Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut

Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut

Depremin psikolojik etkileri hala sürüyor

Asrın felaketi olarak nitelendiren ve 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Malatya, Adana, Adıyaman ve Hatay gibi illerde şiddetli olarak hissedilen Kahramanmaraş depreminin on binlerce insanın ölümüne ve can kaybına yol açmasının üzerinden bir yıl geçti. Depreme maruz kalan bireylerin psikolojik ruh hallerini koruyabilmesi için depremin yaşandığı bölgede görevli Uzman Klinik Psikolog olarak görev yaptım. Depremden sonra toplumun birçok kesiminde travma sonrası ortaya çıkan stres bozuklukları tespit edildi.

Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hala depremin etkisini üzerinden atamayan insanlar mevcut. Korkular zamanla azalmakla beraber hala sürmeye devam ediyor. Artçı depremlerin varlığı ile beraber bu korkular tekrardan tetikleniyor. Toplumun bir çok kesimde görmüş olduğumuz en belirgin özellikler ise yüksek düzeyde kaygı, korku, depremin yaşandığı bölgelere girmekten kaçınma davranışları, agorafobi dediğimiz kapalı alan korkuları ve deprem ile alakalı konuşmaktan kaçınma davranışları ile travma sonrası stres bozukluğu belirtileri devam ediyor. Tedaviye alınanlara psikoterapi uyguladığını anlatan Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut birçoğunun tedavisinin bittiğini, halen devam edenlerin ise birkaç yüz kişi olduğunu ifade etti.

Üzerine gidilmemeli

Deprem ile ilgili önemli olan kısım deprem sürecini yaşayan kişinin konuşmak istemediği takdirde üzerine gidilmemesidir. Kendisinin arzu ettiği bir zaman diliminde kendisi ile iletişime geçileceği hakkında bir geri bildirim vermek bireyin rahatlamasını sağlayacaktır. Deprem hakkında birey konuştuğu zaman bu konuyu önemsizleştiren, değersizleştiren ve deneyimini anlatmasına izin verilmeyen bir dilden uzak durulmalıdır. Kişinin yaşamış olduğu travmasından dolayı motivasyonu kırılmış olsa da çaba sarf etmenin öneminin farkına varması psikolojik iyileşme açısından oldukça önemlidir. Travma yaşamış bireylerde ki en önemli nokta ise zor bir süreçten ve deneyimden geçtiğinin bilincinde ve farkında olmasıdır. Deprem sonrasında ki yaşamış olduğu kederin geçici olduğunun farkında olmalı ve yaşanan travmatik etkinin bir süre sonra giderek etkisini kaybetmeye başlayacağı gerçeğini olabildiğince göz önünde tutulmalıdır.

Travmanın işareti

Deprem sonrası bireylerde stres bozukluğu belirtisi olarak kabul edilen, depremle ilgili olumsuz anıların tekrar tekrar zihne gelmesi, hissizlik, diğer insanlara karşı ilgide azalma, soyutlanma, deprem anını hatırlatacak faktör ve durumlardan kaçınma, uyku bozukluğu vb. durumlar da yoğun olarak yaşanabilmektedir. Uyku psikolojik süreçlerden en kolay ve en çabuk etkilenen öğelerden bir tanesidir. Aradan bir yıl geçmesine rağmen hala uyumaktan yana zorluk, sık sık uykudan uyanmak ve kabuslar görmek psikolojik olarak yaralanmanın devam ettiğinin en büyük göstergesidir. Psikolojik yaralanmanın devam ettiğini gösteren bir diğer etmende en ufak şeylere karşı duyulan öfke, tahammülün kalmaması ve eskiye oranla gereğinden fazla tepki vermektir. Bunlar bireyde devam eden travmatik yaşantının işareti olabilir.

