04.04.2021, 08:34

Virüse karşı tek başına

EVET haklı çıkmanın belki bir gururuyaşanıyor ama böylesi durumda haklı çıkmak sesini duyuramamak anlamında olunca üzüntüye gark oluyoruz. Hep söyledik. Lebalep kongreler Maşallahlar ile bu iş büyür önlenemez hale gelir dedik. Ne oldu. Geldiğimiz yer neresi Türkiye bırakın kan kırmızı idi artık kiremit rengine döndü! Vaka sayısı 1 ayda 4 katına çıktı! Evet yine devekuşu gibi başımızı kuma gömdük. Sayılarla oynuyor. Vakaları gizliyoruz Gidin bir hastanede doktorları dinleyin herkes biliyor ama tam kapanma gelmiyor . Şunu iyi bilin her birey virüse karşı tek başına bırakıldı. Vaka sayısında Avrupa birincisi dünya 4.süyüz. Maalesef sadece bir hafta içinde 1,000'den (bin) fazla kişi Covid-19 nedeniyle vefat etti. Bakan Koca'nın deyimiyle "Virüse karşı en iyi önlem yakalanmamaktır" buyrun bakalım. Söylediğimiz her şey, söylediğimiz tarihlerde birer birer gerçekleşiyor. Virüste daha bulaşıcı olan İngiliz mutasyonunun geldiğini ve artık yerli olduğunu söyledik haftalar önce. Bunu takip eden günlerde önlemler arttırılacağına, “Kontrollü normalleşme” adı altında önlemsizlik getirildi.

Sağlıkçılara haksızlık

Tam bir yıl önce bugünlerde korku sıkıntı içinde hatta daha bugünkü gibi de ne olduğunun hiç ayırdında olmadan Covid-19 denilen yada Corona virüs olarak anılan bu lanet pandeminin içine hızlıca dalmışız. Şöyle bir arşive baktım da geçen sene Nisan ayında ne dediysek bugün aynılarını tekrar edip çözüm arıyoruz. Bir farkla o günden bugüne sadece aşılamanın başlaması bu yılın yeniliği olmuş. Anımsayın. Cumhurbaşkanı ve eşi balkonlara çıkıp sağlıkçılarımızın o günlerde hala da insanüstü gayretle vermeğe devam ettiği mücadeleyi alkışlamıştı. Milyonlar camlarda balkonlarda günlerce akşam saat 21.00 de alkış tutmuştu. Hakkınız ödenmez demiş şükran duygularımızı dile getirmiştik. Milyonlar haklı çıktı. sağlık emekçilerinin hakkı ödenmedi ! hem de nasıl ödememek onlara kızarak saygısızlık ederek ödememek.

Dünya hak veriyor

Şimdi şuna dikkat çekmek isterim. dünyada diğer ülkelere bakıldığında İtalya, Almanya, Belçika, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika ve Malezya tarafından COVID-19 ön planda sağlık çalışanları olmak üzere riskli gruplar için meslek hastalığı olarak kabul edilmiş iken ülkemizde COVID-19 halen resmi olarak meslek hastalığı olarak kabul edilmemiştir. Neden?

Selçuk açıkladı tepki yağdı

Bu sorunun yanıtını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk verdi. Selçuk’un, koronavirüsün meslek hastalığı kabul edilmesi talebiyle ilgili yanıtı sosyal medyada büyük tepki çekti. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, koronavirüsün meslek hastalığı kabul edilmesi talebiyle ilgili “Evde hastalananlar var, nasıl meslek hastalığı kabul edelim” ifadelerini kullandı.Bu arada Koronavirüs meslek hastalığı sayılsın önergesi AKP ve MHP tarafından reddedildi. Türk Tabipleri Birliği, sağlık çalışanları için Covid-19’un illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi taleplerine ilişkin olarak “Evde hastalananlar var, nasıl meslek hastalığı kabul edelim” açıklaması yaptığı belirtilen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'u eleştirdi. TTB, "Siz kabul etmek istemezseniz de dünya yuvarlaktır, Covid-19 da meslek hastalığıdır!" açıklamasını yaptı. TTB'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bakan Selçuk'un 'Evde hastalananlar var, COVID-19'u nasıl meslek hastalığı kabul edelim?' açıklaması sağlık çalışanlarının hafızasına ve tarihe sorumsuzluk örneği olarak not düşmüştür. Siz kabul etmek istemezseniz de dünya yuvarlaktır, Covid-19 da meslek hastalığıdır!" ifadesi kullanıldı.

