Türkiye'de insanlar mutlu değil

Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Abdullah Teber, siyasete neden girdiğini anlattı. Türkiye'nin en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirten Teber, “İktidardan memnun olmayan yüzde 60 bir kitle var. Geçtiğimiz günlerde bir adam kendini...

17 Şubat 2020, 08:56 Röportaj: Mehmet Mert
Türkiye'de insanlar mutlu değil

Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Abdullah Teber, siyasete neden girdiğini anlattı. Türkiye'nin en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirten Teber, “İktidardan memnun olmayan yüzde 60 bir kitle var. Geçtiğimiz günlerde bir adam kendini yaktı. Böyle bir dönemden geçiyoruz. İnsanlar mutlu değiller” dedi

Ahmet Davutoğlu'nun daveti üzerine Gelecek Partisi'nin kurucuları arasında yer alan Abdullah Teber Damga'ya konuştu. Gelecek Partisi'ne katılmasının nedenlerini anlatan Teber, Ahmet Davutoğlu'nun parti kurarak büyük bir sorumluluk aldığını belirtti. Geçmiş döneme ait önemli detaylar da paylaşan Teber, Ekrem İmamoğlu'nun 2014'te Beylikdüzü Belediye Başkan adayı olmasında katkısının olduğunu dile getirdi.

Neden Gelecek Partisi'ne katıldınız?
Öncelikle Davutoğlu'nu nereden tanıyorsunuz diye sormalısınız. Tanımadığınız kişi ile siyasete çıkılır mı? Ben bir iş adamıyım. Ahmet Davutoğlu'da bu ülkenin yetiştirdiği bir akademisyen. Sonra siyasete girmiş, başbakana danışmanlık yapmış, Başbakanlık, dışişleri bakanlığı yapmış. Biz hep onu uzaktan görmüşüz. Yakından onunla bir masaya oturma şansım olmamış benim. Ahmet Bey'i, 31 Ağustos 2015'te Kara Harp Okulu mezuniyet törenlerinde tanıdım. Sayın Cumhurbaşkanımız ve tüm kurmayların bulunduğu bir törendi. Benim hava harp okuluna dair sempatim vardı ve hava harp okulu komutanı arkadaşımdı. Oraya protokol davetlisi olarak gitmiştim. Sayın Cumhurbaşkanımız beni çok eskiden tanır. Abdullah Gül Kayseri'de 3 yıl aynı sırada oturduğum sınıf arkadaşımdır. Dolayısıyla biri cumhurbaşkanı, biri başbakan ikisiyle de tanışıyoruz. Tam o seçimlerde de 2014 yılı Beylikdüzü'nde CHP seçimleri kazanmıştı. Takdir edersiniz ki orada benim emeğim çok fazla. Beylikdüzü'nde organize sanayinin kuruluşundan başlayarak, Beylikdüzü'ne bir imza koyduk. Ben Beylikdüzü'nde herkesle diyalog içerisindeyim. Hiçbir partiyi gözetmeksizin herkese yakınım. Bir de Gürpınar Sahili'nde oturuyorum. Çok ciddi bir çevrem var. Apartman görevlilerinden tutun da sahilde oturanlara kadar. Herkes iyi bilir, herkesle ahbaplığım ve dostluğum vardır. Beylikdüzü kaymakamı gelir dostumdur, emniyet müdürü gelir dostumdur. Gazeteciyle, lokantacıyla, esnafla herkesle dostum. Ayrıca insanları seven bir adamım. Dolayısıyla CHP ile yakın ilişkiye girmemin nedeni bir dönem önce Ak Parti ile yaşadığım bir olumsuzluk. Bana Beylikdüzü'ne aday olur musun diye teklifte bulundular ama aday yapmadılar. Madem teklif ettiniz neden aday yapmadınız? Ben teklife 'tamam' dememiştim ama hayır da dememiştim. Böyle bir süreçte bunun altında yatan olayı da öğrenmiştim. Tayyip Bey'e yakın olan bir çevre, Ekrem Erdem tayfası beni istemedi. Sivaslılar istemediler özellikle, o da Sivaslı. Beni kötüleyerek engellemişlerdi. Hatta şunu dediler; 'Sen Beylikdüzü'nde Ak Parti'de seçimi alamazdın.' Bende onlara, 'Ak Parti'de değil, hangi partide olsam seçimi alırdım' yanıtını vermiştim. Cumhuriyet Halk Parti'sini destekleyeceğimi ve seçimi alacağımı da ekledim. 'Rüyanda alırsın, git al da görelim' dediler. Bende bunun üzerine çok çalıştım. Hatta Ekrem Imamoğlu'nun aday gösterilmesine cok katkım oldu. Imamoğlu'na Kemal Bey karşı değildi ama kurmaylar karşıydı. Davutoğlu'na dönecek olursam; O gün yanyanalardı ve Cumhurbaşkanı bana dedi ki; 'Sen bize Beylikdüzü'nde kaybettirdin.' Tarzımı değiştirerek cevap verdim. Hoş olmayan bir konuşma geçti aramızda. Davutoğlu yanındaydı ve dedi ki; kibarcası şu, konuşun, anlaşın ve partiye alın. Kesinlikle oralı bile olmadım. Asla kabul etmem çünkü. Fakat bu sürede Davutoğlu'nu tanıdım ben. Kendisiyle tanışmam böyle oldu. Davutoğlu beraber çektirdiğimiz fotoğrafları o gün bana göndertti. Onlardan birini çerçeveletip kendisine bir tane gönderdim. Daha sonrasında telefonlaştık. Ayrıldıktan sonra bir gün Davutoğlu beni davet etti. İnanılmaz donanımlı ve eğitimli bir adam. Vatanperver ve çok iyi niyetli bir adam olduğunu gördüm. Hiçbir sıkıntısı yokken, en rahat edebileceği bir dönemde kalkıp böyle bir sorumluluk aldı. En son konuşmalarımızdan birinde, 'Ben bu kadar sorumluluğu alıyorum, siz niye almayacaksınız ki' dedi. Çok doğru söyledi. Haklısınız dedim.


Davutoğlu, partisiyle alakalı size ilk teklifi ne zaman gerçekleştirdi? Bir anlamda da sizi Davutoğlu'na Erdoğan pas etti de diyebilir miyiz?
Tanışmamızın ardından bir sene bile geçmedi. Erdoğan pas etmedi. Görüşmelerimiz devam ederken, bilirsiniz liderlerin meşhur Abant toplantıları vardı. Abant toplantılarına da gitmedim. Kararsızdım. Bu toplantının ardından yine davet ettiler beni. Yeniden uzun uzun konuştuk. Dedim ki, bu insan bu kadar riski alıyor. Başbakanlık, dışişleri bakanlığı yapmış sonra yanındakilerle anlaşamamış, yorulmuş ve hala mücadele ediyor. Burası vatanımız değil mi, üstelik benim ikinci vatanım. Ben Kuzey Kafkas asıllıyım, Çerkezim. Benim için vatan çok önemli. Türkiye'nin geleceği söz konusu. Karar veremiyordum, Gazeteci sayın Ali Tarakçı'ya bu meseleyi anlattım. Kararsızlığımı dile getirdim. Şuanda izlediğim yol belli, mücadele edeceğim yol belli. Türkiye'de herkes fabrikalarını kapatırken, ben üçüncü fabrikamı açıyorum. Tüm bunları riske atıp, gidip Cumhurbaşkanı'nın saldırdığı adamın yanına başdanışman olacağım. Bu büyük bir risk. Ve bu yaşadığımı Ali Bey'e sordum. Kendisi bana tereddütsüz şunu söyledi; ülkeyi seviyorsan kabul et. Kaybedeceğin hiçbir şey yok. Ondan sonra kararımı verdim...

