Çok uzun bir süre olmasa da epeydir iktidar erkini tek başına yöneten ve karar verenin bir çırpıda gitmesi beklenemez. İktidar erkine uzun bir süre yöneten kendine biat eden kişilere rütbe ve sıfat vererek kendine has kuralları koyup hem kararname hem de olağan üstü yasalarla karşıtlarının elini kolunu bağlamıştır.
İktidara gelirken mazlum ve mağdurluk üzerinden öykünerek kim gelirse gelsin iktidarın gücünü eline aldığında çıktığı yumurtayı beğenmeyen tavırlara gireceği tarihsel bir gerçekliktir. Yani dün birlikte olduklarıyla bugün birlikte değil, hatta dün karşıtı olan bugün iktidarı birlikte paylaşıyor olabilir. Mevcut iktidar karşıtlarının iktidarı yönetenleri hafife almamaları gerekir çünkü iktidara geldiğinden bugüne geçen sürede kendi taraftarlarının dışında özellikle toplumun alt gelir grubundaki önemli bir kesimin ağzına bir parmak bal çalarak ne yok olmalarına izin veriyor ne de güçlenmelerine izin vermekte. Toplumun önemli bir kesimini açlık ve işsizlikle kendine bağlarken, kendine bağlı eğitimli, diplomalı hatta zengin yaratmayı da bildi. Tüm bunların varlığına karşı belli bir program hazırlığı yapmadan muhalefet olarak çıkmak hem kendini hem de toplumun diğer kesimlerinin umutlarını başka bir döneme ertelemiş olunur. 
İktidar erkini elinde bulunduran her zaman seçimleri kendi istediği zaman da yapılmasını ister. İktidara sahip olan diplomalı diplomasız, eğitimli veya eğitimsiz kim olursa olsun iç ya da dış yaşanan politikaları kendi seçim malzemesi yapacağı açık bir gerçektir.  Önemli olan onun ön görüsü olamaması, çabuk sinirlenmesi, karar mekanizmasının tek söz sahibi olması ve tahammülsüzlüğü bir zaaflıktır, bu onun “aşil topuğudur”. Ama bir o kadar da onun iktidarında güçlenen iş çevresi ile yakası kalkık, omuzu kalabalık ve beli silahlı güçlerin varlığını da hesaba katmalı.
Toplumun önemli bir kesimini meydana getiren yoksulluk ücretinin de altında çalışanlar, kimileri de devletin verdiği emekli ve yaşlılık aylığı alanlar gündelik yaşam sorunlarıyla boğuştuklarından ayaklarının ucundan başka bir yeri görememekte. Yaşamın ağır yükünü sırtlamak zorunda olan başını kaldıramadan yürümekte nereye gittiğini bilmemekte dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp durarak birilerinin çarkını döndürerek, “o” birilerinin küplerini doldurmakta. Seçimde belirleyici olan bu büyük bir kitle tek bir yapı/blok olarak tavır sergilemeyip yukarıda demiş olduğum gibi gündelik çıkarını gözetebileceğini unutmayalım. 
Toplum olarak kişisel çıkarlarını ön plana getiren bireyler toplumsal bir tavır karar alamıyor. Oysa birileri toplum adına karar alıp uygularken yine birileri gerçekleri dile getirmek, uyandırmak ve ufkunu açmak için ağır bedeller öderken 12 Eylül deki gibi sessiz filmin sessiz seyircisi olarak tarihteki yerini alıyor. Mevcut sistemin yöneticileri seçimleri bahane olarak kullansa da bahşedilen hak ve özgürlükler ömrü yine seçim süreci kadar olduğunu unutmamalı. 
Aslında toplum ikiye bölünmüş durumda bir kefede iktidarı elinde bulunduran güç ve iktidardan nemalananlar diğer kefede ise tüm bunlardan mahrum bırakılanlar. Bu nedenle önümüzde adı konmamış bir iktidar savaşı/çatışması var, iktidar ve ona muhalif olanların arasındaki erk sorununa, anayasada adı geçen yurttaşlar olarak seçme özgürlüğü hakkımızı kullanarak belirlememiz istenmekte. “Yapılacak olan seçimde yönetilenler, yöneticiliğin kimin elinde kalacağına fazlaca önem vermezler. Onlar için bu seçim/savaşın sonunda kabağın kendi başında patlayıp patlamaması sorunu ilgilendirir. Bu nedenle kendilerine baskı ve cebir uygulamıyor, aşırı derecede sert davranılmıyor, kötü bir biçimde sömürülmüyor ise ona göre davranır efendisini seçer” diyor F.Oppenheimer “Devlet” adlı yapıtında. 
Seçimde adaylar yarışacak, vatandaşa kim daha şirin görünüyor, dertlerini anlıyor, sorunlarına çözüm üretiyor ayrıca ayrışan toplulukları bir arada kim tutuyor ve kim iktidarı birlikte yönetme sözü veriyorsa o aday ve birlikteliğin şansı yüksektir. Birlikteliğin rehavetine kapılmamak gerekir çünkü diğer aday hala iktidar erkini yönetmekte. 


DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.