Ayıptır yazıktı günahtır

Bakan Selçuk’un ‘hastalığı evde kapanlar’ var sözleri, Covid-19 salgınında ailelerinden ve çocuklarından uzak durarak hastanelerde canhıraş çalışan sağlık emekçilerinin hastalığı hastanede değil de evde kaptığı açıklaması tepki topladı. Şimdi soruyorum...Covid19 meslek hastalığıdır. Hiçbir sağlıkçı bu hastalığı evinde oturarak kapmadı. Çoğu memurlar esnek mesai çalışırken,Sağlık çalışanlarının Mesai sayısı ve iş yükü arttı.İstifa izin hakları iptal edildi. Nasıl evde kaptılar sizce? Bunca acı çekilmeseydi, salgının başından beri 395 sağlık çalışanını Covid-19 nedeniyle kaybetmemiş olsaydık, Sayın Zehra Zümrüt’ün şaka yaptığını düşünebilirdik belki Ayıptır, Sayın Bakan, yazıktır, günahtır. Covid-19 meslek hastalığıdır! Bununla birlikte salgının başlangıcından beri salgınla mücadelenin en ön saflarında mücadeleye devam eden ve mesleği/görevi gereği COVID-19 hastaları ile teması/muayenesi/müdahalesi gerekli ve kaçınılmaz olan sağlık çalışanlarında diğer meslek kollarından daha farklı bir durum söz konusudur. İnşaatta çalışırken iskeleden düşen inşaat işçisinin durumu “iş kazası” olarak kabul ediliyor veya seramik fabrikasında çalışırken “silikozis” gelişen çalışanın durumu “meslek hastalığı” olarak kabul edilip bildirilebiliyor ise; İŞİ ve MESLEĞİ gereği COVID-19 hastalarına bakan/muayene eden/müdahale eden/temas eden sağlık çalışanlarının buna bağlı olarak COVID-19 hastalığı tanısı almaları da benzer şekilde sağlık çalışanı için meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir.

Öngörüye gel vatandaş!

Ülkede laf olsun diye barlar hariç her yer açıldı. Laf olsun diye konulduğu aşikar, ne olduğu belirsiz bir yüzde 50 kapasite şartı ile. Ne bir denetim, ne başka bir şey yolda maskesini indirmiş teyzelere ceza kesildi ama lebalep kongreler yapıldı. Biraz kafası çalışan herkes “Yani bari kırmızı illere bir seyahat yasağı getirin" dedi O da yapılmadı. Bilimi bırakın, aklın önerdiği ne varsa hepsinden uzaklaşıldı. “Böyle buyurdum” tarzı bir mücadeleye geçildi. Sonunda, doktor olmasına gerek yok, biraz izanlı herkesin beklediği oldu. Vakalar önce 30 bini hızla aştı, şimdi 45 bine doğru koşar adım gidiyor. Hastanelerde yine yer kalmadı. Yoğun bakımların full hale gelmesinin eli kulağında. Ölüm sayılarının da pek yakında katlanacağından emin olabilirsiniz. Vefatlar, sayı artışlarını 15-20 gün geriden takip ediyor sadece. Göz göre göre buraya geldik, başa döndük diyemeyeceğim beterine döndük. En küçük bir sürpriz yok. Çünkü bunun olacağı belliydi! Akla, izana dönülmeyince, mecburen geç de olsa önlemlere geri dönüldü.Cumartesi yeniden sokağa çıkma yasağı. Tam turizm sezonu başlarken, Ramazan’da tam kapanmaya yakın bir kapanma.

