31.08.2020, 05:55

Geleceğini yok eden

Canlıların içinde insan evladı dünden bugüne yaşamında ihtiyaçları toplumsal yaşama geçmeyle önem kazandı. İhtiyaçlarını barınma ve gıdasını zorlanmadan mevsimsel döngüler içerisinde doğadan temin etmekte. Cinsiyetçi ayrım ve buna bağlı iş bölümü yöneten ve yönetilen olarak ayrıldı. Barınma, avcılık ve savunma aletlerinin yaşamda kullanılmasıyla doğadaki madenlerin önemi arttı. Madenlerin bazıları barınmak için yaptıkları mağaralarda bulundu. Kullandıkları aletlerin önemi avcılık ve savunmada kendisini gösterdi.

İnsan evladı doğada yaşamını idame ettirecek doyumluk gıda ve barınma yerleri olsa bile doyumsuzdu. Bir kere içine sahip olma, mülkiyet ve bencillik girdiyse ister bireyi ister toplumu kendi hegemonyası altında olması için her haltı yapar.

Yaşamını idame ederken korunmak ve sonra barınmak için mağaralar yaptı. Yaptığı mağaralar madenciliğin başlangıcı sayılmakta. Madenlerin çıkarılması işlenmesi gündelik yaşamda kullanılması hatta zamanla değiş tokuş işlemine bile başlanıldı. Keza yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik bilgi, beceri ve donanım gerekir. Madenin bulup ayrıştırılması ve işlenmesi ilgili teknik yöntemler de uzmanlaşma gerekmekte.

Sahip olma, mülkiyet, doyumsuzluk ve hâkim güç olarak egemenlik, topluma tahakküm etme toplumsal yaşamda sınıfsal ayrışma ve sömürü mekanizmasını daha da güçlendi. Ekonomik önemi olan madenlerin çıkarılmasıyla sanayi yapısı daha da değişti. Isınma ve enerji olarak kömür madenlerinin kullanılması madenciliğin yüzey alanından yer altı derin madenciliğe geçişi sağladı.

Uzun yıllar sanayide enerji olarak taş kömürü kullanıldı. 19. yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı'nın hâkimiyetindeki Ortadoğu, Arap yarımadası ve Kuzey Afrika topraklarında yüzeye yakın yer altı petrol yatakları bulundu. Petrol yeni enerji kaynağı oldu. Enerji kaynağının ucuz olması nedeniyle sanayideki teknoloji ve motorların yapısı değişti. Pazar paylaşım savaşları başladı.

 "Arz kabuğunun" üstünde bulunan cevherler endüstriyel hammadde, kömür, petrol ve doğalgaz günümüzde hala ısınma ve enerji olarak kullanılmakta. Oysa uydusu olduğumuz "güneş" bize sonsuz bir enerji vermekte. Bilimsel teknolojik gelişim bunu bizim hizmetimize sunmakta.

Toprağı yüzlerce metre derinlikte kazanlar, toprağın üzerini ve suları kirletirken havayı da kirletmekte.  Canlıların yaşaması için gerekli olan ortam gittikçe daralmakta. Toprak ve denizin tabanından delikler açarak petrol ve doğalgaz çıkarılmakta.

Milyonlarca yıl içerisinde küremizin canlıların yaşaması için çok zaman geçti. Geçen süre içerisinde birçok alt üst oluşumlar yaşandı ve bizim bile bildiğimiz insan evladının yazıyı bulmasıyla başlıyor.

Yazının yaşamda kullanılması, ihtiyaç temelinde yapılan üretim birileri için yapılmaya başladığında sahip olma içgüdüsü ve mülkiyet toplumsal yapının sınıfsal temelini oluşturdu. Savaş ve üretim aletleri egemen sömürücü sınıfın elinde toplanmasıyla başka ülkeleri işgal ve talan hız kazandı.

Savaş aletlerinin gelişmesi ve bunun için ayrı bir ekonomi ve endüstriyel bilgi ve beceri gerekti. Savaş aletlerinin gelişkinliği sadece kendi ülkesinde değil komşu ülkeler için bile korku oluşturdu. 

İnsan evladı içinden birileri dünden beri zenginleşmek ve sahip olmak için her türlü dalavereyi yapmakta. Elindeki gücü kendi çıkarı için kullanmakta ve bir o kadar da doyumsuz. Hakim olmak için savaşları çıkaran, oturduğu makamın ilk sahibinin torununu susuz bırakıp kellesini vuran, sanayileşeceğiz diye atıklarını doğaya bırakan, fosil yakıt petrol ve doğal gaz için yer küremizin böğrüne hançer sokmakta bir sakınca görmemekte.

Son elli / yüz yıl içinde mevsimler birbirinin içine geçti. Güneş bu kadar yakıcı ve boğucu değildi, dereler kendi yatağında akıp denizlere gidiyordu. Ormanlık ve çayırlık araziler göz alabildiğine genişti.

Oysa şimdi derelerden sanayi atıkları akmakta, ormanlık alanlar yok edilmekte. Doğanın altı ve üstü tarumar edilirken geleceğimiz nesil için enkaz bırakmaktayız. İnsan evladı bencil, ikiyüzlü, doyumsuz ve hâkim olmak için her türlü vahşiliği yaparak geleceği yok etmekte.

Adli yargılanmak isteyen avukat, türkü söylemek isteyen sanatçı, tarihi ve bilimsel çalışma yapmak isteyen araştırmacı, gerçekleri dile getirmek ve yazmak isteyen basın çalışanı susturulmakta, talepleri engellenmekte.

Farkında mısınız, geleceğimiz çocuklara nasıl bir dünya bırakıyoruz?

Yorumlar (0)