09.03.2021, 05:55

Yaşar Kemal

Plakası sıfır birdir

Düz ova da kim incinir

Kavun, karpuz, pamuk, incir

Adana’nın kebabı var.

1 Eylül 1939 tarihinde bir taraftan Almanlar diğer taraftan Sovyet ordularının Polonya’nın doğu sınırından girmesi ile ikinci dünya savaşı başlamış olur. Yeni kurulan Cumhuriyetimizin bu savaşın tarafı olması için İngiliz Başbakanı Churchill, Roosevelt’le Türkiye’ye gelir ve Adana’da iki gün süren bir toplantı yapılır.

İsmet paşa; "Biz savaştan yeni çıktık. Bizim askeri giyim, ayakkabı, silah, araç- gereç, mermi ve 15 bin askere ihtiyacımız var" deyince İngiliz başbakanı tereddütsüz kabul eder. İsmet paşa ’’Ancak askerler Yeni Zelanda askeri olmayacak, gerçek İngiliz askeri isterim deyince toplantı sona erer. Halk arasında bu görüşmelere Sağırlar diyaloğu ’da denmektedir. İsmet Paşa’nın önünü kesen bir çocuk ‘’Bizi aç bıraktın’’ deyince İsmet Paşa ’Evet aç bıraktım ama babasız bırakmadım’ der. İsmet, kötülüklerden uzak duran demektir.

Adana sanayiye ilk adım atan illerimizdendir. Adananın, Çukurova’sını sulayan Seyhan nehri vardır. Sanayisiz tarım olur ancak tarımsız sanayi olmaz. Ben de pamuk pantolon giyenlerdenim. Kasım Gülek Adana’da doğar ve meclise Bilecik vekili olarak girer. Sonra Adana’da vekil seçilir. Vekil olmasını Mustafa Kemal önerir, halkla iç içe olduğu için çarıklı politikacı olarak anılır. Halkla tokalaşma rekoru henüz kırılamamıştır. İsmet İnönü Genel Başkan iken Kasım Gülek genel sekreterdi. Toplantı öncesi İsmet paşa genel sekreterin makamına uğrar, ‘’Kasım sen toplantıya

çıkmadın mı’’ deyince genel sekreter ‘’Geliyorum paşam’’ der. İsmet Paşa kapıdan geri döner. Genel sekreterin yanında birisinin olduğunu fark edince ben sizi yalnız zannettim yanındaki beyefendi kim diye sorar. Yanındaki beyefendi dediği 19 yaşında basın yayın okulunda okuyan gazeteci Güneri Cıvaoğlu. Nezaketi görüyor musunuz?

Adana’dan bir delikanlı daha çıkar. ‘’Benim kitaplarımı okuyan savaştan yana değil barıştan yana olur’’ o delikanlının adı Kemal Sadık Gökçeli, Yaşar Kemal’in ta kendisi. Ben kendisi ile Cennet Mahallesi Basın köyde otururken Talat Aydemir döneminde Kara Harp okulundan atılan yerine atandığım Banka Müdürü Asil Şenoğlu ‘Gel seni biri ile tanıştırayım’’ dedi ve Yaşar Kemal’in evine birlikte gittik.

Eşi yabancı idi. Yaşar Kemal evde yoktu, ancak misafir nasıl karşılanır, misafir nasıl ağırlanır sanki bize ders veriyordu. Yaşar Kemal 91 yıl ömür sürer. Sanat hayatı, siyaset hayatı, ödülleri,

başarıları ve davaları, çileleri, çok eseri olmasına rağmen kitaplığınızda olmazsa olmaz kitaplarından, İnce Mehmet, Orta Direk, Binboğalar Efsanesi, Yer Demir Gök Bakır, Kimsecik Üçlenesi, Ağrı Dağı Efsanesi, Teneke ve Demirciler Çarşısı Cinayeti.

Yaşar Kemal’in ilk yayınlanan eseri, Bebek Öyküsü’dür önce Fransızca, sonra İngilizce, İtalyanca, Rusça, Romence’ye ve diğer dillere çevrilir. Yaşar Kemal eserleri 40 tan fazla dile çevrilmiştir.

Adana’nın yetiştirdiklerinden bebek yüzlü Türk pop müzik sanatçısı Zekeriya Erol Büyükburç 22 Mart 1936 yılında Adana’da doğar. 12 Mart 2015 yılında hakkın rahmetine erer. İyi bir eğitim alan pop kralı bir gün halk Türkülerinin Trakya ve Balkanların temsilcisi Arif Şentürk’ün Tek Rumeli televizyon kanalında canlı yayın konuğu olur, program akışı içinde televizyona Balıkesir Millet Vekili bağlanır. Vekil hanımefendi Ben Balıkesir’in ilk Bayan Millet Vekilliğim kardeşim

Burhaniye Belediye Başkanı velhasıl kendini anlatır. Ekran başında oturan ben durur muyum aradım televizyonu ben şu numarada bulunuyorum. Derken telefonum çaldı. Alo "Ben alo diyenlerden değilim, ben merhaba diyenlerdenim. Balıkesir’in içinde Zağanos paşa camii vardır. Mustafa Kemal Atatürk ilk Türkçe hutbesini burada verir. Bu milletin köylüsünün, çiftçisinin,

işçisinin, esnafının, tüccarının, tacirinin, memurunun ve bürokratının Devlet

desteğine ihtiyacı var" der.

