Her ne kadar normal seçim tarihleri olarak, yerel seçimler 2019 Mart'ta, genel seçimler de 2019 Kasım'da görülmesine rağmen nedense yerel seçimleri bir kenara itip, genel seçimleri konuşuyoruz.
Şuraya belediye başkan adayı kim olur, buraya belediye başkan adayı kim oluru bırakıp genel seçim ittifaklarını konuşmamıza rağmen, yine de 'acaba erken seçim olur mu?' sorusundan da bir türlü vazgeçmiyoruz.
Neyse hadi biz de oradan gidelim.
Ve, ‘Cumhur İttifakı’na katılmayan Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun; “Bu millet, 20 tane değil, 120 tane değil, 250 tane milletvekilliğine bile satılamaz” sözlerini değerlendirelim.
*
Bakın arkadaşlar.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Hadi AK Parti ile MHP'nin başlattığı ‘Cumhur İttifakı’na geride kalan tüm siyasi partileri de ekleyelim.
Ve yeni cumhurbaşkanımızı yüzde 99 oy ile seçelim.
Mümkün müdür böyle bir durum mümkündür.
Olabilir mi, olabilir.
Peki...
Yüzde 99'u aynı zihniyeti, aynı kişiyi, aynı fikri, aynı siyasi oluşumu, aynı siyasi anlayışı benimseyen bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün mü?
Bence değil.
Demokrasi olmayan bir ülkede huzurlu bir şekilde hayat sürdürmek mümkün olur mu?
Bence olmaz.
*
Gördüğünüz gibi aslında bu bir iki cümlede anlatmak istediğim aynen şu.
Madem seçimler yapılıyor.
Madem Cumhuriyet ülkesiyiz.
Madem laikiz.
Madem Atatürk'ün hedefi olan; muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak, bizim de hedefimizdir.
O halde lütfen bu hedeflerimize uygun davranalım.
O halde siyasi parti liderlerimiz bu hedeflere uygun hareket etsin.
O halde yurttaş olarak bu hedefleri her an gözeterek hayatımızı yönlendirelim.
*
Bakın SP Lideri Temel Karamollaoğlu işte aynen bu hedeflere uygun hareket ederek davranış sergilemiştir.
Önemli bir duruş ortaya koymuştur.
Ve demiştir ki: 'Adalet mekanizması var. Birileri sahip çıkar size…' diyorlar. Yoo, kimse sahip çıkamıyor. Hükümetin aleyhinde konuşanlar, yarın hapse atılıyor, işinden oluyor. Böyle bir ülke olmaz. Şimdiden ‘Gelin ‘cumhur ittifakı‘na katılın’ diyorlar. Ya ben deli miyim ki böyle bir mesuliyetin altına gireyim? Bizim hangi beklentilerimiz varmış da kaç bakanlık, kaç milletvekili… Bu millet, 20 tane değil, 120 tane değil, 250 tane milletvekilliğine bile satılamaz. Bunu herkes bilsin. Ülkede çok ciddi problemler var. Ancak hiçbiri hükümetin gündeminde değil. Uyum yasalarını bekliyorduk biz ama sadece seçimlerle ilgili bir paket getirildi. İttifak kurabilme şartları oluşturuldu. Daha seçim gündemde bile değilken yer yerinden oynuyor, ‘cumhur birliği’, ‘cumhur ittifakı’ gibi. Şu anda bir hükümet var, Meclis var, şu anda ülkenin problemleri dertleri var...”
*
Bu sözlerin üzerine daha ne denir?
Ne yani şimdi.
Herkes güce teslim olsa.
Herkes kendi çıkarları ile hareket etse.
Herkes yanlışları görmezden gelse.
Herkes korkarak, sinerek, tırsarak yaşamaya çalışsa.
O zaman ne anlamı var ki birey olmanın.
Ne anlamı var ki millet olmanın.
Ne anlamı var ki devlet olmanın.
Ne anlamı var, özgür ve güçlü bir ülke olmanın.
*
Kısaca sevgili dostlar; ülke olarak hepimizin Temel Karamollaoğlu gibi siyasilere ihtiyacı var.
En çok da iktidar partisinin ihtiyacı var.
En çok da hükümetin ihtiyacı var.
En çok da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve bu partiye gönül verenlerin ihtiyacı var.
Zira, Karamollaoğlu da; güce, menfaate, bakanlığa, milletvekilliğine teslim olanlar gibi davranmış olsaydı en çok da AK Parti'de siyaset yapanların, bu partiden bir beklentisi olanların hakkına talip olmuş olacaktı.
*
Gerek bu ve benzeri nedenlerden, gerek bu günlerde ihtiyacımız olan adalet, hak ve hukuk vurgusunu ortaya atmasından gerek ise hiç haketmediği bir şekilde linçe maruz kalmasından dolayı, benim Cumhurbaşkanı adayım Temel Karamollaoğlu'dur.
Partisi ve rengi önemli değil, yurttaş olarak bizim için aslolan, adil, vicdanlı, hak ve hukuktan yana, kendi açısından değil, Türkiye'nin menfaatleri açısından yaklaşarak siyaset yapanlar önemli olması gerekiyor....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa holoğlu 4 ay önce

mert,mertçe yazar.haber kutsal yorum hür...

Avatar
KANUN Göçer 3 ay önce

Anlayana çok anlamlı,mesajı çok,içeriği anlam dolu bir yazı eline sağlık sayın Mert