17.09.2021, 05:16

“Ülkemiz kalkındı zenginleştik”

Kapitalist emperyalist sistem bunalım içinde bunalım yaşarken ona göbeğinden bağlı ülke yönetimi kalkınıyoruz zenginleşiyoruz refaha erişiyoruz demekte.

Dün olduğu gibi bugünde seçilen ya da atanan kim varsa seçim günleri yaklaştığında söylemleri bire bir aynı.

“Ülkemiz kalkınmakta.”

“Dünya zengin ülkeleri arasına girmeye az kaldı.”

“Allah’ın izniyle başarıyoruz.”

“Bizi çekemeyenler kıskanmakta.”

“Ülkemiz gelişmekte kalkınmakta ve de büyümekte.

Devasa topraklarımızı sulayan bereketli yeraltı su kaynakları, dere ve pınarlar geçtikleri yerleri bereketli yapmakta. Yemyeşil ormanlar, çeşitli meyve ağaçları, sebzeler ve tahıllar yetiştiren köylümüz çiftçimiz var. Tarım ürünleri dendiğinde ilk başta ülkemizin adı geçmekte.

Müjde yeni altın ve diğer maden sahaları, doğalgaz ve petrol yatakları bulundu.

Eğitim ve öğretimde parmakla gösterilmekteyiz. Her yere okullar açtık.

Sanayimizi devlet olarak destekliyoruz. Yapılan üretim fazlası ihracat edilmekte. İşçimiz ve mühendisimiz dünyaya parmak ısırtmakta. Ülkede yapılan tüm makine ve diğer aksamlar, araçlar hasılı aklınıza gelecek ne varsa en küçük parçasından büyüğüne ne varsa biz üretmekteyiz. Su üzerindeki ve altındaki, havadaki ve karada araçları biz yapmaktayız.

Bizden öncekiler yanlış yaptı ama biz iktidara geldiğimiz günden beri bütçemiz fazla vermekte. Afrika ülkelerinin borçlarını biz ödemekteyiz. Dünya Bankası, İMF ve diğer kuruluşlara biz borç vermekteyiz.

Batı bankaları batmasın diye biz ve şahsım oralarda hesap açtık. Deniz ve hava yolu şirketleri batmasın diye ticaretimizi oralara kaydırdık tanıtımlarımızı yapıyorlar. Hatta covit-19 salgınında ilaç ve maskeleri yoktu biz gönderdik…”

Masal dinlemekten yorulmuş ve uykudan uyanmış iseniz gerçeklerle yüzleşelim. Ünlü iktisat hocalarının okulda anlattığı ekonomi jargonu bizi bozar. Bu nedenle bakkalın, simitçinin ve minibüs sürücüsünün anladığı kadar toplumsal ve yaşamsal ekonominin dünü ve bugününü anlatalım.

İster istemez “iktisatçıları” sınıflandırmak zorundayım; ‘İktisatçılar üçe ayrılır, 1-Ekonomi okumuş olanlar, 2-Ekonomiyi bilimsel düzeyde değerlendirmiş olanlar, 3-İktisatçıymış gibi yapanlar. Bu üç grup içinde en kalabalık olanlar üçüncü gruptakilerdir. İktisatçıymış gibi yapmanın pek zararı ya da bedeli yoktur.

Ülkemiz okullarında ekonomi öğretiyoruz diye Batıda ve Doğuda ki üçüncü sınıf iktisatçıların yazdıkları kitaplar okutulup ezberletildi. O kitapları okuyup da dünyanın o kitaplardaki hikayelerle sınırlı olduğunu düşünen binlerce genç beyin heba edildi. Hiçbiri iktisatçı olamadı ama iktisatçı olduklarını sandı. Aralarından bazıları hayatta başarılı da oldu. Ama başarıları iktisat alanın da olmadı. Daha sonra uyanıp üniversiteler de kendilerine öğretilenleri unuttular, kendi çabaları ile hayatı yeniden öğrenmeye çalıştılar. O dönem de kendilerine okutulanlara fazla önem vermeyenler de oldu. Kendi kişisel gayretleriyle öğrenmeye çaba sarf ettiler, ‘İktisatçı oldular’. Günümüz çarkındaki pisliklere bulananları gördükçe iktisatçı olduklarını sakladılar.

Gelelim günümüze, iktidara gelenler sanki hiç gitmeyecekmiş ve babasından miras kalmış gibi hareket etmekte. Oysa kazın ayağı öyle değil.

İktidara geldiklerinde paramızda bol sıfır, dilimizde milyon, milyar ve trilyon vardı ve hala var.

Merkez Bankası verilerine göre Eylül 2001 tarihinde gram altın 13.900 000 TL., çeyrek altın ise 22.300 000 TL.

Sorunu daha iyi anlatmak için sabit maaşlı gelirli birini temel almak gerekir. Bu nedenle 2004 yazında emekli olan bir kamu çalışanına eylül ayında maaş bağlanmış kişiyi temel aldık. Bağlanan maaşı 600 000 000TL. Aynı dönemde gram altın 18 500.000, çeyrek 29.750 000 TL’dir. Aldığı emekli maaşı ile 32 gram altın ya da 20 adette çeyrek altın alabilirdi. (Hesaplama yaparken 1.Ocak. 2005 tarihinden itibaren altı sıfır atıldığını unutmayın.)

Günümüzde yani içinde bulunduğumuz ay içinde aynı emekli kişinin zamlı maaşı 3500TL. Yine merkez Bankası verilerine göre gram altın 490 TL., çeyrek altın 800 TL’dir. Buna göre 7. gram altın ya da 4 adet çeyrek altın alınabiliyor. Emekli olan kişinin 2004 eylül ayından bugüne baktığımızda geliri düştüğü gibi maddi kayıpları çok. Gerçek kaybı 32 gramdan 7 gram altına ya da 20 adet çeyrekten 4 adet çeyrek altına düştü.

Çalışan, emekli ve diğer yurttaşlarımızın geliri düşüp yoksullaşmakta. Eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği sorguladığımızda iktidar ve çevresi hesap vermekten çok savunmaya çekilip saldırı ve hakaret etmekte.

Her şeye rağmen hayatından memnun olanlar elbet olacak ve elbet birileri zenginleşecek. Tabii ki asalakça yaşamak için sömürecek sırtına binilecek toplum ya da pısırıkça ve verilen sadakayla yaşayan kapıya bağlı kalınırsa.

Evet iktidardakilerin anlattığı gibi ise yaşam, onlar zengin ya siz?

Yorumlar (0)