Yerli üretim gönül işidir

İşcan Makina Yönetim Kurulu Başkanı Turan İşcan Damga'ya konuştu. Yerli üretimin gönül işi olduğunu belirten İşcan, devletin bu konuda sürekli vaatte bulunduğunu fakat yeterli destek vermediğini söyledi. İşcan, "Çoğu kez sitem ediyoruz. Çünkü vaatlerin hayata geçtiğini görmüyoruz. Bu yüzden devlet desteğinden yararlanma arzumu yitirdim" ifadelerini kullandı

1980 yılında İstanbul'da ticari hayatına başlayan İşcan Makina Yönetim Kurulu Başkanı Turan İşcan, o günden bugüne maatbacılık sekötüren yaptıkları yatırımları Damga'ya anlattı. 20 yıl önce Almanya'da katıldığı bir matba ve ambalaj fuarında Türk ürünü görmediği için yerli üretime geçmeye karar verdiğini ifade eden İşcan, bunun bir gönül işi olduğunu söyledi. Devletin yerli üretime destek konusunda sürekli vaatte bulunduğunu fakat elle tutulur bir katkı olmadığını dile getiren İşcan, "Makine işinde bizler yeteri kadar devlet desteği göremedik. Sözde şeyler var. Birtakım kurumlardan gelen vaatler var. Hızlı bir adım atıldığını göremiyorum" eleştirisini yaptı.

Sizi ve İŞCAN Makina’yı kısaca tanıyabilir miyiz?

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Mezuniyetinden sonra çeşitli sektörlerde tecrübe edinip genel müdürlük yapmış ve 30 yılı aşkın süredir de kendi kurduğu matbaa-ambalaj sektöründe faaliyet gösteren firmamı yönetiyorum. İŞCAN Makina 1980 yılında İstanbul’da ticaret hayatına başlamamızla kuruldu. Önceki zamanlarda matbaacıydım. Matbaa serüvenimiz daha sonra matbaa makinaları, özellikle ikinci el matbaa makinaları olarak devam etti. Onun akabinde imalat işine girerek, matbaa makinalarının imalatını yapmaya başladım. Bu işimiz devam ediyor fakat yaklaşık 15 senedir Uzakdoğu’da bir yapılanma yaptık. Uzakdoğu’daki yapılanma ile birlikte Türkiye’de özellikle ambalaj makinaları yani karton gurubuna bağlı ambalaj makinaları satıyoruz. Türkiye’deki ambalaj sanayisine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Şuan işlerimizin genel yapısı bu.

Eski bir matbaacı olarak ambalaj ve makine sektörüne geçişinizi nasıl yorumlarsınız?
Seneler önce Almanya’da katıldığım bir fuarda, Drupa fuarında Türk markasını göremediğimi fark ettim. Özellikle bizim sektörümüzde hiçbir Türk markasının olmayışı dikkatimi çok çekmişti. Neredeyse 20 sene öncesiydi. Madem bu sektöre ilgim alakam var, ekmekte yiyorum artık katkımın olmasını düşündüm. Ülkemizi bu anlamda temsil etmek gibi bir misyon yüklendik. O an orada karar verdim. Nitekim 4 yıl sonra ki o fuarda da yerimizi aldık. Bu fuara katılımlarımız devam ediyor. Matbaa ve ambalaj sektörünün 1 numaralı fuarıdır. Tabi ülkemizde olan matbaa ve ambalaj fuarlarının da her zaman iştirakçiyiz. Bu arada kendimizin olan TOPKAPI markamız var. Dış pazarlarda ise ISCANEX markamızla fason imalat makinalarımızın satışını yapıyoruz. Yani bu iki markalarımızla fuarlarda boy gösteriyoruz diyebilirim. Yabancı markalarla fuarlara katılmayız.

