Toplumlar mutlaka büyük krizler sonrasında yeni toplumsal değişimleri yaşarlar. Yaşadıklarımız tam da yeninin habercisi olan doğum sancılarıdır.

Zamanında çok konuştuk, çok yazdık, yine konuşuyor ve yine yazıyoruz. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında Türkiye mutlaka; AK Parti CHP koalisyonunu kurmalı, gelecek büyük kriz ancak böyle aşılabilir dedik.
Türkiye büyük tarihsel mutabakatı oluşturmalı, seçim sonuçlarının önümüze getirdiği denklemden faydalanılmalı dedik.
****
16 Nisan Referandumunda bas bas bağırdık.
Türkiye hiç iyiye gitmiyor diye...
Tek adama dayalı sistem sorunların üzerinden gelemez, aksine sorunları derinleştirir diye...
24 Haziran seçimlerinde yeni sistemle daha hızlı karar alacağımızı, kriz yaşanmayacağını, ekonominin daha iyi olacağını söyleyenlerin aksine; büyük bir krizin kapımızda olduğunu söyledik. 2018'in sonuna kadar 59 milyar dolar, 2019 yılında 186 milyar dış borç ödeyeceğimizi, bütçe ve cari açığın büyüdüğünü, borçlarımızı ancak borçla ödeyebildiğimizi, kırılgan ekonomik yapımızdan ve sistemin değişmesinden dolayı yabancı sermayenin gelmeyeceğini, eskisi gibi kolay borç bulamayacağımızdan dolayı ciddi krizler yaşayacağımızı söyledik.
****
Dış politikada ki kararların, dünyada bizi yalnızlaştırdığını; Rusya, İran, Suriye birlikteliğinin, Astana sürecinin, Türkiye'ye büyük belalar yaşatacağını, batıyla ilişkilerin koparılmasının, Avrasyacı bir çizgiye gelmemizin sorunlara gebe olduğunu söylememize rağmen bunların yaşanmayacağını iddia edenler; İdlib'i Rusya'nın bombalamasıyla, silahlı unsurların kentten çıkarılarak Esad'a teslim edilmesinin açık deklare edilmeye başlanmasıyla ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.
****
Ancak yine aynı burnundan kıl aldırmayan söylemler devam ediyor. Malzeme bol... Krizin sorumlusu asla iktidar değil... Kemer sıkmayan, kemeri alabildiğine genişleten devleti yönetenlerin sorumluluğu sıfır, varsa yoksa sorumlu bizi kıskanan batı... Tabi o'nun yerli işbirlikçileri...
****
‘Türkiye'nin adalete, hukuka ve büyük tarihsel uzlaşmaya, AK Parti'nin 1. döneminde gerçekleştirdiği reformları 2. dönemde de gerçekleştirmesine, demokrasi, AK Parti’nin fabrika ayarlarına dönmesine ihtiyacı var’ diye yazdık ve konuştuk.
2015 yılından beri konuşmuyoruz bağırıyoruz, sesimizin çıktığı kadar...
Kelimeler yetersiz kalmasına rağmen, yazıyoruz...
Aklı başında olan herkes nereye doğru gittiğimizi görürken, birileri inatla görmüyor.
Gören herkes de iktidar çevresinden uzaklaştırılıyor.
Ali Babacan ve Mehmet Şimşek gibi isimlere vebalı gibi bakılıyor.
****
Türkiye 16 yıllık AK Parti iktidar döneminde yaşanan lale devrinin sonuna geldi.
Takke düştü kel göründü.
Dolar krizi ile beraber ekonomimizin ne kadar kırılgan olduğunu fark ettik.
İğneden ipliğe zam yapılmaya başlanınca aslında üretmediğimizi, ithal ettiğimizi gördük.
600 milyar dolarlık dış kaynağın, özelleştirme gelirlerinin üretime yönelik değil de inşaata gömülmesiyle, devletin kara deliklerinin büyümesiyle, gelirlerin giderleri karşılamadığı bütçemizle, yap işlet devret modeliyle devletin mali yükününün artmasıyla, Amerika'nın 2008 yılında yaşadığı krizin benzerini yaşıyoruz.
****
Yaşadığımız krizi Amerika ve batının yaşattığını düşünüyoruz.
Yaşanan her krizde yabancı parmağı arıyoruz.
16 yıldır yönetenlerin ise hiç kusuru olmadığını birileri bize dikte ediyor.
Krizi çıkaran batı olurken onların yerli işbirlikçileri de unutulmuyor.
CHP asıl suçlu oluveriyor. Yetmezse yerli ve milli olmayanlar baş suçlu köşeye oturtuluveriyor.
2008 yılında Amerika'da kriz yaşanırken, orada ki krizi kim çıkarttı? Sorusuna yanıtımız tısss oluyor. 
Sahi Amerika'da yaşanan krizin sorumlusu, oradakilerin aklına dış güçler seçeneğini neden getirmemişti?
****
Sonuç olarak yolun sonuna geldik.
Lale devri bitti.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi, kriz yaşandığında sorumlu olanlar iktidarlardır.
Dış güçler varsa da belirleyici olan o değildir.
Sadece yaşanan krizde etkenlerden biridir.
Rahip hikayeleri ise topluma yönelik olarak algı operasyonlarıdır.
Suçluyu dışarda arama bahanelerini güçlendirmeye yönelik iktidarın söylemidir.
Rahip krizi başladığı günden beri de yazıyoruz.
Eninde sonunda gönderecekler, rahibi.
Sonra ne mi olacak?
Söylem değişecek.
Düşman batıdan, dost batıya...
Kahrolsun Amerika'dan staretejik ortağımız Amerika'ya...
Bugünden bu söylemleri görebilirsiniz, iktidardan ve çevrelerinden...
****
Bugüne kadar yaşadıklarımız rüzgarlardı. Ekim, kasım aylarından sonra fırtınayı göreceğiz. Asıl zararı lale devrinin bitmeyeceğini dühalkımız görecek. Batmanın bedelini de halkımız ödeyecek, asıl kazananlar ise İngiltere'den cadde almaya devam ediyor olacak.
****
Dünyanın her yerinde krizlerin faturası iktidarlara çıkar. Bizde de çıkacak. Ve yine uzun süredir yazdığımız ve konuştuğumuz gibi... Yeni bir seçenek ortaya çıkacak. Şu anda doğum sancıları yaşanıyor.

Son söz: Büyük tarihsel mutabakat gerçekleşecek. Toplumu yeniden kucaklayacak, AK Parti'nin yapamadığı yarım bıraktığı 2. tarihsel süreci tamamlayacak, uluslararası ilişkilerimizi düzeltecek, yeni bir kalkınma sürecini başlatacak, ülkeyi tam demokrasi, özgürlük, demokratik hukuk, adalet sistemi ile tanıştıracak yeni dönem, büyük krizin sonucunda ortaya çıkacak.
Tarihteki değişim anlarına bakınca gördüğünüz şey, toplumsal değişimler her zaman büyük krizler sonrasında yaşanıyor. Bizde de o dönemin doğum sancılarıdır yaşadıklarımız... 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Savaş DUMLU 2 hafta önce

Tebrikler Ali Bey

Avatar
Saffet Uygur 2 hafta önce

Eleştiri ve değerlendirmelerine aynen katılıyorum, ancak doğum konusunda endişeliyim.Ortada yeni bir doğum yapacak özne,yaptıracak ebe konusunda umutsuzluk.Kendiliğinden düzelme olmayacağına göre,muhaletsiz bir ülke bu dev sorunu nasıl çözecek?Ben tünelde kalacağımız korkusuyla meşgulüm.