16.05.2020, 07:06

Yeni dünya düzeninde İslam'a doğan fırsat

İslam inanışına göre "Müslümanlar birbirlerinin kardeşleridirler." Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, herbirinin diğeri üzerinde birçok hakları, sorumlulukları vardır.
**
Müslüman, hem kardeşinin hem de diğer insanların emniyet, güvenlik, sağlık, eğitim, din, can, mal emniyeti, ırz ve şerefini koruma hülasa tüm varoluş mücadelelerinde, kardeşine omuz verme, katkı sunma zorunluluğundadır.
**
Bu ve benzeri diğer konularda asla vurdumduymazlık, nemelazımcılık yapamaz.
**
Olabildiğince sosyalleşmek, kurallarla yönetecekleri topluluklar oluşturmak Müslümanların görevidir.
Günümüzdeki gibi sünepe, dağınık, birbirinden bi-haber, sadece kendi çıkarları peşinde koşuşturan bireysel anlayış zaten Müslümanlık anlayışı değildir.
**
Bütün bunları temin etmek için, gerekli donanımı haiz olarak, genel idareye talip olma zarureti vardır. Kimi İslam ülkelerinde kısır da olsa bu mücadelelere girişildiği görülüyor.
**
Müslüman, kendi toplumu içindeki yönetimi zaten deruhte ederek, 'arzı dizayn etmek'le görevlidir.
Aksi halde dünya ve ahiret saadeti nasıl oluşturulur?
**
Zira, dünyayı imar ve ıslah etme sorumluluğunun hesabını verecek olan Müslümandır.
**
Bunu başkalarından beklemek mümkün olmayacağına göre, Müslüman, global bir bakışla dünyada olan biten herşeyle ilgilenmelidir.
**
Müslüman, insan ilişkilerinin hakça yürütülmesinden, çorak arazilerin suya kavuşturulmasına kadar kapsamlı bir görevin sahibi, muhatabıdır. Canlı cansız tüm varlıklara sağlıklı bir hayat ortamı sunmakla mükelleftir.
**
Bu bağlamda, dünya üzerinde halen cari olan ve virüs sonrasında değişmesine kesin gözüyle bakılan "küresel sömürü sistemi"ne karşın ihdas edilmesi planlanan "yeni dünya 'sömürü' sistemi" Müslümanların geleceği adına öncekinden çok daha müsbet fırsatlar sunacaktır diye düşünüyoruz.
**
Müslümanların, küresel sisteme nüfuz etmeleri, onu etkilemeleri, yeni oluşturulacak sisteme nispetle daha zor bir durum idi. Küresel sisteme karşı müslümanların güç ve kuvvetlerini birleştirerek 'kafa tutmaları' (ilk etapta olumsuzluklarını minimize etmeleri), sanal, dijital düzende kolaylaşacaktır.
**
Zira yeni düzende, her devletin bekası adına, ulusal değerleri korumacılığının, dini anlayış ve cemaatleşmelerin, milliyetçi akımların daha da öne çıkacağını düşünürsek; önceki sistemde bir merkezde toplanan güç, bu yeni sistemle parçalara bölünecek, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılacaktır.
**
Güç merkezinin parçalara bölünüp dağıtılması karşısında, güç zaafiyeti içinde olmasına rağmen Müslümanlar artık önemsenir olacak, yeni sistemle yaşadıkları yerlerdeki varlıklarını ikame etmeleri daha bir mümkün hale gelecektir.
Kim bilir ?, yeni düzen, belki de sırf bu açmazı dizayn etmek üzere planlanıyor da olabilir !
**
Yeni sistemde Müslümanlar, bölge veya ulus devletlere iktidar edenlerce sistemin işleyişi bakımından daha çok hesap edilecektir. Küresel sistemde pek anlam ihtiva etmeyen bu durum toplumlar arasında etkisini az da olsa gösterecektir. Yeterki Müslümanlar bölgelerinde veya ülkelerinde varlık nedenleri olan değerlerini öncelesinler, bu şuurla teşkilatlarını kursunlar.
**
Müslümanlar arasında evrensel olan 'sınır tanımazlık ülküsü'nün canlı ve diri tutulması, kardeşinin derdiyle dertlenmeyi unutmaması bilinci, bir güç olarak önlerinin açılmasında onlara büyük katkı sunabilir. Hatta, ümit edilir ki bu sayede yeni sisteme karşı denge unsuru olmaya da namzet olurlar.
**
Küresel sistemdeki karşı konulması neredeyse imkansız olan güç, etkinliğini kaybettiği ve çeşitli coğrafyalarda yeni yeni güç dengelerinin oluşmasına zemin hazırladığı için İslam adına büyük bir kazanım söz konusu olacaktır.
**
İslam dünyasının bunun bilincinde olması, kendiliğinden doğan fırsatı heba etmemesi önemlidir. Aralarından bir- iki bölge gücü çıkarmaları, yeni oluşacak dijital-sanal sisteme, robot ve duygusuz insan modeline karşı Müslümanları arzulanan yere (hedefe) taşıyabilecektir kanaatindeyiz.

Selam ve sevgi ile.

Yorumlar (0)