Bu Zağanos paşa, Fatih Sultan Mehmet’in Kayınpederi, 4 ay 16 günde Rumeli Hisarının bir tarafını yapandır. Zağanos Paşa Hisarı yaparken Hisarın üzerine on yedi burç yapar on sekizinci borç Erol Büyükburç ekran aracılığı ile evimize hoş geldiniz deyince o fiziği ve yüreği güzel insan ayağa kalktı önünü ilikledi ve saygı ile selamlıyorum dedi. Zağanos Paşa devşirme idi ancak bir günde kılınan namaz ibadetinde on yedi rekât farz olduğunu biliyordu. Nebil Özgentürk 1959 yılında Adana’da doğar. Ege Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirir. Gazeteci, belgeselci yazar 1994 yılında Bir Yudum İnsan kitabı ile yola çıkar.Nebil Özgentürk sahneledikleri yazmaya kalksam sayfalar yetmez. Atalarımız bir elin nesi var iki elin sesi var demişler, bence onun akışkanlığını sağlayan eşi değil eşiti Nehir hanımın da katkısı var diye düşünüyorum. Nebil Özgentürk araştırmacı gazeteci yazar bir gün Zeytinburnu’nda Bektaşi babalarından Turgut Koca babayı evinde ziyaret eder, sohbet sırasından koltuğun altındaki şarap şişeleri gözüne çarpar.Baba Erenler bu Bektaşilikte şarap içmek var mı deyince baba Erenlerden söz gecikmez. İçmeseydik o şişelerin orada işi ne der, sonra içseydik o şişeler neden dolu der. Turgut Koca baba ömür biter hakka yürür, tabutunu genç kızlar omuzlar. İmam sorar neyiniz oluyor evladıyız diye cevap verirler.

Konu Adana olunca güldürü ve mizah ustası Şener Şen anmadan geçilir mi? Şener Şen 26 Aralık 1941 yılında Adana’da doğar. Eşkıya, Kabadayı, Kibar Feyzo Züğürt Ağa ve Hababam sınıfı saymakla bitmez. Bir döneme damga vuranlar; Kemal Sunal, Müjdat Gezen, Metin Akpınar,

İlyas Salman, Adile Naşit, Ayşen Guruda, Münir Özkul, Zeki Alasya, Türkan Şoray o dönemin sanatçıları tek başına olmuyor diye düşünüyorum. Adana deyince aklıma Ahmet Danyal Topatan, Yılmaz Köksal, Yılmaz Duru, Salih Güney, sinema sanatçıları, kantoyu ülkemize tanıtan ve sevdiren Nurhan Camcıoğlu, Arabesk deyince Hakkı Bulut, Ferdi Tayfur, Halk müziği

denince Murat Kekilli, Haluk Levent, Savaş Ay gelir. Ülkemizi yurt dışında temsil eden, 1936 yılında Adana’da dünyaya gelen Cumhurbaşkanlığı Senfoni orkestrasında Viyola sanatçısı olan Nuri Kan kızı özel bir yasa ile yurt dışına gönderilen Suna Kan sanatının, kemanını ustaca kullanarak yurt dışında işte keman işte çağdaş Türk kadını diyen başarıları saymakla bitmeyen SUNA KAN.

Karacaoğlan kesin bilgi olmamakla 1606 ila 1690 yılları arasında Adana yöresinde yaşayan halk ozanıdır.

Karacaoğlan Osmanlı Devletinin ekonomik bunalımlar ve iç kargaşanın hâkim olduğu bir zamanda göçebe hayatı yaşamıştır.Karacaoğlan göçebe toplumun geleneklerinin içinde yaşadığı, yurt edindiği Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen Aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri onun kişiliği ile birleşerek aşık edebiyatına

yepyeni bir söyleşi getirir. Karacaoğlan bir gün pınara su almaya giden ağanın kızı Elif’e rastlar.’’Seni babandan isteyeceğim’’ der. Elif ‘’Ay kara oğlan babam beni beyin oğluna

verecek niye sana varayım’’diye karşılık verir. Karacaoğlan; Bana kara diyen dilber gözlerin kara değil mi, ağalar beyler içerler kahvede kara değil mi, beni kara diye yerme Mevlam yaratmış hor

görme, ela göze sürme çekerler kara değil mi ? Karacaoğlan bir gün Ağa’yı ikna eder ve Elif’le evlenir. Babası gönülsüz verdiği için gömleğinin düğmelerini enseden topuğa kadar yapar.

Evlendikleri gece Karacaoğlan düğmeleri tek tek çözer tam bitti derken ne görsün düğmeler kendiliğinden iliklenmiş, dışarıya bakar ne görsün gün ağırmış, sabah olmuş kar yağıyor.

Karacaoğlan ’’ incecikten bir kar yağar tozar Elif Elif diye, ak elleri kalem tutar yazar Elif Elif diye’’ dile getirir. Bu kültür, tarım ve sanayi şehrinin şehri emini Zeydan Karalar size çok iş

düşüyor. Oğlum dedi ki ‘’Baba bir kız arkadaşım var, tanıştırmak istiyorum. Oğlum

nereli ne iş yapar diye sordum. Bana ‘’Baba tanıştırayım kendin sor’’ dedi. Karar

verildi gelin adayımız geldi elinde iki kadife plaket kutusu birini eşime birini

bana. Açtık kutuyu ne görelim benimkinde benim doğum tarihli, eşiminkinde

eşimin doğum tarihli Cumhuriyet gazetesi,kaynata ben cumhuriyetimle geldim

ister kabul et ister kabul etme kale içten fethedilir. Şimdi bir de nur topu Ata

Karan’ımız var. Ölenlere rahmet yaşayanlara sağlıklı ömür diliyorum.

Yorumlar (0)