23.05.2022, 05:46

Ülkemizin bereketi kaçtı

Türkiye'de sapla samanı karıştırma konusunda uzman olan AKP bile artık gerçekleri balçıkla sıvayama yetişemiyor. Örtemiyor. Nasıl örtsün ki acı gerçekler hepimizin canını yakarken bir avuç insan parasına para katıyor.Katılan o parayı da yine garip gureba olarak bizler ödüyoruz.Şimdi yaşadığımız felaketin bir özetini açıklayalım. DOSTLAR!

ASLINDA ortada ne model var, ne de tedbir var. Böyle ne faizler düşer, ne enflasyon düşer. Ortada sadece pansuman var, sadece yama var. Doların yeşilini görünce gözleri parlayan Nebati Bakan’ın, “Türk Lirası en düşük seviyesinde, daha fazla ineceği bir yer yok” demesinin üzerinden bu yana, 5 ayda, Türk lirası Dolar karşısında yüzde 7 değer yitirdi. Son bir yılda benzer ülkeler içerisinde, parası dolar karşısında en çok değer yitiren ülke Türkiye oldu. Türkiye’nin Kredi Temerrüt Risk Primi 700’ün üzerine çıktı. Risk primi en çok artan ülke biz olduk. Savaştaki Rusya’nın ardından riski en yüksek ikinci ülkeyiz.

Paralar pul mallarımız buhar oldu

MART 2020 de asgari ücretle litresi 5.19 lira olan benzinden 447 litre alınırken 2022'de 4253 asgari ücretle litresi 23.86 olan benzinden ancak 178 litre alınabiliyor. Bununla yetinmeyelim devam edelim. 2825 lira asgari ücretle: 83 kilo Çaykur Çayı alırken, bu yıl  4253 lira olan asgari ücretle: 53 kilo çay alınabiliyor. Aradaki 30 kilo çay 20 yıl iktidar olanlar tarafından yok edildi.Bunu da böyle bilin.Türkiye'yi uçuracaklarını söyleyenler, ülkeyi ne yazıkki batırmaktan da beter hale getirdi. Şu anda yapılması geeken doğru olan Türk parasının değer kazanmasıdır. Asgari ücret arttı, ancak 2020’deki ücrete kıyasla alım gücü dip noktada. Bu saatten sonra da freni patlayan kamyon gibi bir yerlere çarpmadan duramayacağız.DOSTLAR!

Delik yama tutmuyor

BANKALARIN Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında 849 milyar TL'ye ulaşan tasarruf stokunun devlete maliyeti döviz yükseldikçe artıyor. Mart ve nisan aylarında ortaya çıkan kur farkı sebebiyle KKM sahiplerine Hazine'den 16 milyar 255 milyon TL ödeme yapıldı. Mayıs itibarıyla 14-14.50 lira seviyelerindeki yatay seyri sona eren dolar hızla yükselmeye başlayınca ortaya çıkan fatura da kabardı. Finans uzmanlarının hesaplamalarına göre dolar 15 lira iken devlete 35 milyar lira maliyet yaratan sistemin faturası, dolar 16 liraya dayandığında 88 milyar liraya çıktı. Yani, 1 liralık kur artışı KKM'nin kamuya maliyetinin 53 milyar lira artmasına yol açtı. Kurun 17 lira olması halinde maliyet 149 milyar liraya yükselecek Artış önlenemezse maliyet, dolar 17 liraya çıktığında 149 milyar liraya, 18 lira seviyesinde ise 206 milyar liraya yükselebilir. KKM'de biriken toplam stokun kur ortalaması 13.87 lira iken, mart ve nisanda vadesi gelenlerin kur farkını alıp yeni kurla bağladıkları hesaba katılınca güncel ortalama 14.33 lira olarak hesaplanıyor.

Bakkal bile böyle yönetilmez

Ekonomi biliminin köküne kibrit suyu döken iktidar ve çevresi, Nasreddin Hoca fıkrasına benzeyen, sözde bir modelle, Türkiye ekonomisini perişan etti. Güya faizler inecek, döviz kuru artacak, ihracat şahlanacak, cari açık kapanacak, rezervler artacak, döviz kuru düşecek, enflasyon da gerileyecekti Sonuç ne oldu? Merkez Bankasının önce kasasını boşalttılar. Yetmedi faizi indirdiler. Milli paramızı pul ettiler. Buna rağmen faizleri indirdiler cari açık rekorlar kırdı. Orta Vadeli Programda, yılın tamamı için öngörülen cari açığa, Nisan ayında ulaştılar. Sadece cari açığın finansmanı için, 8 milyar dolara yakın rezervimizi erittiler.

