Çok garip milletiz.Adam memleket meselelerine dalmış ahkam kesiyor arkadaşlarına, "Biz kürtlerle, araplarla, çerkezlerle, lazlarla et ile tırnak gibiyiz bizde ayrı gayrı olmaz" der ve noktayı koyar. Sorun bitmiştir artık. Herkes yerini bulmuştur. Nasılsa 10 parmakta var et'te var tırnakta var.
Çerkezi, Lazı, Kürdü, Arabı, Ermeniyi, Rumu ve diğer bütün etnik ırkları birer parmağa koyar ve böylelikle et ile tırnak olayı ile bütün sorunları çözmüş oluruz. Daha ne olsun.... 
İyide bu hikayede kim et kim tırnak o meçhul. Malum kendi etini keseni duyan olmamıştır ama tırnak bir uzamaya kalksın hemen makasa uğrar. Yani bu Irkların kardeşçe yaşama formülünde et ve tırnak olayı pekte sağlıklı bir örnek, doğru bir çözüm değil. 
Kan ve damar olmalı ülkemdeki bütün ırklar, bütün dinler can vermeli vatana ve hiç bir damarı tıkanmamalı çünkü takanan bir damar öldürmesede felç eder kanın damarlarda düzgün ve doğru  akışıyla sağlıklı yaşar insan. 
Demokratik yaşamdada öyle değil mi? Bir ırk diğer bir ırkın yada dinin mensuplarını ötekileştirmeye kalkınca ister istemez tıkanmalarla beraber sorunlarda başlamıyor mu? 
Anlayacağınız önce saygıyı bilmemiz yaşamamız ve yaşatmamız gerekiyor. Sevmiyor olsakta fikirlerini benimsemiyor olsakta huzur içinde güvenle kardeşçe yaşamamız için, birlik ve beraberliğimiz için bu olmassa olmazımızdır. 
Haydi kenetlenelim artık yarınlarımız için çocuklarımızı için Allah için  çünkü zaman şimdi et ile tırnak değil Can için damar ile kan olma zamanıdır.
Hadi şimdi bir kıssadan hisseyle bağlayalım olayı..
Yaşlı kızılderili reis kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocukkendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.
O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
- 'Onlar' dedi, 'benim için iki simgedir evlat.'
- 'Neyin simgesi' diye sordu çocuk.
- 'İyilik ile kötülüğün simgesi.
Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur.
Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda
tutarım onları.
Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı'
diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini
ekledi:
- 'Peki' dedi 'Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi? '
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
-Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem! '
Vesselam

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.