğü kim sağladı? İki kişi var. Birincisi patron anlamında söylüyorum Cavit Çağlar'dı. İşte yanlış insan derler ama o adam Türkiye'de haber televizyonculuğunu başlattı. NTV'yi kurdu. NTV başarısız olur derken bir başka patron çıktı. Rahmetli Ayhan Şahenk geldi NTV'yi satın aldı tüm imkanlarını habercilere sundu. Bizden tek isteği olurdu. Niğde, hava durumunda yer alsın isterdi başka bir isteği olmazdı. Gazetecilerden özel bir ricada bulunmaz. Ferit Bey de bunu bozmadı ta ki birkaç yıla kadar. Ama oralara girmiyorum.

Peki en sonunda işi bırakmanızdaki sebep siz mi onlar mı?
Oralara hiç girmiyorum. Çünkü Türkiye'de gazetecilik değişti. Gazeteci olmayan insanların gazeteci olması bu kötülüğün başlangıcı demiştim. Siz ne kadar dürüst, namuslu durursanız durun siyasetin medyayı şekillendirme arzusunun önüne hiçbir yerde hiç kimse geçemez. 22 yıldır hizmet ettiğim kanalı daha iyi yerde görmek isterim ben daha kötü yerlerde değil. Kanalımı seviyorum diyeyim geçeyim. Ben bu ortamda çalışmak, gazetecilik yapmak istemedim, istemiyorum. Yapmak     isteyen de yapıyor.

celal pir

Mesleğinizde başarılı bir isminiz var. Sırrı nedir?
Hiçkimseyle ilgili şahsi hiçbir problemimi işime yansıtmam. Bakın bana kazık atan arkadaşlarım oldu, bana laf çakanlar oldu, yalan haber yapanlar oldu. Bunlarla ilgili yorum bile yapmam. Yorum yaparsam onları ciddiye aldığımı düşünürler. Sağa sola kendim için yalvarıp, yakaran bir insan olmak istemiyorum. Yayıncılıktaki esas benim varlığım değil haberin varlığı. Ben orada haberi sunan kişiydim. Onun için herkes istediğini söyleyebilir ama herkes haber olamaz.

Örnek aldığınız isimler var mı?
Beni meslekte ilk kez Necati Doğru işe aldı şu an Sözcü'de yazıyor. Onun üslubunu örnek aldım, Çetin Emeç'in titizliğini örnek aldım. Eski arkadaşlarımız var rahmetli oldular onların da bazı özelliklerini örnek aldım. Ben insanların şahıslarını örnek almam özelliklerini örnek alırım olması gereken de bu. İnsana hürmet kulluk getirir özelliğe hürmet etmek lazımdır. Çok radikal bir şey söyleyeyim; Atatürk'ün yaptıklarını örnek alırım. Atatürk'ün bu ülkeyi kurmasını, bu ülkeyi bir arada tutmasını, bir ulus yaratmasını örnek alırım. Deha burada. Akılda. Bedende değil.

Adam dövmeyi seviyoruz
Atatürk deyince bir köşe yazarımız Atatürk için şöyle demiş; “Bugün din ticareti var. Atatürk ticareti de var” katılıyor musunuz?

Elbette. Atatürk'ü rahat bırakmak lazım. İlkelerini konuşalım ama adamı da rahat bırakalım. Adam bize bir ülke bıraktı gençler yönetsin dedi. Biz de yöneticiler ellinin üstünde. Sen hiç bu ülkede otuz, kırk yaşında başbakan gördün mü? Ülke gençlere emanet edilmiş ama biz diyoruz ki gençlere; “Sen bilmezsin. Önce elimi öp...” Bu kültürden araştırmada çıkmaz, vizyonda çıkmaz. Hem elini öp hem biat et sonra devam et, yok böyle bir dünya. Şunu ister misin bir şirketin olsun başında aptal bir olsun ister misin. Biz gençlerimizi niye aptal gibi yetiştiriyoruz. Çocuk bisiklete biniyor millet arkasından koşuyor. Bırak düşsün. Düşmeyi de öğrensin. Bir tarafı kanarsa diyorlar kanayacak. Kanamanın düşmenin ne olduğunu bilmezsen başaramazsın. Niçin bizim değerli gençlerimiz yurtdışına gidiyor. Çünkü bu çocuklara bu ülkede nefes aldırmıyorsun. Biz adam dövmek üzerine hayatımızı şekillendiriyoruz. Çok basit bir hikaye var. Cehenneme gitmişler kazanlar var ülkeler yazıyor. Her kazanın başında zebani var yukarı çıkanın kafasına vuruyor. Türkiye'nin kazanın kimse yok. Niye yok diyorlar; Onlara zebaniye gerek yok onlar yukarı çıkanı alttan kendisi çekiyor diyorlar. Yani bizim büyük bir değişime ihtiyacımız var. Şüpheli olmalıyız ve araştırmalıyız. Babam, anam böyle dedi diye inanmayacaksın. Çünkü her insan kendi çapına arzusuna, isteğine göre konuşur. Eğer sana Allah akıl vermişse ve sen kendi aklını kullanamıyorsan olmuyor.

