Sevmek kişiyi, ülkeyi, insanları ve yaşama tutkuyla bağlı olmak, gönül vermek haz almak, bunun için her şeyi göze almaktır. Üretmek kişinin ihtiyaçlarını karşılaması ülkenin gelişmesi ve kalkınması, yaşamı yaşanır hale getirmek için var etmektir. İnsan olarak maddeyi ve doğa olaylarını kendi yararına düzenleyip değiştirmek bunları yaparken de kendisini de değiştirmektir, üretim faaliyetinde bulunurken belli düşünceler edinir, töreler, kurallar, dinler ve ideolojiler yaratır. Tarihsel süreçte insanlığa geçiş üretimle başlamıştır. Doğanın bütün varlıkları arasında üretebilen tek varlık insandır. Demek ki üretim her şeyden önce insanca bir iştir. İnsanın varlık koşulu bundan ötürü de temel niteliği üretici olmak ve sevmektir.
 Üretim çalışmasın da yararlı şeyler ortaya çıkarır. Tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe üretebilen şeyin yararlılığını arttırır. Bunların bir de üretken özelliği vardır. Üretici fayda yaratışından bir avantaj çıkardığı zaman üretkenliğe verimlilik özelliğini de katar. Ekonomik temel de üretim, kişi, topluluk, ulus veya tüm insanlık bakımından teknik üretim sonuçlarına oranla değerlendirilir. Bu nedenle üretimin ilk etkeni doğa kuvveti ve araçların tümüdür. Doğaya ikinci bir etkende eklenir, bu emektir.
Üretkenlik terimi gerek yüksek verim gerekse de yüksek üretim kavramlarını belirtir. Üretimin artması her şeyden önce akılcı hesaplı bir düzen kurmaya bağlıdır. Bağlıdır çünkü bağlanmak sevmek âşık olmak, tutkun olmak, irade ve yargıları aşan güçlü bir coşku güçlü bir istek  amaçtır.
Sevmek ama tutkuyla, içten, sevmek her şeyi bilerek göze almak, doğa da sadece insanlara özgüdür. Doğa da sevdiği için üreten tek canlı sadece insandır. İnsan evladı yaşamı sevdikçe üretmiş, ürettikçe sevmiş ve yine sarmal biçimde sevdikçe üretirken kendini günümüzdeki koşula getirmiş. Onun bugünkü halini alması sevda ve üretme bileşkesinin gelişkinliğinde aramalı. Sevgiliye verilmek için bir demet çiçeğim yetiştirilmesi, Ferhat’ ın Şirin ’e olan aşkının dağı deldirmesi, Yusuf’un Züleyha ’ya aşkından zindanlara atılması, İsa’nın çarmıha gerdirecek kadar tanrı sevgisi, Trakyalı Spartaküs’ün özgürlüğü sevdiğinden Romalı köle efendilerine karşı isyanı, Şeyh Bedrettin’in insan sevgisi, Mustafa Kemal’in (ve arkadaşlarının) ülkesini sevdiğinden işgal güçlerine ve onlara göz yuman saray erkânına karşı Samsun’a oradan da Anadolu’ya geçişi birer örnektir.
 Sevmek bir duygu, üretim ise emektir. İnsanın yaşama bakışı, olaylara duyarlılığı müdahale edişi, sürü karakterindeki bir canlı gibi olamaz. O “beni sevmeyen başkasına yar olmaz”, “benim ürettiğim benim, senin ürettiğinde benim” demeyecek kadar, güzel insan değine sahiptir. Şairin dediği gibi “yârin yanağından gayri her şeyi paylaşacağını” bilendir. Oysa üretmeyen, sevmeyen insan, sahte gülücük atar, onun kalbi duvarlarla örülmüş beyni örümcek ağlarıyla sarılmış, nefret tohumları saçan ruhsuz birisidir. Ama güzel insan onurlu yaşamı sevdiğinden her koşulda yaşamın devam etmesi için imkânsızı başarır.
Evet, üretmeden tüketme, seviyormuş gibi görünme aslında sorumsuzluğu, aç gözlülüğü, doymak bilmez hırsı, toplumsal kurallara saygısızlılığı getirir. Sevgiyi ayaklar altına alıp yasaları delmenin bir sorun yaratmayacağını belirtir. Kuşkusuz sevmek sevilmekle, üretimde tüketim amacıyla yapılır. Toplum ve fert olarak “ne olacağız” sorusuna yanıttan önce ne yapacağız, 
ne katacağız, sorularına yanıt arayan geçmiş ve bugün ve gelecek kaygısı ve sorumluk duygusu taşıyan sadece ve sadece üreten ve seven insandır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner47