22.06.2022, 06:41

Bir hikayenin erken sonu mu?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bahsediyorum… 24 Nisan’daki seçimde ikinci ve son kez başkanlığa seçilmişti. Charles de Gaulle tarafından kurulan beşinci cumhuriyetin onikinci cumhurbaşkanı olmuştu.  Beş yıl önce göreve gelince Fransız tarihinin en genç cumhurbaşkanıydı. 20 yıl sonra üst üste iki kere seçilen ilk Fransa Cumhurbaşkanı oldu.. Daha önce de Mitterand 1988'de, Jacques Chirac da 2002'de ikinci kez seçimi kazanmışlardı.
* * * *
İngiliz Financial Times gazetesi ‘Macron ilk döneminde genellikle Alman Şansölye Angela Merkel'in gölgesinde kalıyordu. Yeni döneminde yalnızca Fransa'yı değil, Avrupa'yı da yeniden şekillendirebilir. Fransa, AB, Çin'e ve ABD'ye denk bir jeopolitik güç haline gelebilir‘ diye yazıyordu…
* * * *
İngiliz gazetesi gaz veriyordu ama gerçekler farklıydı… Macron, ilk döneminde köklü bir değişim sözü vermişti. Ancak Fransa'nın sorunları çözülmemişti. İlk  döneminde, vaat ettiği kapsamlı değişiklikler olmadı. Bir rönesans yaratamadı. Örneğin emeklilik reformu pandemi nedeniyle defalarca ertelendi, sonunda dokunulmadan bırakıldı. Enflasyon yüksek. Özellikle akaryakıt, gaz ve elektrik fiyatları zirvede. Halkın satın alma gücünü destekleyen önlemler yetersiz kaldı. Binlerce kişi sokaklara döküldü. Pandemi patlak verdiğinden beri bütçe disiplini kalmamıştı. Ulusal borç yeniden zirvede…
* * * *
Ulusal Meclis için geçen Pazar yapılan ikinci tur seçimden sonra kesin olan şey şu… Macron'un ittifakı mecliste en güçlü ama mutlak çoğunluğu kaybetti. Mutlak çoğunluk için 577 sandalyeden 289’u gerekliydi. Son yirmi yıldır ilk kez seçmenler cumhurbaşkanına mecliste mutlak çoğunluğu vermedi. Onun ittifakı 246’da kaldı. Jean Luc Melenchon liderliğindeki sol ittifak Nupes en güçlü muhalefet grubu… 142 sandalye kazandı. Üçüncü en kuvvetli güç, 89 sandalye ile Le Pen'in aşırı sağcı partisi… Macron için zor bir beş yılın başladığı söylenebilir belki… Macron, Latince ‘terra incognita‘ yani ne olduğu bilinmeyen bir bölgeye girdi sanki...
* * * *
Yeniden seçilmesinden iki ay sonra, Macron için zafer ve yenilgi sanki el ele oldu. Alman Die Welt gazetesi seçim sonucu için, ‘Bir hikayenin erken sonu. Fransız seçmenler, tahtı yeni kralın altına çekme başarısını gösterdi. Beş yıllık iktidardan sonra unutulması için tarih şimdiden olgunlaştı‘ diye yazıyordu. Hatta BBC, doruk noktasına ulaşmasının ardından iniş. Macron için en iyisi bitti‘ diyordu.
* * * *

Fransa'yı belki de siyasi kaosa sürükleyebilecek bu seçimde, aşırı sağcı Le Pen'in partisi, daha önce sekiz olan sandalye sayısını onbir kat artırıp 89’a yükseltti. Tarihi bir artış… Anketlerin iki katı… Aşırı sağ parti mecliste grup oluşturulması için gerekli olan on beş milletvekili barajını da büyük ölçüde aştı. Konuşma ve komisyonlarda temsil hakkı kazandı. Meclis soruşturması başlatabilecek. Yasa tasarılarına Anayasa Mahkemesi nezdinde itiraz edebilecek artık.
* * * *
Sekiz hafta önce seçilen cumhurbaşkanı Macron, tarihi bir aşırı sağ dalgasıyla ve yeni bir sol ittifak ile karşı karşıya… Fransa’daki yarı başkanlık Cumhurbaşkanına dışişleri, savunma gibi konularda bir monark gibi geniş yetkiler tanıyor… Ancak içpolitikada meclisin desteği gerekiyor. Macron, önceki gün ulusun yüksek çıkarları için diyalog ve halkın hizmetinde çözümler üretmek için meclisteki siyasi gruplarla bu hafta görüşeceğini söyledi.
* * * *
Macron şimdi kiminle yönetecek? Macron, çoğunluğu oluşturmak için 64 sandalye kazanan merkez sağ Les Republicains partisiyle anlaşabilir. Alternatif olarak, Sosyalist başkan François Mitterrand'ın bir zamanlar yaptığı gibi zaman zaman  sağdan ve/veya soldan destek de isteyebilir... Ancak Fransa’da yönetim tarzı dolayısıyla pek uzlaşma geleneği olmadığı için tıkanmalar yaşanabilir. Macron'un istediği zaman götüreceği bir erken seçim tek çıkış yolu da olabilir… Tüm bunlar önümüzdeki bir iki ay içinde netlik kazanır sanırım. Bekleyip göreceğiz.

Yorumlar (0)