Yazık bu millete

Bir restoranı, bir iş yerini açmak ciddi bir para. Adama aç diyorsun, daha yaptığı masrafı çıkarmadan geri kapa diyorsun. Sonra bir daha aç, bir daha kapa. Birden aklıma geldi Şener Şen'in musluk reklamı " Aç kapa Artema" şaka gibi ama acı bir gerçekç. Bu kadar öngörüsüzlükle devlet mi yönetilir Allah aşkına. Salgın gibi işleyişi bu kadar belli, bu kadar net olan bir olayda bile bu kadar öngörüsüz olunca diğer konularda Allah hepimizi korusun diyorum.

Bilim Kurulu ne yapmalı?

Sağlık Bakanlığı Corona Bilim Kurulu'nun saygın üyeleri. Tüm olan biteni yani zamansız ve kontrolsüz açılma sonrasında olacakları sizlerin de öngördüğünü tahmin ediyorum. Benim bile öngördüğümü, sizin öngörmemiş olmanız imkansız.Bu durumda şu ortaya çıkıyor.Normalleşme kararı size rağmen alınıyor. Sizi dinleyen, biliminizi ciddiye alan yok.O zaman yapmanız gereken şu. Hemen istifa etmek. Yok eğer diyorsanız ki, “Hayır her şeyi bize sordular ve bizim önerilerimiz doğrultusunda yaptılar." O zaman yapmanız gereken yine hemen istifa etmek.Vakalar, sözde kontrollü özde kontrolsüz normalleşme başladığı gün söylediğimiz hız ve oranda artıyor.

Artık 40 binlerdeyiz.Bugün muhtemelen 40-45 bandında oluruz. Virüsün artık daha genç yaşlara indiğini ve daha kolay bulaştığını biliyoruz. Lütfen dikkat. Lütfen kişisel önlemlere devam. Kalabalıktan uzak durun, lebalep dolu lokantalara, toplantılara girmeyin.Maskenizi takın mutlaka. Aşı olanlar da lütfen önlemlerini ihmal etmesinler. Çünkü aşı olanlar da öyle veya böyle COVID 19 olabiliyorlar. Tanıdığım pek çok sağlık personeli, ki aralarında profesörler bile var, aşıya rağmen COVID oldular. Bazıları hiç de hafif geçirmedi. Aşı olmamış olsalar muhtemelen onları kaybedecektik. Toplum sürü bağışıklığı kazanmadan aşıya güvenmek yanlış ve daha da fenası tehlikeli. Çünkü aşılı kişilerin mutasyonlu virüs üretme olasılığı daha yüksek.O yüzden aşı olmuş bile olsanız, en az 50 milyon yurttaşımız iki doz aşısını da oluncaya kadar korunmaya devam.

Salgında ipin ucu kaçtı

Sağlık Emekçieri Sendikası düzenlediği basın açıklamasında salgının kontrolden çıktığını ancak iktidarın lebaleb kongreler yaparak topluma her şey normalmiş görüntüsü verdiğini belirten SES, pandemi ile mücadelede yapılması gerekenleri 14 maddeyle açıkladı.

“Haklı itirazlarımızın dikkate alınmaması ve bu aşamadan sonra yaşanacak gelişmelerden dolayı kaygılı ve aynı zamanda çok öfkeliyiz çünkü salgın kontrolden çıktı” denilen açıklamada, “Salgının başından beri sürekli şeffaflık istedik ama hiçbir bilgiyi bizlerle paylaşmadınız. Halkın sağlığını değil, ekonomik çıkarları öncelediniz. Salgınla ve aklımızla dalga geçer gibi alınan kararlar, önlem değil yasaklar oldu” ifadelerine yer verildi.