Sakıncalı ve riskli

Her hangi bir madde etkisi olmadan geçmeyeceği düşünülen bu kederli duyguları bastırmaya çalışmak oldukça sakıncalı ve risklidir. Geçici süreliğine bastırılan bu duygular etken maddenin etkisinin geçmesiyle yeniden tetiklenir ve sürecin pekişmesine sebep olur. Depremi hatırlatacak ortamlar, insanlar, konuşmalar ve görseller gibi tetikleyicilerden özellikle kaçınmak kısa vadede bireyi rahatlatırken, uzun vadede bireyi olumsuz etkiler. Sosyallikten geri kalma ile başlayan bu süreç yalnızlığa ve büyük bir kopma noktasına kadar evrilir. Bireyin duygularını kabul etmesi, kaçınmak yerine üzerine gitmesi, gevşeme ve nefes egzersizleri yapması, rahatlatıcı müzik dinlemesi ve açık hava yürüyüşleri anksiyete ve depresyonu hafifletmede başvurulabilecek yan etkisiz ve yararlı yöntemlerdir. Birey eğer rutin işlevlerine dönmekte zorlanıyorsa da günlük aktivitelere başlamak boşluk hissini doldurur ve kısır döngüyü kırmış olur. Bireyin kendi duygularını yazması için bir günlük tutması içsel dünyası hakkında olumlu değişimler yaşamasına da sebebiyet verir.

ÇOCUKLARDA DEPREM PSİKOLOJİSİ

Çocukların duygularını ifade ediş şekilleri yetişkinlerden farklıdır. Çocuklarda, depreme bağlı psikolojik sıkıntılar olarak huzursuz ve ajite davranışlar, öfke nöbetleri, uyku sorunları, korkunç rüyalar görme ve ağlayarak uyanma, oyun isteğinin azalması, bebeksi davranışlar, dikkat bozukluğu, büyüklere aşırı bağımlılık geliştirme, yatak ıslatma, tanısı konulamayan ağrılardan yakınma, kusma ve okul başarısında düşme sayılabilmektedir. Çocuklarda depreme bağlı ortaya çıkan bu tip durumları fark ettiğimizde yapılması gereken çocuğa özel zaman yaratıp onunla konuşmak, güven vermek, ortak aktiviteler düzenlemek, günlük yaşamda sorumluluk almasına destek olmak, gereğinden fazla sorumluluk yüklememek çocukta ki mevcut davranışsal sorunu çözüme kavuşturmada işe yarayacaktır. Burada atlanılmaması gereken önemli husus çocukların duygu ve korkularını görmezden gelmemektir. Çocuğunuzda ki bu durumu kabullenip normal sürecine dönebilmesi için rehber olmaktır.

İyileşme süreci

Deprem gibi ağır bir travmanın yarattığı psikolojik etkiler bir anda tamamen ortadan kalkması beklenilmez. Bireyde ki iyileşme hali olaylara verdiği tepkilerle ve soruna yönelik çözüm bulma arayışı ile farklılık gösterir. İyileşmede gerçekçi hedefler belirlemek, iç dünyayı güvenilir insanlarla paylaşabilmek, sorunlarla ilgili akılcı bilgi kaynaklarına ulaşmak ve küçük olumlulukların bile farkına varmak iyileşme sürecini kolaylaştıran yaklaşımlardır. Unutulmamalıdır ki! Duygusal iyileşme fiziksel iyileşmeden farklı olarak gerçekleşir. Geriye dönük görseller, yıldönümleri, özel günler ve başkalarınca da benzeri durumların yaşanması gibi anımsatıcı olgular iyileşmede nükse yol açabilir. Yukarıda söz edilen yöntemlere rağmen kişi, depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hissettiği duyguları hâlâ çok yoğun korku ve üzüntü şeklinde yaşamaya devam ediyor ise günlük yaşama geri dönmekte zorlanıyorsa, kendisine veya etrafa zarar verme riski taşıyorsa profesyonel destek sağlanması düşünülmelidir.

Kimden yardım almalı?

Akıl sağlığı uzmanları (psikiyatristler ve psikologlar) başvurulacak profesyonellerdir. Burada ki tedavinin amacı bireye stres ve stresin söz konusu olduğu takdirde keder ile başa çıkma becerilerini kazandırmak olmalıdır. Uygun görülen durumlarda, ilaç tedavisi gerekebilir.

Bu yazı toplam 90 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut Arşivi