Yerli markalarınızla fuarlarda ilgi çekiyor, ülkemizi gururla temsil ediyorsunuz. Yerli üretimin önemi nedir sizce?
Yerli üretim önemli bir şey. Fakat yerli üretim yapmak gönül işidir. Eğer bu işte gönlünüz yoksa, başka kazançlarınız var ve bu işe destek olacağım diyebiliyorsanız bu işi yapabilirsiniz. Ama yok sadece yerli imalat yapayım, onu da burada Türkiye’ye satayım da para kazanayım derseniz olmaz. Öyle bir şey yok. Türkiye’de yerli imalat yaparak para kazanamazsınız. Çünkü bizim ne bir tespit sistemimiz var, ne yerli makinacının markasıyla birlikte yurt dışında gerekli finansal ve idari desteği var. Bunlar söz konusu değil maalesef. Kendi imkanlarınızla ancak yapabilirsiniz. Bizden fuarlara gidip cebimizden para harcamamızı ve bize bir sene sonra vergilerimizden düşüleceğini söylüyorlar. Çin niye başarılı oluyor diye soran olursa şunu söyleyelim; en başından itibaren devlet desteği görüyor. Her anlarında, her üretimlerinde, her oluşumlarında, sektöre dair her girişiminde destek alıyorlar. Vergi almayı bırakın, çalıştırdığı işçilere bile destek oluyorlar ülkelerinde. Çin böyle kalkındı ve kalkınıyor. Dünyanın her yerine makinalarını ulaştırdı. Normal koşullarda bizim ülkemizde işçilik daha ucuz. Eskiden Çin’de işçilik pahalı söylemleri vardı, artık yok. Bizim memleketimizde işçilik çok daha ucuz. Orada en düşük maaş 500 dolar ile 2 bin dolar arasında. Bizim burada asgari ücret 2 bin lira.

Türkiye’de sektörünüzün devlet desteği almamasını neye bağlıyorsunuz, neden sektöre devlet desteği yok?
Makine işinde bizler yeteri kadar devlet desteği göremedik. Sözde şeyler var. Birtakım kurumlardan gelen vaatler var. Hızlı bir adım atıldığını göremiyorum. Bu bizi yıpratan bir şey. Çoğu kez sitem ediyoruz maalesef. Çünkü vaatlerin hayata geçtiğini görmüyoruz. Hatta bu yüzden ben çoğu kere sadece fuar destekleri hariç diğer söz edilen desteklerden faydalanma arzumu yitirdim diyebilirim. KOSGEB bir takım desteklerinden söz ediyor, örneğin yurt dışına gidersen uçak paranı biz vereceğiz diyor, ama onun içinde 50 tane gizli gündem maddesi yazıyor. Bunları yapmak etmek hep mesele. Birde tabi iyi niyetlilerle kötü niyetliler birbirine karışmış olduğu için, genelde kötü niyetliler oralardan çok kolay para alıp sonra ortadan kaybolduğu için, iyi niyetliler para isteme aşamasında bu sıkıntılarla karşılaşıyor.

Peki yaşadığınız bu sorunlar için destek göremediğinizi ve problemin giderilmesi için çağrınız kimedir ve nedir?
Yerli üretim maalesef, özellikle bizim makine sektörü oturmuş büyük firmalar hariç ki onların da tam manasıyla KOSGEB’ten destek aldığına inanmıyorum. Ayrıca böyle bir durumun yaşanıyor olmasına üzülüyorum. Birtakım paralar ayrılıyor ve yeniliyor bir takım istatistiklere göre, fakat bu paralar kimlere veriliyor, kimler alıyor bilmiyoruz. O konuda tereddütlerim var. Halbuki kendi gayretleriyle makine üretim, satarak ayakta kalmaya çalışan o kadar çok firma var ki devletin bu konuda fikri bile yok. Hangi firma yapıyor, ne kadar çaba gösteriyor ve ne şartlarda yapıyor diye, bu firmalara ‘arkanızdayız, destekçiniziz’ diye bir sistemi bile yok ne yazık ki. Bütün sıkıntı burada, yurt dışında her bir firmanın devlet nezdinde bir danışmanı var. Bizler ise dışarıdan danışmanlar tutuyoruz. Onun için sıkıntıyı sistemde bulmak lazım. Bizim sistemimizde adam kayırma olduğu için gerçekten ihtiyacı olan firmalara ulaşılamıyor. Biz yine de kendi sektörümüzdeki ana temel firmalardan biriyiz. Ambalaj ve matbaa sektörüne makine tedariki yapan, bir yandan da imalatımızı sürdüren, TOPKAPI markamızla birçok matbaada bizim ürünlerimizi görebilirsiniz. Birçok karton, ambalaj firmalarında da satışını yaptığımız makinalarımızı görebilirsiniz. Ve bu makinalar tıkır tıkır çalışıyor. Biz işimizi biliyoruz ve seviyoruz. Üretime devam ediyoruz, edeceğiz de.