Bilime kulak tıkadınız

İktidarın lebaleb (tıklım tıklım) kongreler yaparak topluma her şey normalmiş görüntüsü verdiğine vurgu yapılan açıklamada şu ifadeler de yer aldı: "Türkiye de salgının ikinci pikinin birincisine göre daha ağır olduğu ve üçüncü pikin ikincisinden daha ağır sonuçlara yol açacağı endişesi yaşayan bilim insanlarının görüşlerine kulak tıkasanız da gelinen süreçte ne kadar haklı olduklarını tüm toplum gibi siz de görüyor ve ne kadar haklı olduklarını da biliyorsunuz. Salgının kontrolden çıktığını, ipin ucunun kaçtığını ve bunun sorumlusunun ise salgını yönetmede ortak aklı ve bilimsel yöntemleri reddederek, toplumun değil bir avuç sermayedarın ayakta kalması, karına kar katması için çarkların dönmesi ısrarında olanlar olduğu da bilinmektedir.


SAĞLIKÇILARDAN ÖNEMLİ ÖNERİLER
1.Salgınla mücadele demokratikleşmelidir. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıkların da içinde olduğu sağlık alanındaki emek meslek örgütleri temsilcileri ve siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu yeni “bağımsız” bir kurul oluşturulmalıdır. Bu kurulun alacağı kararlar toplum ile en kısa sürede tüm ayrıntıları ile paylaşılmalıdır.

2. Dört hafta boyunca ülkeye giriş çıkışlarda çok sıkı tedbirler uygulanmalıdır.

3.Dört hafta boyunca sağlık, belediye temizlik ve gıda satışı dışındaki tüm faaliyetler durdurulmalıdır.

4. Güvenlik adına yürütülecek faaliyetler cezalandırıcı bir perspektifle değil sosyal hizmetler ve destek kapsamında yerel yönetimlerin de katılımıyla yürütülmeli, başta pandemide belirlenen kuralların denetimi, özellikle ev içinde başta kadın ve çocuklara yönelik olmak üzere şiddet, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumaya yönelik tedbirlerle sınırlı olmalıdır.

5. Kamuda çalışan işçi memur vb. tüm çalışanların maaşı kesintisiz ödenmelidir. Gündelik işlerde ve özelde güvencesiz çalışan ve yoksulların tamamına 1 aylık ihtiyacını karşılayacak (en az 5 bin TL) mali destek kamu bütçesinden karşılanmalı, esnafa bir aylık kira bedeli ve geçim giderleri desteği (en az 5 bin TL) verilmelidir.

6. Sağlık personeline nitelikli kişisel koruyucu donanım eksiksiz sağlanmalıdır. Pandemi ile mücadelede sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri ile bakanlık kolektif çalışmalıdır. Sağlık alanındaki personel açığının güvenceli kadrolu istihdamı ile kapatılmasına yönelik planlama yapılmalı, 4C, 4B gibi güvencesiz kadrolarda çalışan personelin güvenceli kadroya geçmesi sağlanmalı, haklarında kesin yargı kararı bulunmayan ihraç tüm sağlık emekçileri göreve başlatılmalıdır.

7. Yüksek enfeksiyon riski ve aşırı iş yükü altında çalışan sağlık çalışanlarının sahada yaşadıkları şiddet, mobbing, adaletsiz ek ödemeler, belirti göstermelerine rağmen vb. sorunların giderilmesine yönelik ivedilikle planlamalar yapıp girişimlerde bulunulmalıdır.

8. Belediye temizlik işçileri, gıda tedarikçileri, güvenlik güçleri gibi çalışması zorunlu olan kesimlere kamu ve çalıştırmaya devam eden firmalarca nitelikli koruyucu donanım sağlanmalıdır.

9. Aşı üretimi için gerekli altyapı ve donanım sağlanmalıdır. Aşı üretimi ilgilenen ve kapanan tüm kurumlar açılmalı ve güçlendirilmelidir. Bu gerçekleşinceye kadar dışardan ülkede yaşayan tüm yurttaşlara (göçmenler, mülteciler, sokakta yaşayanlar, kimliksizler vb dahil) yetecek kadar aşı temini için yeterli kaynak ayrılmalı ve aşılama hızlandırılmalıdır.

10. Kalabalık ve yoksul aileler içerisinde hastalığa yakalananların tedavilerinin ve izolasyon süresi boyunca konaklamalarının kamuya ait ya da kamunun finansmanını sağlayacağı ayrı mekanlarda gerçekleştirilmesi, izolasyonda kalmak zorunda olanlara bakım verilmesi sağlanmalıdır.

