27.01.2022, 15:39

İYİ Parti'nin zor seçimi...

Yok.. Yok... Yok...

Başlığa bakıp aldanmayın... Son günlerdeki bazı açıklamalara bakıp, ''İyi Parti'de CHP'ye karşı bir gaz var'' sanmayın... Gireceğim konu o değil!

Evet, İyi Parti Genel Başkan Yardımcılarından biri çıkıp; Kılıçdaroğlu'nun ''Demokrasinin yolu Diyarbakır'dan geçer'' lafına takabiliyor...

Keza bir başka İyi Parti'li milletvekili ''seçmenimiz CHP'li belediyelerden yüz bulamıyor'' diyebiliyor... Sanki Millet İttifakı'ndaki ortaklarından pek bir şikayetçiler...

Meral Akşener'in kurmaylarındaki bu ''homurdanmaları'' nasıl okumalıyız?

Öncelikle, İyi Parti kurmaylarının ufak tefek ''homurdanmaları'' partiye oy vermeye hazırlanan yüzde 15 vatandaş kitlesinin ilgi alanını kapsamıyor... Kapsarsa da çok azını kapsıyor... Ya neyi kapsıyor?

Cevabı basit... İyi Parti'nin MHP'den gelme ''çekirdek kadrosunun" bakış açısını kapsıyor... Ya da MHP'den kopardığı ''çekirdek seçmenin'' bakış açısını yansıtıyor...

Daha iyi anlamak adına anlatalım... İyi Parti'nin de tıpkı AKP'nin çekirdeğini oluşturan ''Milli Görüş'' kadrosu gibi, temel bir kadrosu var... Partiyi asla terk etmeyecek, partinin asıl sahibi bir kadro bu kadro... Emektar bir kadro, bu kadro!

Benzer çekirdek kadro, CHP'de de var... ''Laikçi, ulusalcı, koyu Atatürkçü'' diyebileceğimiz bir kadro, CHP'nin bu kadrosu da varlığını koruması için çok değerli...

CHP'den yola çıkarak, İyi Parti'yi anlamak daha kolay... CHP'nin ''çekirdek kadrosu'', aynı zamanda ''en gürültücü kadrosu'' da... Kemal Bey bazı açılımlar yapmaya kalktığında en çok tepki bu ''çekirdek seçmen''den geldi...

Atıyorum, Milli Görüş kökenli Mehmet Bekaroğlu'nu CHP'ye aldığında, bu kesim Bekaroğlu'nda sürekli ''falso'' aradı.

Ama bugün eğer Saadet Partisi, Millet İttifakı'nda Kılıçdaroğlu'nun yanında yer alıyorsa ve AKP'ye en fazla psikolojik zararı veren partiyse, bu sürecin ''milat''ı Bekaroğlu'nun CHP'ye gelmesidir... Sonrasında da Abdüllatif Şener gibi isimlerin, Cihangir İslam gibi isimlerin CHP'de yer bulmasıdır...

Hani bazıları kızacak ama, CHP'nin Ekmeleddin İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını kabullenmesi bile bir ''milat''tır...

O günlerden bir anekdot.. Halk TV'de Ekmeleddin İhsanoğlu'nu ağırlıyorum. Canlı yayın arasında ettiği şu sözü hiç unutamıyorum; ''CHP, beni aday göstermekle en büyük iyiliği kendisine yaptı'' demişti Ekmeleddin Bey...

Demek istiyordu ki, ''dini bütün bir aday gösterilerek'', CHP dindar kesimle arasındaki buzları ertimek için önemli bir adım attı.. Dindarlıkla, dindar adayla ilgili hiçbir kompleksinin olmadığını gösterdi...

Gerçekten de öyle... Ekmeleddin Bey kusura bakmasın, çok kötü bir adaydı, ''Ekmek için Ekmeleddin'' sloganı bir faciaydı... Zaten o sloganı bulan ekipteki ''sosyal demokrat tandanslı zeki arkadaşlarımızdan biri'' bugünlerde Demirören grubunun bir gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği yapıp, gerekli yandaşlık emirlerini yerine getirerek, günü idare ediyor... Ne yapsın, kapasitesi o kadar; ''Ekmek için Ekmeleddin''den sonra ''Ekmek için Demirören''...

Ama ''kişisel kalitesi'' tartışmasız olsa da, ''adaylık vasfı'' epeyce tartışmalı Ekmeleddin Bey'in adaylığı da, CHP'nin dindar kesimle bağ kurma çabalarında bir başka ''milat''tır...

Ekmeleddin Bey'in adaylığı CHP'nin MHP'yi kazanma, yanına çekme hamlesiydi... Ekmeleddin Bey, Bahçeli'nin adayıydı... Sonunda CHP, MHP'yi kaybetti, başı sağ olsun ama; ülkücü-muhafazakar tarafa öylesine bir zeytin dalı uzatmıştı ki; İyi Parti'nin MHP'den kopuş sürecinde CHP'nin kapısını çalmasında, ilk sıcak ilişkiyi başlatan ''Ekmeleddin Bey vakası''nın bir faydası olduğunu görmezden gelemeyiz...