Gençlere gerekli ehemmiyet gösterilmiyor yani..
Tabii ki. Şunu ister misin bir şirketin olsun başnıa aptal bir olsun ister misin. Biz gençlerimizi niye aptal gibi yetiştiriyoruz. Çocuk bisiklete biniyor millet arkasından koşuyor. Bırak düşsün. Düşmeyi de öğrensin. Bir tarafı kanarsa diyorlar kanayacak. Kanamanın düşmenin ne olduğunu bilmezsen başaramazsın. Niçin bizim değerli gençlerimiz yurtdışına gidiyor. Çünkü bu çocuklara bu ülkede nefes aldırmıyorsun. Biz adam dövmek üzerine hayatımızı şekillendiriyoruz. Çok basit bir hikaye var. Cehenneme gitmişler kazanlar var ülkeler yazıyor. Her kazanın başında zebani var yukarı çıkanın kafasına vuruyor. Türkiye'nin kazanın kimse yok. Niye yok diyorlar; Onlara zebaniye gerek yok onlar yukarı çıkanı alttan kendisi çekiyor diyorlar. Yani bizim büyük bir değişime ihtiyacımız var. Şüpheli olmalıyız ve araştırmalıyız. Babam, anam böyle dedi diye inanmayacaksın. Çünkü her insan kendi çapına arzusuna, isteğine göre konuşur. Eğer sana Allah akıl vermişse ve sen kendi aklını kullanamıyorsan olmuyor.

Galiba her şeye çok magazinel yaklaşıyoruz. Türkiye'deki magazini nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye'de magazin deyince anlaşılan nokta şu; ünlüler napıyor, ne ediyor, kim kiminle geziyor. Bu bir meraktır. Cemiyet içinde yani topluluk içinde belli isimlerin ne yaptığı merak edilir. Oysa magazin kelime anlamıyla hayatın akışına ilişkin gerçeklerdir. Siz şunu da yapabilirsiniz, izleyicisi var mı tartışırız. Mesela lösemili çocuklar için bir etkinlik düzenlenir bunu da haber yapabilirsiniz bu da magazindir. Ya da Celal Pir bilmem kimle flört ediyor bu da magazindir. Vatandaş ikincisini ister. Niye? Çünkü vatandaşı bu şekilde şekillendirdiler. Merhaba Televole kültürü yarattılar oysa farkındalık kültürü yaratılsaydı her şey daha farklı olurdu.

Kitabı biblo gibi kullanıyoruz
Bu sosyal medya kullanımında da böyle değil mi? 

Zaten detay burada. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Sosyal medyada niye varsınız? Kendi fikirlerinizle etrafınızı etkilemek için veya ben çok yalnız kalıyorum burada sosyalleşip bir sürüye gireyim dersiniz. Biz de yine ikincisi çok tercih ediliyor. Hitler'in Kavgam kitabı mesela o kitapta diyor ki; “Kitlelere öyle bir propaganda yapın ki kendilerini devasa bir makinenin küçük bir dişlisi olarak hissedip mutlu olsunlar ama aynı zamanda bir böcek gibi küçük kaldıklarını da hissetsinler...” İşte sosyal medyada böyle. Kişi tekse böcek gibi kalıyor ama bir sürünün içine katılırsa bizim ekip demeye başlıyor. Benim gibi binlerce kişi varmış diyor. İnsanlar fikirleri olursa birinci sınıfa girer insanları etkilemeye uğraşırlar. Yok eğitim almamışsa, bu dünyadan nasiplenmemişse ikinci gruba girip sosyal medyada sürü elemanı olurlar. Biz de okumak vardır okuduğunu anlamakta sıkıntı vardır. Herkesin kütüphanesi var. Adamın bin tane kitabı var da kaçını okudu? Biz kitabı biblo gibi kullanan özel uluslardan biriyiz. Kitabı alıp içini okumayan nadir bir milletiz.