Fransız yazar Honore de Balzac’ın dediği gibi; “Akılsız insanlar, güzel topraklardan beslenen zararlı otlara benzer.” AKP Hükümetinin akıldan azadeliği de bu güzel toprakları zararlı bir ot gibi sardı. Ülkemizin bereketini kaçırdı. Ama bunlardaki akılsızlık bir değil, yüz değil, bin değil Bir kuru inat uğruna, eşi, dostu zengin etmek uğruna, imar planlarında bile yer almayan bir proje için, Atatürk Havalimanı’nın pistlerini kırmaya başladılar.

Devlet ihtimalle yönetilmez. Akılla ve bilimle yönetilir. Bunlarda akıl olsa, izan olsa milleti perişan ettikten sonra, bir de üstüne çıkıp, “Ekonomide son iki yılda gösterdiğimiz büyük başarı tüm dünya tarafından takdir ediliyor” demezler. Millet ekmek kuyruklarındaymış, et alamaz hale gelmiş, bebekler süt içemiyormuş, çocuklar beslenemedikleri için kansız kalıyormuş, millet faturalarını ödeyemiyormuş, elektriksiz kalıyormuş, ne gam… Nebati Bakan için bunların hiç bir önemi yok.

Bu bilgisiz, beceriksiz yönetim, ne paramızın pul olmasını önleyebilir, ne de enflasyonu dengeleyebilir, milletin yarasına falan hiçbir şekilde merhem olamaz. Sorunun sebebi olanlar çözümün adresi olamazlar çünkü. İPSOS ’un 11 ayrı ülkede yaptığı anketin sonuçları ortada. Milletimizin yüzde 80’i yaşadığı ekonomik sorunların sebebinin, hükümetin izlediği ekonomi politikaları olduğunu söylüyor. Anket yapılan 11 ülke içinde enflasyonun sorumlusu olarak, ülkeyi yöneten hükümeti gören vatandaş sayısının en yüksek olduğu ülke Türkiye. Biz hep söylüyoruz. Milletimiz olan biteni görüyor. Yapılanlara notunu da veriyor.
 

Gençlerin gülüşünü çaldılar

BAKIN DOSTLAR ! 19 Mayısın 103. yıl dönümünde, bu beceriksiz yönetimin elinde gençlerimiz işsizdir. TÜİK’in makyajlı verilerine göre dahi; bu ülkede çalışmayan, okumayan üç milyon genç vardır. Taşı sıksa suyunu çıkaracak gençlerimiz, ev genci olmuş, ailelerinin eline bakmaktadırlar. Ev genci sayısı itibariyle, üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı içerisinde, Kolombiya’nın ardından, ikinciyiz.

Gençler umutsuz işsiz

Bu ülkede analar, babalar, “Yeter ki evladım okusun” diye yemiyor, evlatlarına yediriyor. Giymiyor evlatlarına giydiriyor. Okutuyor. Ama üniversite mezunları da iş bulamıyor artık. Her 100 işsizden 27’si üniversite mezunu. Üniversiteli işsiz sayısı, 1 milyonun üzerinde. TÜİK verileriyle 2021 yılında, 18-24 yaş arasındaki gençlerin beşte biri mutsuz. Oysa dört yıl önce, 2017’de, gençlerin onda biri kendini mutsuz sayıyordu. Ucube saray rejimi fiilen hayata geçtikten sonra, 4 yılda, ülkemizde mutsuz gençlerimizin oranı, ikiye katlanmış. AKP rejimi, gençlerimizin neşesini, gülüşünü ve mutluluğunu çalıp götürmüş. Bugün ülkemizde her 100 gençten 8’i, eğitimini yarıda bırakıyor. Eğitimden uzaklaşan gençlerimizin yarısı, ekonomik sıkıntılar nedeniyle okulunu bırakıyor. Bu ucube yönetim insan sermayemizi yok yere tüketiyor. Çalışabilen şanslı gençlerimizi de, aldığı ücret ve maaşlar mutlu etmiyor. 2017’de, çalışan her 100 gençten 31’i kazancından mutsuz iken, 2021’de çalışan her 100 gençten 38’i kazandığıyla mutlu olamıyor.