Şahsi kanaatim, nasıl bugün Karamollaoğlu'nun Saadet'inin CHP'yle yan yana durma süreci, eski Milli Görüş'çü ve bu yüzden bazı CHP'lilerin pek bir sevemediği Bekaroğlu'nu CHP'ye kazandırılmasıyla başlamışsa; İyi Parti'nin MHP'den koparak CHP'nin yanında durmayı seçmesi de Kılıçdaroğlu'nun MHP'nin adayı Ekmeleddin Bey'e destek vermesiyle başlamıştır.

Bazen bir ''yanlış'' bir başka ''doğru''yu doğurur... Bazen bir ''şer''den, bir başka ''hayır'' çıkar...

CHP-MHP arasındaki ''Ekmeleddin ittifakı'' da, bambaşka faydalar sağlamış; MHP'den kopan aklı başında grup, Ekmeleddin'le başlayan yakınlaşmanın da etkisiyle, günümüzde ''CHP'li Millet ittifakı'nın yanında durur hale'' gelmiştir...

Dedim ya, CHP üzerinden, "İyi Parti'ye, İyi Parti'yi anlatmaya'' çalışacağım...

Mesela, Kılıçdaroğlu Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu'nu da CHP'ye kazandırdığında, CHP'deki aynı ''gürültücü çevreler''den aynı şekilde Tanrıkulu'nun varlığına da saldırı gelmiştir... Ama bugün gelinen noktada görüldü ki, Tanrıkulu bir insan hakları savunucusu olarak, kendisini CHP'de görmek istemeyenlerin bile mahkemelerdeki duruşmalarına koşturuyor... Bıkmadan, yılmadan Güneydoğu ile CHP arasındaki kopuk bağları onarmaya çalışıyor...

Ve o beğenilmeyen Tanrıkulu'yla başlayan ''küçücük bir hamle''yle, günümüzde CHP'nin Güneydoğu'da ve Kürt seçmende üç-beş de olsa kıpırdadığını görüyoruz... AKP'den bıkan Kürt ve HDP oylarının, olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde, Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğini çok net görüyoruz...

Tüm bunlar Kılıçdaroğlu'nun tüm eleştirilere rağmen, ''inatla yürüttüğü'' akılcı politikanın sonuçlarıdır... Kılıçdaroğlu'nu eleştiren ''gürültücü CHP'lilerin de, ''sonuçları görmeye başlamaları''yla sesleri kesilmiştir. Geriye kala kala, ''CHP niye hala yüzde 25'lerde yerinde sayıyor'' veya ''CHP sert muhalefet yapamıyor'' eleştirileri kalmıştır...

Kuşkusuz bu eleştirilerde haklılık payı vardır ama, asıl görülmesi gereken ''büyük manzara'', Kılıçdaroğlu'nun ''yüzde 50'yi aşan çok taraflı bir iktidar bloğu'' yaratmasıdır... CHP'nin potansiyelini ikiye katlamasıdır... Ve ''gelmekte olanın gelmesine'' artık ramak kalmasıdır...

CHP'yi böylece özetleyerek, İyi Parti'ye gelecek olursak...CHP'de de gelinen noktada, nasıl bir kesimde, ''CHP, hep ortaklarına taviz veriyor, kendi öz kimliğini ortaya koymazsa parti güdük kalır'' görüşü varsa; İyi Parti'nin ilk yola çıktığı ''çekirdek kadro''da da benzer duygular mevcut ve adını tam koyarsak, ''İyi Parti'de bugün yaşanan asıl sıkıntı'' da budur...

Bu sıkıntılar aslında henüz hala alışmaya çalıştığımız ''ittifak içinde'' yer almanın ve ittifak kültürüne uygun davranmanın veya davranamamanın sıkıntılarıdır.. İlk kez denenen böylesi bir sürece, maalesef mi diyeyim bilmiyorum, bazı partililer daha alışamadı.. ''Eski alışkanlık''larla, ''eski refleksler''le hareket ediliyor...

Oysa, arada ''gaz çıkaran'' İyi Parti'lilerin, çok iyi anımsaması gerekiyor... İyi Parti, evet MHP'den koptu ama, ''sadece ülkücülere değil; merkez seçmene hitap edecek şekilde'' kuruldu. Keza Meral Hanım eski ''Asena'', şu bu ama, sonuçta MHP öncesinde ''merkez siyasette bakanlık makamlarına gelmiş'' bir isim...

Akşener doğal olarak MHP'nin genel başkanlığını ele geçirme; o olmayınca da,yeni kurduğu partisine MHP'den kadro ve seçmen taşımada, ''kuruluş desteğini'' ülkücü camiadan aldı ama, tıpkı AKP'nin'' Milli Görüş gömleğini çıkarmadan merkeze açılarak büyüyemeyeceğini gördüğü'' gibi, kendisinin de merkeze açılmadan büyüyemeyeceğini gördü... Akıllıca düşündü...

