17.04.2021, 05:52

Yöneticiniz nasıl biri olmalı?

Ülkede hanedan ailesinden birinin yönetici olduğu devletler olduğu gibi darbelerle gelenin yanında seçimle gelen yöneticiler de bulunmakta. Sarayda hanedanın belirlediği ile darbelerle gelenin dışında "seçimle" gelen kişi sizce nasıl biri olmalı?

Öyle ya ülkeyi yönetecek olan kişi askere polise ve yasama organlarına yasanın uygulanmasını emredecek vatandaşını koruyup kollayacak kişi olmalı. Doğal olarak devletlerin anayasasında ya da geçmişten gelen uygulamalarda yöneticinin tarifi yapılır. Mesela ülkemizde yönetim şeklen değişmiş olsa da anayasanın "101. Maddesine" göre "40 yaşını doldurmuş, 'yüksek öğretim' yapmış, milletvekili seçilme hakkına sahip olan her vatandaş başkanlığa aday olabilir" der. Bu genel ve yasal olan bir tanım.

Ülkemiz merkezi hükümet biçimiyle yönetilirken birçok yerel uygulamayı il ve ilçe düzeyinde seçimle gelen yerel kurumlarla birlikte yönetmekte. Yani üniter bir yapısı var, ayrıca yerel derken belediye denilmekte.

Vatandaş seçen ve seçilen olarak belediye, milletvekili ve başkanlık için yeterli konuma sahip olmalı. Hani seçilme yeteneğine sahip olmayabiliriz ama seçme hakkına sahip isek kimi seçeceğimiz önemli.

Kim olmalı?

Ülkesi işgal altındayken basiretsizliği tavan yaparak yine işgalci ülkenin gemisiyle kaçan olabilir mi?

Hanedanlığın saray ihtişamını yani itibarını korumak için hazinede para olmasa da vatandaştan toplayacağı vergileri ipotek ederek borç yapan olabilir mi?

Devletin verdiği maaş dışında bir geliri olmadığını beyan edip 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası dünyanın en zengin askerleri arasında olan havacı general Şahinkaya gibi mi?

Tabanı delik ayakkabı ya da bir kol saatinden başka servetim yok deyip Karun kadar zengin olan mı?

ABD ve NATO kötülüklerin başı deyip onunla her türlü ittifak yapan mı?

Kapitalist/emperyalist ve onun tüm kurumları sömürgeci, işgalci ve barbar deyip onunla aynı masada ya da yetkilileriyle kol kola görüntü veren mi?

Manevi değerleri, ahlak ve namusu dilinden hiç düşürmeyip süte su katan, pirince taş koyan, yaptığı yapılarda kalitesiz malzeme kullanan, veresiye defterini şişiren, faizi birden yüze çıkaran kişi mi?

Ahlak bekçiliğine soyunup kadına, kıza, çocuklara musallat olan ya da 8 yaşında ki kızının dizlerinden tahrik olduğunu söyleyen sakallı cübbeli mi?

Malum vakfın yurtlarında çocuklara taciz olaylarında aileden sorumlu olan bakan "bir kereden bir şey olmaz" demişti, bu kişiyi yöneticiniz olarak seçmek ister misiniz?

Dün dediğini bugün inkâr eden, 17 yaşında yargılamadan idam eden, işkence değil birkaç tokat diyen, dayak cennetten çıkmadır, cennet anaların ayakları altındadır deyip, bunları diline pelesenk edip, kadınlara söz ve yetki hakkı vermeyen kişiyi mi seçmek istersiniz?

Gerçekleri söylemek ve açıklamakla kalmayıp hayata geçirmek isteyen varken "lafla peynir gemisi yüzdüreceğini söyleyen" kişilere inanalım mı sizce?

*****

Birde devlet yönetimi son günlerde liyakate sahip olmayan kişileri önemli görevlere atamakta ısrar ediyor. Alakası ve kifayeti olmayan kişiler boş yere görevlendirilirken yetkin konuma sahip olanlar pasif düzeye indirilmekte.

Dil bilmeyen elçi ya da konsolos olabilir mi?

Sağlıktan hele toplum sağlığından gelen biri hınca hınç kongre ve toplantılara izin verdirir mi?

Çetele tutmasını hesap yapmasını bilmeyen iktisatçı ya da muhasebeci olabilir mi hem de bunların başına getirilir mi?

Matematiğin dört işlem olduğunu sanıp bunları bile bilmeyen, mühendis hatta bilim ve teknolojinin başına getirilir mi?

Emrindeki askerlerin başına çuval geçirilirken, kumpas kurulup dava açılıp yargılanırken, dönem arkadaşları hatta emeklileri uyarı mektubu yazdı diye sorgudan geçilirken dönüp bakmayan askerin başı olabilir mi?

Velhasıl atanmak için çok şey bilmeye gerek yoksa hemen her şey talimatla olacaksa sokaktan geçen biri bu görevleri gayet güzel yapar.

Oysa unutulan bir şey var "sorumluluk, cesaret, ekip çalışması ve paylaşım".

Seçme durumunda kalırsak kimi seçelim?

Hepsini mi, hiç birini mi?

Yorumlar (0)