Bunun kaynağı neden?
Göçerlikten. Toplumun mayasında göçerlik var. İki sahiplikten. 90 yıl öncesine kadar sahiplik yok. Her şey sultanın. Evin var adam gelip alıyor burası sultanın diyor seni asıyor. Böyle bir ortamda sen hep mobilsin. Kök salamıyorsun. Çevrenize bakın, mimariye bakın. Rezalet. Herkes kafasına göre bir şey yapıyor. Çünkü bir ortak paydamız yok. Sürekli göçmüşüz. Daha 90 yıldır bir yerde oturup mal mülk sahibi olduk. O estetik yeteneğimiz gelişmemiş ki. İstanbul'a bir bakın. Bizim geçmişimizi yansıtıyor mu? İsimler bile korkunç. İstanbul Marina, Cafe City vs. Kendi adımızı bile koyamayacak kadar korkağız. Biz göçer olduğumuz için yurt anlayışımız gelişmemiz. İnsan orayı yurt olarak kabullenmezse oraya kendi ismini veremiyor. Biz mesela AVM diyoruz. Biz de kıç kıça her yerde alışveriş merkezi var. Kendi parasına da güvenmiyor bu halk. Oradaki kiralar dolarla.

Bu taleple ilgili değil mi peki?
Hayır toplumun ahlakıyla ilgili kendine duyduğu saygıyla ilgili. Siz gidin bakalım bir Amerikan bankasında Türk Lirasıyla bir hesap açın açtırmazlar. Euro bile açtırmazlar. Biz de niye hepsi var? Çünkü biz diyoruz ki, biz arkadan geliyoruz, herkesle iyi geçinelim. Herkesle iyi geçinemezsiniz. Her gün fikir değiştiremezsiniz. Değiştirirseniz size kimse inanmaz. Bunları anlatıyorum çünkü Türkiye öyle güzel bir ülke ki. Sadece kendi kültürümüze adapte olamıyoruz. Adapte olsak futbolda da müzikte de her şey de kendi kültürümüzle bir ahenk yaratırız. Başarılı olursun olmazsın o başka bir şey. ABD bugün böyle yapıyor, bütün dünyaya hükmediyor. Nasıl durduğun çok önemli.

Peki tekrar haberci kimliğinize dönmek isterim. Bugüne kadar birçok haber sundunuz. Sizin anlatmakta en çok güçlük çektiğiniz haberler hangileriydi?
Şehit haberi vermek hayatımdaki en zor şey. İnsan ölümüyle ilgili haberleri vermek en zor şeydir. Sadece şehit haberleri değil. Mesela bir kazada bir çocuk ölüyor onu anlatmak çok zor. Dudaklarından, kalbinden geçen her şeyi söyleyemiyorsun çünkü o ekran sadece sizin değil sizi izleyen insanların. Ben birçok haberde gözlerimin dolduğunu bilerim. Ölümle ilgili her türlü haberi sunmakta zorlanırım. İnsanın her şeyini alabilirsiniz yerine koyabilir ama canını alırsanız onu yerine koyamaz.

Hedefiniz yoksa fırtına boşuna
Yazar olmak, gazeteci olmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?
Bir planınız olsun. Plan ne onu da söyleyeyim; Hedefi olmayan gemiye fırtına hikaye demişler. Dolayısıyla nereye gideceğiniz önceden hesaplayarak bütüne doğru gidersiniz. Yazarsanız kitabınızı bitirin, bitimek için çaba gösterin ya da kahramanlarınızı insanlarla paylaşın birlikte yazın. Hep birlikte yazdık deyin. Planlayın. İkincisi artık normal medyadan uzak durun. Sosyal medyadan güçlenin. Talep eden değil isteyen değil aranan, talep edilen olun. Bunu da becermek çok basit. Yeni medyadan geçer. Eski medya ile ilgili yapacaklarınız sizi bir yere götürmez. O köhne dar sokaklarda kalırsınız. Türkiye'nin bugün en büyük gazetesinin 200 bin tirajı var. Yani 200, 300 bin kişiye mi konuşmak istiyorsun, sosyal medyadaki 45 milyon kişiye mi konuşmak istiyorsun. Tercih senin. İstersen git orada eski adamların kul kölesi ol, istiyorsan yeni denizlere açıl. Yapılmamış işleri yap. Öbür türlü altı yüz bin memur varsa 601 bininci memur olursun. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa holoğlu 1 hafta önce

röportaj için teşekkür ederim.saygımla.

banner47