Bugün yaşananları özetlemek için size gerçek yaşanmış ama hal dilinde masala dönen bir kısa hikaye anlatmak istiyorum..
Çünkü 24 Haziran öncesi OHAL’ı kaldıracaklarını belirtip,24 Haziran’dan sonra da ortaya çıkıp, ‘biz verdiğimiz her sözü tutan bir iktidarız’ diyenlerin kaldıracaklarını belirttikleri OHAL’ın yerine getirdikleri BUHAL’i en iyi anlatacak olan anlatacağım hikayedir..
Evet, Başbakan’ın meclis başkanı, bakanların komisyon başkanı, yakınların bakan, dostların bakan yardımcısı olduğu yeni sistemi adım adım hayata geçirenler lütuf edip, OHAL’ı de kaldırıyorlar..
Allah razı olsun..
Şimdi siz zaten uyuyanlar bir de bana kızıp, diyeceksiniz ki; Haydi kardeşim anlat şu hikayeyi de uykumuz geldi..
Durun hemen kızmayın anlatacağım, hem de ninniyi de ekleyeceğim, az sabır..
Ama geneli yine kayıp edip, yerel seçimleri unutan ve her zaman ki gibi bir birine düşen CHP’nin ve onun gibi bu ülkede onca yaşananlara karşı ne yaptıkları belli olmayan ve OHAL’ın BUHAL olduğu şu günlerde halleri içler acısı muhalefetin durumunu da anlatmak istiyorum.
Ülkenin olduğu gibi Meclisinde dizayn edilmeye çalışıldığı bu günlerde yine bir birine düşen ve bir birlerinin paçasına yapışan muhalefetin başını çeken CHP’nin belediye seçimlerinin de için de olduğu yerel seçimlere hazırlanması gerekirken yeniden kurultay kavgalarının içine düştüğü şu günlerde adeta beleşten vekil olan İYİ Partili vekillerin dün demediklerini bırakmadıkları Bahçeli’nin elini öpmek için sıraya giriyor, politika üretmekten ve ülke partisi olmaktan zorlanan HDP kayıplarda..
Tabi hepsinin manası hazır..
Yani; Biz bir birimizle ‘çatışıyoruz’ pardon çalışıyoruz, ama medya ve basın bizi görmüyor..’ diyorlar..
Ve ‘unutulan demokrasi, uyuyan muhalefet’ dönemi devam ediyor..
Neyse çok dolanmadan biz hikayemize gelip, demokrasinin nasıl unutulduğunu, muhalefetin nasıl uyuduğunu anlatan hikayemizi anlatalım..
Bizzat benim köyüm Şişka’da yaşanan bu gerçek kesit sanki bugün yaşananları ortaya koyması  gerçekten de acınacak bir durum..
Hikâye aynen şöyle;
**10 Yumurtayı Getir, Al 20 Yumurtayı..
Efendim Şişka’da bir kadın her sabah kalktığında çocuğunun yatağı ıslattığını görüp, illallah ediyor ve çare aramaya başlıyor.
Komşu kadınları çağırıp, otla doldurulmuş olan döşeği her gün ıslatan ve çürüten çocuğuna çare istiyor..
Kadınlar baş başa veriyor, çare arıyor, ama ne fayda her gün aynı manzara yaşanmaya devam ediyor..
Ve sonunda biri çıkıp diyor ki;
‘-Kız biliyor musun bizim aşağıda ki mahallede ki dede var ya onun nefesi çok güçlüymüş, okuduktan sonra bir üfürüyor, derde çare oluyor.. Gel senide ona götüreyim..’ diyor..
Çaresiz kalan kadın her gün döşeği ıslatan çocuğu da alıp, bahsi geçen, üfürüğü güçlü dedeye gidiyorlar..
Dedenin kapısın da çare arayan bir iki yaşlı ve birde çocuğu olmayan yeni gelin..
Giriyorlar sıraya, sessizce bekliyorlar dedenin içeride kime üfleyip, çare olmasını ve sıranın kendilerine gelmesini..
O esnada çocuğu olmayan gelin her gece ot döşeği çürüten çocuğu kucağına alıp, özlemle seviyor..
Ve bir an bakıyor ki eteği sular içinde, çaktırmıyor, kucağında ki çocuğu yere indirip, o çok istediği çocuk özlemini unutuverip, ıslanan eteğini toplayıp, alttakilerinde ıslanmasını engellemeye çalışıyor..
Tam da bu sırada dede içeriden bağırıyor kim var gelsin hele..
Islanan eteğine çare arayan gelinin meşgul olması, onlardan önce sırada olanların dedeyi duyacak kadar kulağa sahip olamamasını fırsat bilen kadın sırayı bozup, dalıyor içeri, gelinin eteğini de çürüten çocuğu kolundan tutup, içeri çekiyor.
Ve dedenin karşısına geçip, anlatıyor derdini..
Dede bir kadını, birde çocuğu süzdükten sonra mırıldıyor..
-Bu işe çare olurum ama 10 yumurta..
Kadın önce anlamaz..
Dede bu kez yüksek sesle, ‘Gelin sen 10 yumurta al gel taze olsun, tavuktan yeni çıkmış olsun ha’ deyip, gelini evine, yumurtaları getirmesi için yolluyor..
Kadın çaresiz koşarak eve gidip, ikisi de komşudan 10 yumurtayı alıp yeniden dedenin ve  yanına bıraktığı çocuğun olduğu üstten pencereli damın odasına giriyor..
Dede yumurtaların gelmesiyle açılan gözleri ile başlıyor okumaya, çocuğu önüne alıp üfürüyor ve tamam gidin bundan sonra olmaz diyor..
Yani 10 yumurtayı alan dedenin okuması ve üflemesi işle sorun bitiyor gibi..
Çocuğu evine alıp gelen ve akşamı heyecanla bekleyen kadın rahat uyumanın hayali ile önce çocuğu uyutuyor..
Ve günün stres ve yorgunluğu uyanınca burnuna keskin bir koku geldiğini anlıyor ve hemen çocuğunun yatağına bakıyor ki ne göre!..
O her gün sıdık kokan çocuğu altı bu kez daha beter halde.. Çişinin yanı sıra birde büyüğünü yapmış halde çocuk yarı beline kadar batakta!.
Çocuğu ellemeden hemen kümese koşan kadın ne kadar yumurta varsa topluyor ve al acele yıkadığı çocuğu da alıp dedenin kapısını dönüyor..
Ve diyor ki;
Dede, dede bak 10 yumurta aldın küçük suyu kesecektin ama bırak küçüğü bir de büyüğü eklettin..
Şimdi al şu 20 yumurtayı da Allah rızası için çocuğu eski haline çevir..
Yani işin kısacası bize kaldırılacak denen OHAL’ı aratacak olan yeni yasalarla siyasileri, adaleti, hukuku, insan hakları değil, çok şikayetçi olduklarını belirttikleri bürokrasinin başını çeken valileri OHAL’in yerine gelecek olan BUHAL ile daha da güçlendirenler ve bunları görmeyip, uyuyan muhalefetin olduğu ülkemde 20 yumurta bulabilecek miyiz?
Onu da ben bilemiyorum..
Çünkü basın ve medya korkudan, muhalefet uykudan altlarının ıslandığını bile fark edemiyor halde..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.