25.11.2021, 05:41

Üretmiyoruz üretemiyoruz

Sevgili okurlar dolar, altın aldı başını gidiyor. Sosyal medyada bazı paylaşımlar görüyorum. Yemeklik sıvı yağ bulamadığını, bulanların ise fiyatının çok yüksek olduğu yönünde paylaşımlar. Ekmeğe önümüzdeki günlerde bir zam geleceği gibi yaşamımızı etkileyecek birçok konuda olumsuz paylaşımlar. Tüm bunların arasında inanın ne yazacağıma karar veremiyorum. Hayat pahalılığı varken Çatalca’da neler yapıldı neler yapılmalı gibi önerilerimi, düşüncelerimi paylaşmak bana da yorucu geliyor. Dolar ya da altın olarak borçlanan insanlarımız aklıma geliyor. Kirada oturup asgari ücretle ev geçindiren onun yanında çocuklarını okutan insanlarımızın durumlarını düşünüyorum. Ekonomiden çok anlamam ama bende ev geçindiren çocuk okutan bir babayım. Markete girip çıktığımda evime bir şeyler aldığımda, faturalar geldiğinde gerçekleri görüyorum. Umarım ülkemiz bu durumdan biran önce çıkar. Ben hep üretmekten bahsediyorum. Ne yazık ki üretmiyoruz. Hazırcı bir toplum olduk.

Ülkemizde tarım hayvancılık yapmak zordu şimdi bu döviz artışlarıyla daha da zor olacak. Tam gübreleme zamanı artan döviz nedeniyle gübre ve ziraai ilaç satışları durdu. Bu da ne demek oluyor hasat zamanı çiftçinin yüzü gülmeyecek, vatandaşta daha pahalı belki de kısıtlı miktarda ürün satın alacak. Çiftçi üretemezse dışa bağımlılığımız artacak ve her döviz hareketlenmesi bizlerin bütçesini derinden sarsacak. Dolar yükseliyor en temel gıda ürünleri olan ekmeğe, yağa, una saymakla bitmeyecek pek çok ürüne zam geliyor. Bunlar olurken vatandaş nasıl geçineceğinin derdine düşüyor birileri de çözüm olarak aylarca soğan ekmek yiyerek bu sürecin üstesinden gelmekten bahsediyor. Yazık oluyor çok yazık oluyor. Verimli toprakları işleyemiyor, üretemiyoruz. Günden güne bu hazırcı tutumla dış ülkelere daha da bağımlı hale gelerek pek çok alanda yok oluyoruz. En değerli tarım arazilerini binalarla doldurarak yok ediyoruz. Bir önceki yazımda dediğim gibi şimdi ne yapacağız? Yapılan binaları köprüleri mi öğütüp yiyeceğiz. Bir an önce ülke adına gerçekçi ve doğru politikalar üreterek bu çıkmazdan kurtulmak için adımlar atılmalıdır.

Hayati önem taşıyan projeler

Birazda Çatalca’dan bahsetmek istiyorum. Çatalca Belediyesi Basın Bürosu’ndan servis edilen haberlere göre ilçede kentsel dönüşüm projeleri ile ilgili ciddi adımlar atılmaya başlanmış. Umarım bu çalışma ilçe geneline yayılır ve yeni projelerle Çatalca daha çağdaş bir kent görünümüne kavuşur. Ve benim birçok kez öneride bulunduğum ama bir türlü karşılık bulmayan telsiz istasyonu çalışması Çatalca Belediyesi tarafından başlatılmış. Bu konuyu ciddiye alıp telsiz istasyonu projesinin yapımını başlatan Çatalca Belediye Başkanı Mesut Üner’i kutluyorum. Bu proje Çatalca’da yaşayan tüm insanlar için hayati bir önem taşıyor. Biliyorsunuz ki deprem ve sel gibi doğal afetlerde ilk önce iletişim ağları çöküyor.

Nerede olduğunuzu durumunuzu bildireceğiniz hiçbir iletişim aracı neredeyse çalışmıyor. Bunun örneğini 1999 depreminde ve yakın tarihte yaşanan Çatalca’da ki sel felaketinde gördük. İletişim ağlarının tümü çökmüştü. Bir süre sonra kademeli olarak telefonlar çalışmaya başladı ve insanlara ulaşıldı. Ancak telsiz özelllikle doğal afetlerde haberleşmede olmazsa olmazdır. O nedenle doğal afetlerde haberleşmenin olmazsa olmazı olan, telsiz sisteminin Çatalca’ya kuruluyor olması beni ayrıca sevindirmiştir. Sayın Mesut Üner ve emeği geçenlere Çatalca’da yaşayan bir yurttaş olarak teşekkür ediyorum. Yazıyı bugünlerde çok ihtiyacımız olan iyi temennilerle bitirmek istiyorum. Dilerim ülkemiz bu dar boğazdan bir an önce çıkar; refah seviyesi yüksek, mutlu, eğitimli, umutlu ve huzurlu insanların yaşadığı günlere kavuşuruz.

Yorumlar (0)