Konut kredisi yalanı

Erdoğan  hükümeti, ülkeyi çok kötü yönetti. Paramızı pul etti. Milletimizi hayat pahalılığına ezdirdi. Bu koşullarda, gençlerimiz nasıl evlenecek, nasıl yeni bir hayat kuracak kara kara düşünüyor. Karı koca çalışan genç bir çiftin, bir ev, bir araba alması artık hayal oldu. Ama iş başındaki hükümet, milleti unutmuş, gençlerin halini görmüyor. İşte uçan konut fiyatlarını düşürmek için çıkardıkları son paket. İlk defa ev alacaklara, 0,99 faizle 10 yıl vadeyle 2 milyon lira kredi. Siz bunun aylık geri ödemesini hesapladınız mı? Allah aşkına! Ayda 28 bin 555 liralık kredi taksitini, ülkemizde kaç tane genç ödeyebilir? Bunu ödese ödese dolar, avro kazanan yabancılar öder.

Konut fiatları uçtu gitti

İnşaat maliyetleri uçmuş. Eldeki konut sayısı azalmış. Sen kredi vererek, yabancılara konut satanlara teşvik vererek, Türk vatandaşlığını yabancıya eşantiyon diye vererek, talebi azdırıyorsun. Bu cahillik neticesinde, daha kredinin lafı duyulur duyulmaz konut fiyatlarına zam yağdı. “Fiyat düşüreceğiz” diye yola çıkan iş bilmezler, konut fiyatlarını bu sefer roket gibi uçurdu. Milletin sesine kulak vermiyorlar. Metal yorgunu kadrolarıyla, çözüm üretemiyorlar. Milleti bırakmışlar, birkaç yandaşın peşine takılmışlar, Türkiye’yi büyük bir barınma krizinin kucağına atıyorlar.

Açlık krizi kapıda

Beceriksiz, ehliyetsiz  kadroların elinde, ülkemiz sadece barınmave döviz kriziyle değil; çok ciddi bir gıda ve açlık kriziyle de karşı karşıya.  İstanbul’un bazı ilçelerinde ekmek fiyatı 4,5 lirayı buldu. Bir litre karton süt, 20 lira oldu. Bakkaldan süt alıyorsunuz, “Ne kadar?” diye soruyorsunuz, bakkal, “Çok özür dilerim, 20 lira oldu” diyor. Sen niye özür diliyorsun be esnaf kardeşim? Özür dilemesi gereken sen değilsin. Özür dilemesi gerekenler, 20 yıldır bu ülkeyi yönetenlerdir. Daha doğrusu yönetemeyenlerdir

Mazot yüzde 240 arttı

Traktöre konacak mazotun fiyatı yüzde 240 arttı. Akaryakıta hala zam üstüne zam geliyor. Bugün İstanbul’da benzinin litresi 23 lira 86 kuruşa çıktı 24 liraya dayandı. Sadece çiftçi değil, besici ve süt üreticisi de zamların altında eziliyor. Besi yemi de, süt yemi de son bir yılda yüzde 134 zamlandı. Bugün bir litre sütün raftaki fiyatı 20 lirayı geçtiyse, çiftçi üretemez hale geldiyse, bir kilo kıyma 150 lirayı bulduysa, bunun hesabı, bakkaldan, kasaptan, esnaftan, tüccardan, manavdan, çiftçiden değil, çiftçiye kanunla vermeyi taahhüt ettiği desteğin, bugüne kadar yarısını bile vermeyen, yanlış politikalarıyla milli paramızı pul eden, AKP yönetiminden sorulmalıdır. Bunlar; kendi gencine, kendi esnafına, kendi çiftçisine, kendi emekçisine, kendi emeklisine olabildiğince gaddar. Elin gencine, elin çiftçisine, Londra’daki bir avuç faiz lobisine, yandaş müteahhitlere de alabildiğine müşfik.

Besiciye 15 faiz lobisine 103 milyar

İlk dört ayda, bu ülkenin çiftçisine, besicisine verdikleri toplam destek, 15 milyar 636 milyon lira. Ama aynı dönemde dövize endeksli mevduat sahiplerini, kur hareketlerinden korumak için bütçeden verdikleri para, 16 milyar 256 milyon lira. Buna bir de vazgeçtikleri 10 milyar liralık vergi tahsilatını da ekleyin. Bu yılın ilk dört ayında çiftçiye verdiklerinin 2 katını tek bir kalemde, bir avuç mevduat sahibine verdiler. Yine dört ayda, milletin alın terinden toplanan vergilerle, faiz lobilerine ödedikleri para 103 milyar 973 milyon 521 bin lira. Tekrar ediyorum: 103 milyar 973 milyon 521 bin lirayı faizcinin, bir avuç tefecinin cebine kodular. Bütçe, tek bir ayda 50 milyar lira açık vermiş. Bu, Nisan ayları itibariyle en yüksek bütçe açığı. Korkunç bir rekor…

SON SÖZÜMÜZ; BU topraklarda umutsuzluğa yer yok! Biz; “Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim” diyen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ASKERLERİYİZ

Yorumlar (0)