01.12.2020, 05:52

Ülkemizin susuz kalma ihtimali

Biz Türk'ler hırsız girmeden kapımızın kilidini iyileştirmeyi, yangın olmadan tedbirler almayı, deprem olmadan önlemler almayı hiç düşünmeyiz. Bilim adamlarının söylediklerine göre su kıtlığı tehlikesi kapımızda. Eskiden bütün evler bahçeliydi ve bahçesinde damdan akan yağmur sularının biriktiren sarnıçlar vardı. Bahçeler onlardan sulanırdı. Unutamadığım bir anı İTÜ Taşkışla binasının iç bahçesinde arkadaşlarla top oynarken top duvarın dibinde kayboldu. Araştırdık bir derin çukur bulduk. O çukuru kürekle büyüttük çok derindi merdiven getirttik bir kişi indi aşağıdan bize burada 100 metre boyunda bir sarnıç var dedi. Bir zamanlar kışlanın kullanma suyu oradan temin edilirmiş. Yağmur olukları oraya akıyormuş.

Dedeler böyle düşünmüş. Şimdi biz ne yapıyoruz, İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan Durusu (Terkos) gölünün yanından, sazlı derenin içinden kanal geçirmeye uğraşıyoruz. Birçok hocamızın ağzından bu kanal İstanbul'un başımıza getireceği belaları dinledik. Düşünün Geç vakit eve döndük yattık. Sabah kalkınca suların akmadığını gördük. Tuvalete gittik su yok. Tıraş oluyoruz su yok. Kahvaltı ettik bardakları yıkamaya su yok. O zaman anlaşılır suyun kıymeti. Dünyanın birçok yöresinde, temiz içme suyu sağlanması, yaşamın devamı için karşılaşılan en önemli sorundur. Susuz bir dünya düşünülemez.

Bitkilerin yapısında bol miktarda su vardır. İnsan bedeninin de yüzde 70'i sudur. Su dünyamızda göllerimizi, nehirlerimizi oluşturur, buharlaştığında gaz olarak atmosferde yerini alır, buz halinde kutuplarda ve dağlarda su deposu görevi yapar. Toprakta ve yer altında rezerv deposu görevi yapar. Su içmek için, yıkanıp temizlenmek için, tarım için, sanayi için, sayılamayacak birçok amaçlar için insana, bitkilere, dünyaya hayat verir eğer iyi kullanılıp yönetilemez ise sel olur hayat alır. Zehirli su olur hastalık ve ölüm getirir.

İnsanların nüfusu gibi kullandıkları su miktarı da 1950 yılından bu yana 3 kat artmıştır. Bu gerçekler göz önünde tutulduğunda, bu kadar kıt olan ve yaşamımız için vazgeçilmez olan suların ne kadar sorumsuzca kirletildiğine, göllerin, nehirlerin ve akarsuların şehir kanalizasyonlarının bağlandığı, fabrikaların, elektrik üreten santrallerin kirli sularını akıttığı yerler olduğunu görmek ne büyük akılsızlık. Ülkelerde, hızlı kentleşme ve sanayileşme ile birlikte, suların kirlenmesi de ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ticari olarak kullanılan 100.000'den fazla kimyasal (tarım ilaçları, böcek öldürücüler, kimyasal gübreler vs gibi) sulara karıştığında çok tehlikeli kirlilik yaratmaktadır. Fabrikaların, santrallerin, otoların sebep olduğu asit yağmurları da çabası.

Sevgili Okuyucular son aylarda Eğirdir gölü başta olmak üzere bir çok gölde kuruma haberleri alıyoruz. Devlet olarak ciddi önlemler alınmaz ise ülkemizi susuzluk saracak. Hepimiz gereken önlemleri almalıyız. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)