Sevgili Okuyucularımız, yıllardır bu tip doğa konularını araştırıp bilim adamlarının çalışmalarını toplayıp gazetelerle halkımıza okul okul öğrencilere ulaştırıyoruz. Peki düzelme var mı? Hayır aksine daha kötüye gidiyoruz. Bilim adamları, günümüzdeki canlı türlerinin yok oluş hızının, 65 milyon yıl önce dinozorların sonunu getiren süreçteki hızdan daha hızlı olduğunu söylüyorlar. Günümüzde her 4 memeli hayvan türünden 1'inin bu yüzyıl içinde yok olacağına dikkat çekiyorlar. Bu gün dünyamızdaki 10 binden fazla kuş türünün 8'de 1'i yok olma tehlikesi altında. Bitki türleri de aynı tehlikede. Sevdiğim Yeşil Adımlar Çevre Eğitim Derneği'nden Kardeşim Gülru Hotinli'nin her yıl tercüme ettiği dünyanın dört bir yanından birçok ilim adamının gönderdiği araştırmaların, toplanıp kitap haline getirildiği "Dünyanın Hali 2016" kitabında okyanuslardaki balık çeşitliliğini anlatan kitabında da belirtilmiş. Aşırı avlanma, yanlış zamanda avlanma ve kirlilik sebebiyle birçok balık çeşidinin 20 yıl içinde yok olacağını belirtiyorlar. Bu yılda balık tutma mevsimi açıldı ama hüsranla. Trollerle deniz diplerini tarayıp balıkları oluşmadan yok ediyoruz. Sonuçta biyoçeşitlilik tükeniyor.  Birleşmiş Milletler 2010 yılını "Biyoçeşitlilik Yılı" ilan etmişti. İnsanlara dünya üzerindeki doğal yaşamın zenginliğini ve insanın da onun içinde küçük bir parçası olduğunu anlatmaya çalıştılar. Dünya üzerindeki yaşam türleri, insanlığın sağlık, gıda, yakıt ve yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasında ana unsuru oluşturur. İnsanların ekonomisi, "ekoloji" üzerinde duruyor. Ama insan kaynaklı faaliyetler yüzünden, dünya üzerindeki insan sayısı hızla artarken, biyolojik çeşitlilik hızla azalmakta geri dönüşü olmayan kayıplar, ihtiyaç duyduğumuz kaynakların bir daha geri gelmemecesine azalıp yok olmasına neden oluyor. Yaklaşık 10 bin yıllık tarım tarihinde ekime elverişli hale getirilen 7 bin bitki türünden bugün sadece 30 kadarı günlük gıda ihtiyacımız için kullanılabiliyor. 
Biyoçeşitliliğin azalmasını önlemek amacıyla 1992 Rio Zirvesi'nde imzaya açılan ve 1993'te yürürlüğe giren "BM Biyolojik Çeşitlilik Antlaşması"nı 193 ülke imzalamıştı. 2002'de Ri0+10 adıyla Johannesbourg'da yapılan zirve toplantısında ülkelerin geçen bu 10 yılda imzalarına ne kadar sadık kaldığı, antlaşma uyarınca neler yaptığı konuşmak için toplanıldı. Bu toplantıya gidecek "Türkiye Raporunu" hazırlamak için "İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri"nde günlerce çalıştık. Türkiye'yi temsilen gidecekler arasında benim adım da akredite edilmişti ben katılamadım. 
İnsanların genel kanısı "doğaya bir şey olmaz" bu yanlış düşünceyi silip doğal varlıkların tehlike altında olduğunu, bu durumda da ekosistemleri, insanların geçim, yaşam kaynakları olduğunu, havayı, suyu, toprağı kirletmemeyi, kaynaklarımızı doğru kullanmayı eğitimlerle, görsel kısa filmlerle, hazırlayıp yapıp ücretsiz dağıttığımız kitaplarla öğrencilere ve halka hiçbir karşılık beklemeden anlatmaya çalışıyoruz. 2-3 yıldır onun da önü kapandı. Biz yine bir yolunu bulup halka ve öğrencilere ulaşacağız. Sağlıklı kalmanız dileklerimle. 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.