İYİ PARTİ MERKEZ PARTİSİ

OLARAK ORTAYA ÇIKTI

İyi Parti, bir ''merkez partisi'' olarak kuruldu ağabeylerim, ablalarım... Merkez partisi, merkez!

Gelin görün ki, Akşener yakın çevresini ve kadrosunu, ister istemez MHP kökenli, ''örgütlenmede güçlü'' Koray Aydın gibi isimlere teslim etti... Bu isimler, İyi Parti'nin kuruluşuna büyük güç verdi, çok önemli rol oynadı.... Parti, onların sayesinde parti oldu...

Amaa... Şöyle de bir durum var, gelinen noktada, İyi Parti'nin büyümesini sağlayan, çok net şekilde ''Akşener'' karakteridir... Çok net görmek zorundayız ki, Akşener'in yakın kadroları İyi Parti'nin ''temel mayası'' olarak, belki de Akşener'den bile daha fazla faydalı olmuşken; bugün gelinen noktada ''Akşener karakteri'nin almış başını, hızla yükseldiğini görüyoruz...

Seçmen, İyi Parti'nin emekear örgütüne değil, Akşener'e bakıyor... Yüzde 15'ten yukarı doğru tırmanan oylar, MHP'den kopanlardan değil, merkez seçmenden geliyor artık... Ve Akşener sayesinde geliyor.. Bundan sonra İyi Parti'de oyların üstüne ne konulacaksa da Akşener'in ''merkez''ci tavrını geliştirmesi sayesinde gelecek gibi görünüyor..

Çünkü, hesap basit... MHP tandanslı seçmenden ne alınacaksa alındı, İyi Parti'nin merkez sağın liderliğine doğru koşar adımda giden yolunda, artık tek yol, Akşener'in merkez seçmene yaklaşımları ve performansı gibi görünüyor...

İşte bu süreçte, CHP'de Kılıçdaroğlu'nun en başlarda yaşadığı ''homurdanma''lar, Akşener'in de başına geliyor... ''Büyüme sancıları''dır bunlar... Ve önünde sonunda, Kılıçdaroğlu nasıl haklı çıktıysa, Akşener belki daha fazla haklı çıkacak, ''homurdanmalar'' kesilecektir...

Çünkü aklın yolu birdir... ''Küçük olsun ama, ben kendi dünyamdan asla taviz vermem'' görüşüyle asla büyüyemezsin... En fazla ''bir başka MHP'' olursun...

Oysa kazanan hep merkezdir... Ve geleceğe yönelik analizlerimde şunu çok net görüyorum. Belki 2023 seçiminde değil ama, bir sonraki seçimde Akşener'in İyi Partisi, muhtemelen merkez sağın birinci partisi olmaya doğru süratle koşuyor.. İktidardan düşen bir AKP'nin çok çok zayıflayacağını görmemek, çok kan kaybedeceğini görmemek olanaksız...

Bazen, belki iyi Parti 2023 seçimlerinin ''en büyük sürprizi'' olabilir diye de düşünmüyor değilim. Bir patlayacak ama tam patlayacak da, ama ne zaman?

Kılıçdaroğlu'nun ''Demokrasinin yolu Diyarbakır'dan geçer'' sözüne tepki gösterenler iyi bilmelidir ki, bu lafın benzerlerini merkez sağ siyasetin tüm liderleri etmiş, o liderlerler de bu ülkede başbakanlık yapmıştır... Merkez siyaset, daha geniş kitleleri kapsayan siyaset yapmak demektir... Bu ülkenin Kürdüyle-lazıyla, imanlısıyla-imansızıyla, her kesimini kucaklamak demektir... Yoksa olduğun yerde kalırsın, sadece varolanı korursun, asla ileri gidemezsin...

CHP bu süreci onlarca yıl yaşadı, olduğu yerde saydı.. 10 yıl önce Kemal Bey partisine bir açılım getirmeye başladı da, o bile daha tam sonuçlarını almaya başlamadı... İyi Parti'nin de ''daha geniş sulara açıldığını'' anlatmayı başarması için daha çok zamana ihtiyacı var kuşkusuz...

Özetle, İyi Parti'nin, şayet bir sorunu varsa, o da ''merkeze oturup-oturmama sorunudur... Akşener'in, ''merkeze oturmayı ve birinciliğe aday olmayı'' seçtiğini çok net görüyoruz.. Kırmızı çizgilerini koruyarak, ''incelikle'' yapmaya çalışıyor kafasındakini... Doğru da yapıyor...

Akşener'in çizgisine uymayanların zaman içinde, ki daha çok zaman var, ''kendi kendilerini tasfiye'' ettiklerini göreceğiz... Ya da Akşener'in olası başarısı ve olası ''Başbakanmış gibi iktidara'' gelişiyle, aykırı düşüncedeki İyi Parti'lilerin kendi beyinlerindeki splantılarını tasfiye etmek zorunda kalacaklarını göreceğiz...

Değişmeyen ve değişmeyecek tek şey, değişimin'' ta kendisidir!


 

Yorumlar (0)