Gelecek Partisi'nin arkasındaki finansman kaynaklarından biri olarak sizi ve arkadaşlarınızı gösteriyorlar. Buna ne diyeceksiniz?
Bu doğru değil. Yardımcı olmayacağım anlamına gelmez bu tabi. Yardımcı olurum, olacağım da. Bana ne düşüyorsa herkesten daha fazlasını yaparım. Ama bu kesinlikle yanlış. Bugüne kadar dünya kadar iş yapıldı. Ankara, yatırım, araba, bina vs... Bunların giderleri kurucular kuruluna teklif ediliyor mu? Teklif edilmesine gerek yok. Herkes kendi gönlünden geçeni yapar. Kimsenin bir şey demesine gerek yok. Aksine ben sorarım üstüme düşen birşey var mı diye.

Gelecek Partisi'nde iş dünyasından kimler var?
Benim bölgemden iş dünyasından benden başka kimse yok. Bir iki arkadaşımız var.

Mutlaka her siyasi partinin kuruluş amacı iktidar olmaktır. Gelecek Partisi de aslında o amaç ve düşünce ile kamuoyuna yansıdı. Ama sonra gördük ki kamuoyu araştırmalarında yüzde 3-5'e varan bir sonuç çıkıyor karşımıza. Aynı şekilde Ali Babacan ile ilgili de en az yüzde 15-20 oran bekleniyordu. Oysa sağlıklı bir araştırmayla 3-5 civarında bir sonuç çıkıyor. İkisi birleştiğinde ise yüzde 10'u geçecek gibi bir düşünce vardı fakat daha az bir oran ortaya çıktı. Birincisi bunu neye bağlıyorsunuz, ikincisi sizin kendi partinizin karşılığının yüzde 3-5 olmasını neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle yüzde 3 olayı doğru değil. Sayın genel başkanımızın bizzat kendi yaptırdığı tarafsız, düzgün anketler var. Bunların hiçbirinde rakamlar öyle değil.


Sizin elinizde var mı peki böyle bir sonuç?
En düşüğü 5''di. Bu neye göre düşük biliyor musunuz, anket yapıldığı zaman hala Gelecek Partisi'nin adını bilmiyorlardı. Biz bunu öğretmek istiyoruz. Ama Ahmet Davutoğlu'nun ismini söyleyince o oran çıkıyor 8'lere 10'lara. Yapılan bir araştırmada Gelecek Partisi'ne ayrı, Davutoğlu'na ayrı sonuçlar çıkıyor. Bu da demek oluyor ki partiyi tanımıyorlar. Dolayısıyla biz partiyi tanıtacağız. Partinin tanıtılmasıyla ilgili çalışmalarımız hızlıca devam ediyor. Buna Davutoğlu'nu ilave edersek bu rakamın çok daha yukarı çıkacağını biliyoruz. En önemliside şu; bugün yapılan araştırmaların üçünde, yüzde 60 ortalama Ak Parti'den memnun değiliz sonucu çıkıyor. Yüzde 49 değil, yüzde 50 ile 63 arası diyorum. Bu oran gün geçtikçe artıyor. Aşağıya doğru inmelerindeki en büyük sebeplerinden biri ekonomidir. Geçtiğimiz günlerde bir adam kendini yaktı. Böyle bir dönemden geçiyoruz. İnsanlar mutlu değiller.

Davutoğlu'nun Ali Babacan ile birlikte hareket edeceği düşünülüyordu, sonra gördük ki iki ayrı parti oluştu. Babacan ile Davutoğlu'nu ayıran etkenler neler, neden iki ayrı parti?
Sonuna kadar yanlış. Ama bu yanlışı yapan Gelecek Partisi, Ahmet Davutoğlu değil. Abdullah Gül yakın arkadaşım, ne zaman istesem yanına gitmişimdir. Ama ilk kez bana randevu vermedi. Normalde bugün bu saatlerde onda olacaktım. Rahatsız olduğunu söyledi ve bu hafta beni kibarca atlattı. Bu konuyu kendisiyle konuşacağım. Neden ayrı parti yoluna gittiniz diyeceğim. Abdullah Gül daha önce bana parti kuracağını söyleseydi onu da dinlerdim. Ancak demedi. Düşüncem Abdullah Gül'ün parti kurmaya pek niyetli olmadığı yönünde. Öyle gözüküyor. Babacan'dan da randevu istedim. Açıkçası ben de bu soruyu onlara yönelteceğim. Partiyi kuramıyorlar, zaman geçiriyorlar. Yaptıklarının hiçbir anlamı yok. Geçmiş geçmişte kaldı, geçmişten konuşmayalım diyeceğim. Sizler kadar siyasette birbirine yakın yol yürümüş insanlar yok diyeceğim.