TURAN İŞCAN


Yurt dışından makinalar ithal ediyor musunuz, sektörün öncü firmalarından biri olmak size ne hissettiriyor?
Yurt dışından ithal ettiğimiz makinalar var. Ama asıl önemlisini söyleyeyim, biz civardaki ülkelere makine satıyoruz. İhracatımız var. Bu ülkelere sattığımız gibi, kendi imalatlarımızı ve ikinci elleri bütün Orta Asya, Balkan ve Ortadoğu ülkelerine ihracatımız var. Geçen sene milyon dolar civarında ihracat gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıllarda en çok Almanya’ya makine satıyorduk, şu aralar Ortadoğu pazarına kaydık.

Peki Türkiye’nin son dönemlerdeki ekonomik gidişatının sektörünüze olan etkisi nedir ve sektörünüze yenilikler getirmenize nasıl etki ediyor?
2019 yılını kayıp bir yıl olarak görüyorum ve yaşanmamış sayıyorum. Geçtiğimiz sene yüz makine sattıysak, bu sene 20 ya da 25 makine satmışızdır. Yani işlerimiz pek de iyi değil. Kar etmeyi bırakın ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Sektörümüzde de kar oranı düştü, ancak piyasadan ayrılan oyuncular yerine yeni oyuncular çok yavaş geliyor. Ama eski oyuncular ayakta kalmaya çalışıyor.

Bu sürecin geçeceğine inanıyor musunuz, 2020 yılı sizce nasıl bir yıl olacak?
Fakirin ilacı umuttur derler. Biz de diyoruz ki iyi olacak inşallah. İyi olacak derken de, şöyle bir dünyadaki ve Türkiye’deki siyasi konjonktüre baktığımızda manzara hiçte iç açıcı değil. Dolayısıyla başımızı öne eğip gidebildiğimiz yere kadar gitmeye çalışıyoruz. Onun için umutlarımız her şeyin daha iyi olması yönünde. Nereye kadar umudumuzu sürdürürüz bunu da bilemiyoruz.

TURAN İŞCAN


Bir takım sorunlardan söz ettiniz. Sitemde de bulunduğunuz, vaat verilip icraat göremediğiniz meseleler konusunda, başvurduğunuz siyasi ya da ilgili kurum veya kuruluşlar oldu mu?
Bu bölgedeki sanayiciler, işadamları derneğinin üyesiyim. Yönetim kurulu üyesiyim. Onun bağlı olduğu İSİFED’te de sık sık toplanı ve komisyonlara dahil ediliyorum. Yani bölgesel bir takım dernekler ve sivil toplum hareketlerinde de benim bulunmam için istek ve talepleri görüyorum. Bende gidiyorum, taleplerini geri çevirmiyorum. Gittiğimiz yerlerde elbette sorunları dile getiriyoruz. Devlet erkanından bir takım insanlarda geliyor veya konuyu çözmeye odaklı insanlarda geliyor. Ama o anlık yaşanıyor, konuşulan her şey maalesef orada kalıyor. Çünkü çözüm noktasında bir gelişme göremiyoruz. Yani konuşmalara gelince çok iyiyiz, teşvik etme noktasında ve insanları harekete geçirmek konusunda da çok iyiyiz fakat iş eyleme geldiğinde ise malesef çok kötüyüz. Bunun için biz Türkiye ekonomisinin de, siyasetinin de istikrarlı bir biçimde bir düzene kavuşmasından yanayız. Bu istikrar ve düzen oturmuş bir düzen getirecektir ve oturmuş bir sistemle herkes hakkına razı olur. Şimdi bu konuda tereddütlerimiz var, bu tereddütlerin düzelmesini umuyorum.



Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ekonominin çarklarından birisi olarak, bu ana çark olan ekonomin iyiye gitmesini arzu ediyoruz. İyi bir ekonomi idaresi istiyoruz. Ben devletin makine sektörüne destek yaklaşımına çok takılmıyorum. Elbette sorunların giderilmesini çok isterim ancak, devletimiz, ülkemiz ayakta olsun, sapasağlam onun gölgesinde çalışalım istiyorum. Bu konuda bir boşluk görüyorum. Bunun düzelmesini istiyorum ve ardından hepimiz ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Dış ilişkilerimizi düzenlemeli, sıcak tutmalıyız. İçeriyi hedeflemektense kendimizi tanıtmanın yolunu bulmalıyız. Eskilerin yaptığı gibi çantamızı elimize alıp kendimizi tanıtmalıyız. İster tek kişilik bir firma olun ister binlerce. Yani eğer dünya vatandaşı değilseniz, boşuna ona buna suç atmamalıyız. Sizlere, Damga Gazetesi çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. Bu röportaj ile sektöre dair her ne varsa kendi gözümden iletmeye çalıştım. Sizlerin aracılığıyla gerçekleşen bu görüşme için teşekkürlerimi sunuyorum.

TURAN İŞCAN


Ürününüzün arkasında mutlaka durmanız lazım
Teknik ekibinizden, yani arkadaki görünmeyen kahramanlardan ve yedek parça servis hizmetinizden bahseder misiniz?
Tabi belli bir noktaya gelince tek kişilik kadronuz gün be gün büyüyor. Gerek satış ekibi gerekse satıştan sonraki teknik ekip olarak müşteri memnuniyetini esas almamız lazım. Bizden alış veriş yapmış herkes memnun kalmalıdır. Dolayısıyla marka olmak ve güvenilir olmak kolay değil. Öncelikle iyi ve sağlam, ömrü uzun makine satmak kısacası işinizin hakkını vermeniz lazım. Satışınızı da kaliteli ve makul fiyatlarla satmanız lazım. Satmak da yetmiyor, makinanızın arkasında durmanız lazım. Biz marka olarak buna önem verdik. Markamızı bu şekilde iyi tuttuk ve Türkiye içinde kalmayıp, tüm dünyada tanınır olduk. Yabancı birtakım kontakta olduğumuz firmalarımız var. Bizi evi gibi bilen yabancı firmalar var. Direkt satışını yaptığımız firmalar var. Sadece almak ve satmak diye düşünmek yanlış. Bizler birer aile olduk. Ailenizi genişletebiliyorsanız, sadece Türkiye'ye göre düşünmeyip tüm dünya ile aranızı iyi tutarsanız başarılı olursunuz. Biz eğer bugünkü ülke sıkıntılarına rağmen hala ayakta durabiliyorsak bu sayededir. Dış ilişkiler, dış fuarlar, dış geziler bunlar bunun için var. Bunları yaparsanız markanız ölmez.



Sipariş varsa üretim olur
Türkiye’de endüstriyel geniş format makinalara talep var mı, pazar taraması yaptığınızda neler gözlemliyorsunuz?
Tüm bunlar piyasanın durumlarıyla alakalı aslında. Yani işletmeler mutluysa sipariş alıp, para kazanıyorlarsa; bir yenilenmeye, iki kapasitelerini artırmaya, aldıkları yeni işler için makinalaşmaya ihtiyaç var. Bunun için mutlaka çalışan firmalar, yanı başında çalışabileceği bir makinacı ile çalışmak istiyor. İŞCAN, bildiğiniz gibi matbaa sektörünün temel firmalarından bir tanesi. Biz ikinci el makine işiyle başladık ve sonra Topkapı markası ile imalat yapmaya başladık. Topkapı markasının imalatını devam ettiriyoruz. Üretimde kendi içimizde yetiştirdiğimiz çok iyi çalışanlarımız yer alıyor. Elemanlarımızın hepsi aynı zamanda dışarıda kendi özelliklerimizi koyarak imal ettirdiğimiz makinelerin hepsine servis sağlıyor.



Matbacılık sektörü kabuk değiştiriyor
-İşcan Makina 1982 yılından beri matbaa ve ambalaj sektöründe faaliyet göstermektedir. Matbaacı, ambalajcı, ikinci el ve sıfır makina ithalatçısı ve yerli makina imalatçısı olarak sektörde derinlemesine iz bıraktığımız bir gerçektir. Türkiye’deki pek çok matbaada makinalarımızın hala çalışıyor olduğunu görmek bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Değişen global dünya konjonktüründe matbaacılık sektörü de dinamik olarak bir hayli etkilenmekte ve kabuk değiştirmektedir. Dolayısıyla sektör de büyük yer değiştirmelerini yaşamaktadır. Sektördeki ağırlık merkezleri kaymıştır ve tüm bu gelişmeleri yakından takip eden İşcan Makine, dün olduğu gibi yarın da bu sektörde var olmaya devam edecek tedbirlerini almıştır.



-Eskiden ekonomik bir ürün üretmenin derdinde iken, bugün yükselen maliyetler karşısında taviz vermeden hem ekonomik hem de kaliteli ürün portföyümüzü sürdürme uğraşındayız. Gerek kendi metal işleme makinalarımızda gerekse dışarıdan hizmet aldığımız işlemlerde en kalitelinin peşindeyiz. En iyi elektrik ve elektronik malzemeler ile makinalarımızı teçhiz etmekteyiz. Esas aldığımız müşteri memnuniyetinden kendimizin de tatmin olması en önde gelen ilkemizdir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.