11 Covid-19 nedeniyle enfekte olan ve hayatını kaybeden insanlarımızın ve sağlık çalışanlarının sayısı dahil tüm veriler, yapılanlar, eksiklikler şeffaflıkla toplumla paylaşılmalıdır.

12. Bir aylık sürenin sonrasında salgının boyutu yeniden gözden geçirilerek hareket edilmelidir. Salgın tüm dünyada kontrol altına alınıncaya kadar yurtdışı giriş ve çıkışlarda tedbirler (test yapma, 14 gün izolasyon vb.) sürdürülmelidir.

YAPMAMIZ GEREKEN

KENDİMİZİ KORUMAK

Bakan Koca, virüse karşı tek başımıza olduğumuzu vurgulayıp, "Artık yükün geri kalan kısmı, bizim, bilim insanlarımızın, sağlık çalışanlarımızın üzerindedir. Bu büyük sorumluluk duygusu, size tedbirlere uyma isteği vermelidir. Yapmanız gereken, kendinizi korumak ve aşı sıranızı beklemektir" dedi.

Bakan Koca açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:

*Bilim Kurulu'nun bugünkü haftalık toplantısında, virüsün yeni varyantları, aşı ile ilgili son gelişmeler ve Toplum Bağışıklığı konusu ile birlikte, bazı illerimizde artan risk düzeyi ele alınmıştır.

*Her şeyden önce kesinlik arz eden şudur: Toplum, her ne kadar bunu yeterince gündeme almamış olsa da, virüs gücünü korumaya devam ediyor. Artan vaka sayısı bunun kanıtıdır.

*Bugünlerde öne çıkan bir sorun var: Salgına karşı başarı için ihtiyaç duyduğumuz sabrı, aşı sayesinde Toplum Bağışıklığı sağlanana kadar gösterip gösteremeyeceğimiz. Bilimin attığı adımlarla aşı tedarikindeki önemli gelişmelerin hepimize tedbirli bir bekleyiş sorumluluğu yüklediğini düşünmeliyiz.

*Kısıtlamaların azaltıldığı 1 ayı geride bıraktık. Maalesef bu 1 ayda, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, nüfusumuzun yüzde 80'inin yaşadığı 58 il, kısa sürede, riskin çok yüksek olduğu iller arasına girdi. Buna rağmen başarıya inancımızı korumalıyız. Bize ve bilim insanlarımıza şimdi eskisinden daha fazla görev düştüğü bilinmeli ve bu bilgiyle de her birey direncini artırmalıdır. Kısa bir süre içinde aşı ile yaygın bağışıklık hedefinde başarılı olacağız. Bu hedef topluma bir güç kaynağıdır.

*Bilim insanlarımızın kamuoyuna aktarmak zorunda olduğum bir mesajı var: Mutasyona uğrayan virüslerin yayılım hızını artırdığı büyük bir ciddiyetle ele alınmaktadır. Covid testi pozitif kişilerde bizim yaptığımız araştırmalarda da bu varyantlara çok sık rastlanmaktadır.

*Ülkemizde tespit edilen varyantlar dikkat çekicidir. İngiltere varyantı, 81 ilde 180.448 örnekte tespit edilmiştir. Güney Afrika varyantı, 11 ilde 169 örnekte tespit edilmiştir. Brezilya varyantı, 2 ilde 4 örnekte tespit edilmiştir. California-New York varyantı 1 ilde 2 örnekte tespit edilmiştir. Toplamda ortaya çıkan tablo, İngiltere varyantının ülkemizdeki vakaların yüzde75'ini oluşturduğunu, klasik tip Koronavirüsün yerini aldığını ortaya koymaktadır.

Yükün bu aşamadaki büyük kısmı, bizim, bilim insanlarımızın, sağlık çalışanlarımızın üzerindedir. Bu sorumluluk duygusu, milletimizin salgınla mücadelede dayanıklılığını, tedbirlere uyma isteğini ve yaşama sevincini artırmalıdır."

Yorumlar (0)