Babacan'ın şöyle bir şartı olsa; beraber olalım ama partinin genel başkanı ben olacağım derse, Davutoğlu'nun tepkisi ne olur?
Bu konuda son derece toleranslı bir insan olduğunu biliyorum. Ne diyeceğini nasıl söyleyebilirm ki, hiç sormadım ama öğrenirim. Açıkcası Babacan'dan öyle bir teklif gelmez. Babacan yaşça küçük.

Aynı teklif onlardan da gelebilir. Biz partimizi kuralım siz bize katılın derlerse?
Böyle bir şeyin olacağını zannetmiyorum. Israrla bunun üzerinde duracağım; çünkü duyduğum bazı meseleler var. Beraber yola çıktığı insanların hepsi ayrılmışlar.

ABDULLAH TEBER GELECEK PARTİSİ

Kamuoyunda konuşulan 30-40 Ak Parti'li milletvekilinin Babacan'ın partisine katılacağı, hatta Büyükşehir'de Ak Parti'li İBB meclis üyelerinin de katılacağı ve böylece hem mecliste ağırlığı olacağı, Millet İttifakı'nın Cumhur İttifakı'na karşı çoğunluğu ele geçireceği, böylelikle Babacan'ın partisinin ciddi bir lokomotif oluşturacağı yönünde iddialar var...
Kesinlikle bunlara inanmıyorum. Bu dedikodular üretiliyor. Partiyi kuramayan bir insan bu kadar şeyi nasıl çözecek.

Parti programınız tamam, öngörünüz nedir? Partiniz nasıl hareket edecek, nereye gidecek? Öngördüğünüz bir erken seçim, baskın seçim var mı, yoksa kendinizi 2023'e mi hazırlıyorsunuz? Yarın bir seçim olsa, bu seçime hazır mısınız?
Yeni kurulan bir partinin baskın seçim ya da erken seçim gibi bir hayali veya ideali olamaz zaten. Bu bizim istemediğimiz bir şey. Ama bunlar siyaset hayatında var. Sadece bunları gözardı etmemek lazım. Olabilecekmiş gibi b planı, c planı olması lazım. Bunlarlada ilgili çok ciddi anlamda, yani Haziran'da bugün seçim yapılsa, Gelecek Partisi seçimlere girer. Özetle bunu söyleyebilirim. Koşulları yerine getirebilen bir parti, bu yüzden de hızlı çalışıyoruz. Kaldı ki daha önceki dönemlerde şartları yerine getiremeden seçime giren partiler oldu. Onlar nasıl bir yoldan geçip, ne tarz durumlarla karşılaştılarsa o teklifler bize de var ama onları önemsemiyor, ciddiye almıyoruz. Kenarda tutuyoruz. Açıkçası partilerin teklifi var; şu kadar milletvekili verelim diyorlar, teşekkür edip dosyaları kenarımıza koyuyoruz.

Peki HDP'ye partiniz nasıl bakıyor?
HDP bizim çizgimiz. Çok net. HDP başka bir şey. Ama gelecekte HDP ne yapar, nereye gider, yolunu ne şekilde yönlendirir onu bilemeyiz...


