25.09.2020, 06:58

Efsane

Ülkemiz insanı masal dinlemeye bayılır. Masal dinlerken hayal âlemine dalar. Masalı anlatanın duygu seline kapılır kâh sinirlenir feryat eder, kâh ağlar sızlanır dövünür ve kâh sevinir kahkahalar naralar atar.

Masalı uyduran ve anlatanın karşısında dinleyip duygu seline kapılan ülkemin insanı dinlediği masalı gerçek sanır. Oysa geçmişten günümüze yazıtlar ve diğer belgeler her aktaran tarafından bir parça daha yalan eklenerek gelmekte.

Binlerce yıllık kitabeler, yazıtlar, ceylan derileri, papirüs yaprakları ve diğerleri masal söylencesinde. ‘Asasıyla denizi ikiye bölen, bir balık ve bir ekmeği binlerce kişiye bölüştürüp hala artması, astığını asan kestiğini kesen kılıcıyla denizleri yaran, adaletin timsali, hak ve inanç abidesi’ denilenlerin söylencelerine inanılması isteniyor.

Söylencelerde anlatılan hikâyenin en belirgin özelliği tarihsel geçmişe dayandırılarak kişi ve olayları gerçek dışı biçimde tasvir edip anlatılmasıdır. Yazıya dökülen veya anlatılan öykünün yapısı gereği kutsallık ve inandırıcılığın toplumsal işlevi vardır. Gerçek dışı olayları ve hayal ürünlerini buna katanların kendi yazdıkları ve uydurduklarına toplumu inandırdığı gibi kendisi de buna inanmaya başlar. Söylencenin kutsallığı ve yaptırımcı gücü toplumda karşılığını bulmuştur. Artık uydurulan bu söylenceler/efsaneler dilden dile aktarılır tabulaşıp kutsallaşmıştır. Buna inananlar her geçen gün çoğalmakta. Hatta kendi aralarında kim daha iyi inanıyor diye kollara ayrılır.

Efsanelerde geçen kişiler güçlü kuvvetli hatta hepsinde mutlak olan görünmeyen ama gören dinleyen hükmeden kişinin varlığından bahseder. Bu olağan üstü tasvir edilemeyen “canlı” her şeyin sahibi olduğu iddia edilir. Gece ve gündüzün, mevsimlerin, yağmurun ve karın, iyiliğin ve kötülüğün, bolluğun ve kuraklığın yaratıcısıdır denir. Korkulması istenir. Egemen olan güçlüye yani yöneticilere biat edil ona maddi ve manevi destek verilmesi istenir. Peki, topluma biat etmesini isteyen kim, hâkim güçlerin iktidarı elinde ki kimisi yakası kalkık kimisi beli silahlı memuru. Kimden istiyor, yönetilenlerden yani senden benden.

Söylencelerde geçen etiyle kemiğiyle bize benzeyen kişilerde var ama onlar ölümlü. Homeros’un ve diğerlerinin yazıtlarında olduğu gibi bir ölümsüz bir de ölümlü tanrılardan söz eder. Tarihte iz bırakmış, olağan üstü koşullarda yaşamış olanlar var. Onlar sadece kendi hayatını değil başkalarının da hayatını düşünmüş.

Onlar ki, ‘toprağa ne ekerken ne de biçerken yanında olmayıp yemede ortak’ olanlara karşı olması.

Onlar ki öğrendiklerini, bildiklerini çevresiyle bilmeyenlerle paylaşması öğretmesi; birlikte toprağı sürüp birlikte biçmeyi birlikte haksızlığa karşı yine birlikte olmayı öğretti.

Onlar ki zulme tahammül etmeyip yanağına tokat atanın elini tuttular. Mazluma zalimlik edene dik durmayı, gerektiğinde anladığı dilde yanıt vermesini öğretti.

Efsanelerde bize benzeyen efsanevi kişiler elbet var. Dünden bugüne çok zaman geçti özellikle son iki yüzyıl içinde bilimin ve teknolojinin gelişmesi bilgiyi, haberleşmeyi, ulaşımı ve iletişimi hızlandırdı. Bu durumda bize anlatılan öykülerin masalların ne kadar uyduruk ne kadar basit olduklarını gördük. Anlatılan masallarda yaratılanların bir yaratanı olduğunu, ondan korkulmasını onun adına konuşanlara biat edilmesi gerektiği söylenmekte.

Dün olduğu gibi bugün ve yarın da toprağı ekip biçen, yerin yedi kat altında maden çıkaran, karada yürüten, denizde yüzdüren, havada uçuran, evrene fırlatan, hastalıklara çare olan, güneşin ısısından, rüzgârın gücünden, çöplerden atıklardan enerji üreten, çalışanı eğitip yetiştiren insan evladından başkası değil.

İnsan evladı içinden birileri elbet efsanevi tavır gösterip kendinden sonrakilere örnek olandır,

Romalı efendilerin köleliğine karşı Trakyalı Spartakus;

“Ekende yok biçen de yok yemede ortak olan” Roma, Bizans, Osmanlı ve diğerlerinin vergi adıyla haraç alışına karşı çıkan Şeyh Bedrettin;

Emeğine, ekmeğine ve temel hak ve özgürlüklerine sahip çıktığı için zalimin zulmüne mazhar olan, hain tuzaklarda öldürülen, darağaçlarına çıkarılan, işkencelerden geçirilen, işsiz ve aç bırakılan, sürgün edilen, göçe zorlanan sonra sen sonra biz yani yaşamak için çalışmak zorunda olan onurlu duruş sergilen her kimse birer efsanedir.

Onların yolundan gitmek, toplumsal yaşama dair yaptıklarını anlayıp anlatmak, yapmaya çalıştıkları yapıya bir tuğla koymak gerek. Birilerinin efsaneleri eften püften uyduruk masallar olurken, bizimkiler senin benim gibi etten kemikten yani içimizden biri. Efsanevi varlıkları başka yerde aramana gerek yok

Yorumlar (0)