Şöyle diyordu İstanbul'dan bir okurum: “Sayın Kalaycı ben İstanbul'da alın terimle helal yoldan yıllardır Çin'den çanta, cüzdan, takı, toka, karışık eşyalar ithalatı yaparak devlete vergisini eksiksiz ödeyen ticaret erbabıyım. Ancak gelin görün ki, son iki yıldır piyasaya mal satamaz oldum. Bunun sebebini araştırmaya başladım. Benim alış fiyatım, vergilerim derken maliyetimin üzerine kar koymuş malımın yarısı fiyatına piyasaya mal satan bir firmanın olduğunu tespit ettim. Kendi kendime dedim ki, ‘Peki bu nasıl mümkün?’ Zamanımı aldı ama sonuca da ulaştım.”

Milyonlarca zarar var
Aykut Bey biliyorsunuz bu tarz eşyalarda gözetim, anti damping derken konteyner başı 250-300 bin lira civarı vergi doğmakta.. Ama bu firma İzmir'de anlaştığı birkaç muayene memuru ile kilo düşürerek, eşyaları beyan etmeyerek, gözetim ve vergilerden kaçarak devleti milyonlarca lira zarara uğratıyor. Size işin içinde olan muayene memurlarının isimlerini tek tek vereceğim. Şu an almış olduğum duyuma göre limanda bekleyen 30 konteyner eşyası daha mevcut. Halen şu anda 10 konteynere beyanname açılmış durumda. Bu işin altında M. Gümrük Müşavirliği var ve anlaşıp iş yapabildiği muayene memurları var. Ne yazıktır ki, ben bu memurların adlarını belirleyip ne yapacağımı sorduğumda bana bu memurlarla anlaşmam yani düşük vergili ithalat yapmam yönünde oldu.

Kime güvenebilirim?
Ama çok şükür ki Aykut Bey ne kendim ne de aileme haram yedirmedim bu yaşıma kadar. Bizler alın teriyle hak ederek lokma kazananlardanız. Sizden ricam ben ve benim gibi helal para kazanarak işini yapan ticaret erbabına sahip çıkın. Lütfen bu art niyetli insanların oyunlarını bozun. Yazımı okuduktan sonra, ne olursunuz ben ve benim yolumdaki ticaret erbapları adına bu kişileri ve oyunu yetkililere bildirin. Aykut Bey göreceksiniz ki, önceden yapılan beyannameler incelendiğinde bu isimlerin o beyannameleri kapattığını göreceksiniz. Sizden başka ulaşabileceğim, güvenebileceğim kişi yok! Allah'a emanet olun.

Siz hiç merak etmeyin
Evet, ihbar aynen böyleydi sevgili okurlarım. Evlatlarına helal lokma götüren bir ticaret erbabı çok zor duruma düşmüş ve benden yardım bekliyordu. Çaresizdi ihbarı veren tüccar. Sizden başka güveneceğim biri yok' diye açıklıyordu çaresizliğini. Ya ben ne yaptım. Her zaman olduğu gibi, önce ihbarın doğru olup olmadığını araştırmaya başladım. Bir gazeteci sorumluluğunda işe yanaştım. İzmir'de bir kaç isimden oluşan güvendiğim arkadaşlara ulaşıp konuyu anlattım. Sağ olsunlar onlarda üzerlerine düşen görevi yaparak operasyona başladılar. Sonuç mu? Sonuç şu sevgili okurlar. O namuslu okurum haklı çıktı. Yapılan araştırma ve incelemede, birçok eşyaya el konularak devleti milyonlarca zarara uğratan kişiler hakkında yasal işlem başlatıldı.

Sahipsiz kalmadı
Okuyucumun ihbarı ve benim konuya daha doğrusu her ihbarı değerlendirdiğim gibi bu ihbarın üzerine de titizlikle gitmem devleti milyonlarca lira zarardan kurtarmıştı. Aynı okuyucum bu durumdan memnun, ülkenin sahipsiz olmadığını görünce aynı duyarlılığı bir sonraki yazısında da gösterdi. Okuyucumun diğer mektubu aynen şöyleydi:
“Sayın Kalaycı Allah razı olsun sizden. Konuyu yetkililere iletmişsiniz. Aldığım duyumlara göre, bir dünya beyan harici eşya tespit edilmiş. Bu son birkaç gün içinde konuyla ilgili araştırmalarımı derinleştirince daha önceki mektubumda bahsettiğim muayene memurlarının günahını aldığımı öğrenmiş bulunmaktayım. Bana ‘bu işi İzmir'de çözeriz’ diyen şahsın zaten eşyayı çok karışık bir şekilde getirdiğini ve asla hiçbir muayene memurunun anlamayacağı şekilde ayarladığını öğrendim. Ve bu şekilde muayene memurlarının adını kullanarak bizim gibi esnaflardan para istediğini öğrendim.
Sizden ricam bu mesajımı özür mahiyetinde sayıp haklarını helal etmeleri. Eğer yetkililere memurlardan söz ettiyseniz olayın gerçek yüzünün bu olduğunu ve memurların bir suçunun olmadığını söylerseniz çok memnun kalırım. Namazında, niyazında, hak, hukuk bilen biri olarak kimsenin hakkına girmek, iftira atmak istemem.

