Tarihî olaylar değiştirilemez, inkâr edilemez. Tarihî simalar hiçbir şekilde gerçeğinden farklı olarak karalanamaz veya kahramanlaştırılamaz 
Peki gerçekten böyle midir? Tarihlerin yazılması böyle mi olur?
Hayır tabiki bu kadar iyimser olmayın, Medyada aşağılayıcı ve yüceltici sıfatlar on yıllar boyu havalarda uçuşur. Resmi tarihçiler ve dalkavuklar her dönem olduğu gibi devreye girerek. İktidarların istediği biçimlerde asılsız ve taraflı tarihi yazarlar. 
Gerçekler ortaya çıkmaz mı sanıyorsunuz?. Sabrederseniz onuda anlatacam..
Bu arada  sakın olaki tarihi yalanların  yalnızca bize mahsus bir şey olduğunu sanmayın.
Her millette İhtilalciler ve rejimin sahipleri  önceki dönemi karalayarak haklılıklarını kabul ettirmek isterler. Onlara göre Önceki dönem haindir, işbirlikçidir, vatanı satmıştır...
Neden mi? 
Düşünsenize böyle deyip kendilerine göre  haklılıklarını millete sunmasalar halk onlara “eski düzeltilebilirdi. Belkide daha iyiydi siz o düzeni niye değiştirdiniz?” diye hesap sormazmıydı sanıyorsunuz?..
Tarih yazmak ,aslında  zaman tünelinde ahlaki bir yolculuğa çıkmak gibidir.
Tarih yazmak, asırları kaleme, kalemi vicdana teslim etmektir aslında.
Tarih yazmak, milletine dost olmak, dostunla sırları paylaşmaktır.
Tarihi, bir yapanlar, bir de yazanlar vardır. Tarihi yapanlar hayatta oldukça tarafsız tarih yazılamaz. 
Devrim gibi tarihî olayların veya darbelerin, üstünden bir asır geçmeden de tarafsız tarih yazılması mümkün değildir.
Tarafsız ve gerçek tarihin yazılabilmesi için baskı ve tehditin olmaması veya
 kanunlarla korunuyor olmaması gerekiyor.
Bizde de bu fazlasıyla var….
Unutmayın ki yalan söyleyen tarih utanmaz. O yalanına çok ortak bulmuştur nasılsa..
Yalan yazılan tarih çimen gibi yeryüzünde boy gösterirken, gerçeklerin günü geldiğinde nasıl boy göstereceğini ve yalanların üstünde nasıl dik duracağını “bambu” ağacının hikayesiyle anlatayım…
Çin Bambu ağacının yetişmesi, sabır, olumlu ısrar ve inanmak için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir.Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. 
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. 
Akla gelen ilk soru şudur: 
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır. 
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz         edebilir miydik ?... 
Bir başarının şartları her zaman çok         basittir. 
Bir süre için çalışın, 
Bir süre tahammül edin.    
Her zaman inanın 
Ve hiçbir zaman geri dönmeyin. 
Vesselam 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.