27.07.2019, 06:26

Varlık Barışı

Ekonomiyi dahası devleti yönetenler hesap yapmasını bilmeli. Bir bakkal ya da manav dükkânını çevirmek için hesap yapmakta, gelir ve giderini ona göre ayarlamakta peki ya devlet/hükümet ile ekonominin başında olanlar hesap yaparak geleceği nasıl görmekte?
12 Eylül 1980'de Askeri Faşist Darbesi yapanlar askeri ve politik kararların dışında en önemli olarak ekonomik kararlara imza attılar. İlkini 24 Ocak 1980 de atan kişiler aynı kararların daha da ağırını darbe sonrası yerine getirdiler. Ülke kendi askerleri ve emniyet görevlileri tarafından zapturapt altında inlemeye başladı. Yasalar çalışan ve namusuyla iş yapan üreticinin sırtına binerek vergiyle köşeye sıkıştırmakta. Zaten büyük üretici ve onun vergiye tabi olmayan dağıtıcıları yasal olmayan yollara girmekte. Devletin güvenlik ve denetleme yapan kurum ve görevlilerinin bir kısmı devlete değil bu kişilere çalışmıştı ve variyetini onlardan aldıklarıyla yaptı. Bu da yetmedi uyuşturucu kaçakçıları, genelev patronları ve devletin üst yönetimi bunları saygın "iş insanı" yaparken dış satım da ve alımda ünlü KDV iadesiyle bunlar çok ihya edildi. Dönemin "tonton başbakanı" bu işin mucididir.
Kara paralarını dışarıda tutanlar 12 Eylül 1980 darbesi sonrası güvenli liman olarak görüp ülkeye getirdiler aklayıp pulladılar. Peki, son on yıl içinde aynı parti iktidar da olmasına rağmen ekonomideki güven ve istikrar olmayınca hem dış borç hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışındaki birim ve geliri ülkeye gelmemekte.
2008 de 5811, 2013 de 6111 ile 6486, 2016 da 6736, 2018 de 7143ve 2019 da 7186 sayılı gelir vergisi kanunu ile ilgili bazı değişiklikler yapıldı ve "Varlık Barışı" düzenlenmesi yürürlüğe girdi. Bunda iktidarın ekonomiyi yürütenlerin amacı neydi? Kurum ve kişilerin yurt içi ve dışı varlıklarının ekonomiye kazandırılması. Ülkenin sıcak para ve tasarruf açığının kaynak ihtiyacı kalmadan bir kereye mahsus %1 lik vergi alımıyla aklamak. Para ya da birikim/sermaye güvenli ve istikrarlı iktidar arar ya da yaratır. Mevcut yönetim bu konuda güvence     veremediği gibi teminat da gösteremiyor.
On yılı aşkındır iktidarı/devleti yönetenler ekonomiyi rayına oturtamamakta, borç borçla kapanmakta, yatırımlar devlet teminatıyla yapılmakta. Yönetime gelirken borç ödüyoruz diyenler yerel yönetimleri bile borç batağına sokmaktan çekinmemişler. 2008 den bugüne yaptıkları "varlık barışı" kanunlarıyla kendi taraftarları bile yurt dışında ki birikimlerinin gerçek oranlarını getirmez iken yurt içindekiler dövize ve altına yatırarak yastık altında saklamaya devam etmekte.
İçinde bulunduğumuz sistemin krizi, yerel olarak iktidar ve ekonominin krizi güven ve istikrar olarak kaygan zeminde olması, eşitsiz gelişim ve bölüşün hat safhaya çıkması, toplumsal muhalefet güçlerinin yasal zeminde göreli de olsa 23 Haziran seçimlerinde kendisini göstermesi yönetenlerin yönetemez olduğunun bir kanıtıdır. Zorlama olarak çıkardıkları "varlık barışı"  bir öncekiler gibi hüsranla sonuçlanacaktır. İktidar her hüsranla biten bir çalışma     sonucunu yine vatandaşa vergi ve zam olarak     yansıyacaktır.
Kısaca yaşanan kriz ve durgunluk döneminde güven ve teminat yerlerde sürünmekte.
Döviz ve altın mevduatlarının TL'ye çevrileceği beklentisi tedirgin etmekte.
İktidarın tüm cazibesine rağmen "varlık barışı" kapsamında yurt dışından ve yastık altındaki     varlıkların gün yüzüne çıkarılması zor gözükmekte. 

Yorumlar (0)