Allah'a emanet olun!”
Siz merak etmeyin sevgili okurlarım, o muayene memurlarının adını sorumlu bir gazeteci olarak hiç kullanmadı. Sadece olayla ilgileri var mı-yok mu araştırdım. Sorumlu bir gazeteci olarakta her zaman böyle yapacağım.

Gelelim asıl mevzuya
Gelelim Adana'daki hayali ihracatın devamına yani bir başka boyutuna…. Sevgili okurlarım ara başlıkta da yazdığım gibi gerçekten de yok böyle bir soruşturma. Bakın devam edeyim Adana Soruşturmasına sizde isyanımın nedenini anlayın.
Birrrr....
Hayali ihracatta kullanılan faturaların sahteliği hususunda Gümrük Müfettişi Hasan Yaldız'ın vergi dairelerine gönderdiği yazıların hiç birinin cevabı gelmemiş!
İkiiiii....
Eşyaların ihraç edildiği ülkelerden bilgi hiç gelmemiş. E işin aslı nasıl aydınlanacak?
Üçççççç....
Ellerinde ihbar dilekçesi olan idare nasıl tedbir almış ya da almamış? Burası tam bir muamma...
Dörttt... (Bunu büyük harfle yazacağım)
Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 19.03.2018 / 32866549 sayılı ihracatta kıymet araştırması genelgesinde ihracat da kıymet araştırmalarında sürenin bir buçuk yılı aştığından söz ediliyorken, Adana’daki ihracatlarda gümrük müşavirlerinin anında anlamasını beklemek doğru mudur?
Beşşşşşş....
Bakın beyler müfettişin hazırladığı raporların eklerinde şimdi aşağıda aktaracağım belgelerden hiç ama hiç söz edilmiyor. Neden..?

GÜMRÜKÇÜNÜN BAŞI KEL Mİ?
Bilmiyorum ama bu konuyu bence bir daha masaya yatırın. Çünkü çok ama çok yanlış, çok ama çok ayıp oluyor. Yıllardır kamu personelinin kanayan yarasına Tarım Orman Komisyonu'nda parmak basıldı. Orman muhafaza ve emeklilerine silah ruhsat harcı muafiyeti kabul edilerek, 4 Nisan 2018 günü TBMM Genel Kurulu'na sevk edildi. Ama gelin görün ki, KOSKOCAMANNNN Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan bu konuda 'çıt' yok. Neden, bir neden söyleyin Allah aşkına? Gümrük muhafazanın memuru, amiri yazın çöl sıcağında, kışın karı buzunda çalışır ama gel gör ki onlara ruhsat harcı muafiyeti yok. Yine ne yazıktır ki, bu konuda samimi bir adım atacak duyarlılıkta bir yönetici de yok! Heyyy ANGARA’daki yetkililer, gümrükçünün başı kel mi ya? Biraz ilgi lütfen.. Hadi.. hadi.. hadi..

DİLUCU’NDA OLUP BİTENLER
Dilucu Gümrük Kapısı’nda 2018 yılı Mart ayında yapılan operasyonla, evrakta sahtecilik, hayali ihracat, ceviz ve et kaçakçılığı, rüşvet iddialarıyla gözaltına alınan 46 şahıstan 21’i tutuklandı. Diğer şahıslar ise, serbest bırakıldı. Tutuklananlar arasında bir gümrük görevlisinin devamlı geçici göreve gönderildiği, asli görev yeri olan Gaziantep’ten gelen transit işlemlerini de yakınen takip ettiği iddialar arasında.. Bu geçici görevlendirmelere de bir göz atılmasının zamanı gelmedi mi?
Mersin Gümrük Müdürü’nün görev yeri neden değişti?
05-04-2018 günü Mersin Gümrüğü’nde neler oldu? Bekleyin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Can Mert 2 hafta önce

İzmirde böyle işlerin olması doğal bölge müdürü oraya nereden geldi. İstanbul