TÜRKİYE'DE HUKUK DOĞRU İŞLİYOR
Bir iş insanı olarak Gelecek Partisi içinde olmanız size olumlu olumsuz nasıl yansıyacak?
Öyle demeyelimde, Ak Parti'de yer almamak benden ne alacak ne verecek diye söylesek daha iyi olur. Kuruluşundan beri Ak Parti'nin içerisinde olmadığım için, açıkçası zaman zaman küçük sıkıntılar çektik ama Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim. Yani sen Ak Partil'li değilsin, sen muhalefettesin, sen benimle ilgili konuşuyorsun diye bu iktidar herkesin söylediği gibi aman aman kafamıza vurmadı. Ben bunu her zaman her yerde söylüyorum. Hatta diyorum ki, bu kadar büyütmeyin meseleyi. Siz de rekabet yapıyor, aleyhinde konuşyorsunuz, onlar da bunu yapıyor. Sadece onlar güçlü olduğu için biraz daha fazla sesli oluyor. Örneğin Türkiye'de adalaet yok, hukuk yok deniyor. Beni biliyorsunuz yaklaşık 1.5 yıl önce İstanbul Ticaret Odası başkanlığı gibi çok önemli bir seçim geçirdim. Orada ben davalık oldum ve mahkemem devam ediyor. Hukuk son derece düzgün cereyan ediyor. Hukuk ne iktidarı tutuyor, ne de başka bir şeyi. Ben tam bir muhalefetim onlara göre sonuçta. Buna rağmen küçük nüanslarla anlatılabilecek şekilde bir taraf var ama bunu devasa büyütülecek bir şey gibi görmüyorum. Ben bu partide siyaset yapıyorum, Gelecek Partisi'nde veya başka bir partide siyaset yapanlar için de söylüyorum abartıyorlar. Kendi eksiklerini, kendi sıkıntılarının yarısını bu işe kanalize ediyorlar. Örneğin AK Parti'ye karşı olduğu için sıkıntı yaşadıklarını söyleyenleri anlamıyorum. Siz düzgün sanayiciyseniz, düzgün üretim yapıyorsanız, işinizi iyi yapıp verginizi düzgün ödüyorsanız, bu ülkenin adam gibi vatandaşıysanız kimse size bir şey yapamaz. Hatta bir toplantımızda bizim bazı akademisyenler ve iş adamları ısrarla bu konuyla ilgili sıkıntılardan bahsediyorlardı. Onlara şunu dedim; Arkadaşlar bu işi büyütüyorsunuz, bunlarla ilgileneceğimize işimize bakalım.

ABDULLAH TEBER GELECEK PARTİSİ



Gelecek Partisi'nde her kesimden temsilci var
Gelecek Partisi'ni Ak Parti'den ayıran en önemli unsur nedir?
Ak Parti ile yakından uzaktan alakası olmayan bir biçimi var. Ne demek bu; partinin kurucularına baktığımız zaman Türkiye'de yaşayan tüm kesimlerden dengeli bir şekilde var. Kuruluş aşamasında da ifade edildiği gibi son derece demokrat bir ortam var. Herkes fikrini kolayca ve açık bir şekilde ifade ediyor. Yani patron bir tane değil bizde. Ak Parti'nin bir tane patronu var, bir kişi konuşuyor diğerleri dinliyor. Daha katılımcı bir yönetim anlayışımız var. Güneydoğu'dan, Orta Anadolu'ya, Alevi'den Ermeni'ye hatta Yahudi olan temsilcilerimiz var.

KATILIM KONUSUNDA ACELE ETMİYORUZ
Ak Parti milletvekillerinden veya meclis üyelerinden herhangi birinin Gelecek Partisi'ne katılma ihtimali var mı?
Zaten kamuoyunda bende sizin kadar duyuyorum. Birçok belediyeden, ilçeden duyumlar size geldiği gibi bana da gelyor. Heralde genel başkanımız acele etmelerini istemiyor. Yapılanmamız çok hızlı devam ediyor. Bu ayın sonuna kadar 50'yi tamamlayacağız. Şuanda 30'u geçtik biliyorsunuz. Türkiye'nin son zamanlarda karşılaştığı felaketlerden dolayı birtakım açılışları iptal ettik.

Yorumlar (0)