Akbelen'in cesur kadınları

Zeytinin yaprağı yeşil,
Altında kahve pişir,
Limak biz sana bu çamları yedirmeyeceğiz;
Aklını başına devşir..

İki yıl önce TV 100’de çalışırken kameraman arkadaşım Engin Özbek’le iş için Bodrum’a gitmiştik. Bizim orada olduğumuz günlerde Limak- İbrahim Çeçen Holding’in Akbelen’de asırlık kızılçam ağaçları katlettiği bilgisi gelmişti. Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri gece baskınıyla Akbelen’e girmişlerdi. İkizköy’ün cesur kadınları püskürtmüştü onları. Ancak 15 ağaç kesebilmişlerdi. Sosyal medyaya düşen görüntülerde kadınlar kesilen ağaçlara sarılıp hüngür hüngür ağlıyorlardı. Bu görüntülere kayıtsız kalamamıştık. Hemen Milas’a hareket ettik. Akbelen’e vardığımda 30 metrelik pankarta yazılmış “Akbelen Ormanını vermeyeceğiz” yazısı karşılıyordu bizi. Bir süre orada görüntü alıp anons çektikten sonra ormanın İkizköy girişinde nöbet tutan çevrecilerin yanına gittik. Nöbet tutanların çoğu kadındı. İstanbul’dan geldiğimi söyleyince çadırın önünde oturan orta yaşlı bir kadın ayağa kalkarak elleriyle doldurduğu çayı ikram etti. O çay bugüne kadar hayatımda içtiğim en lezzetli çaydı. Çayı ikram eden kadın Aytaç Yakar’dı. Yukarıdaki dörtlük ona ait. İki yıl önce ağaçları kesmeye gelenlere haykırmıştı o dörtlüğü. Röportaj yaparken daha coşkulu, daha coşkulu diyerek üç tekrar yaptırmıştık Aytaç ablaya. O Akbelen’in simge isimlerindendi. Geçen hafta milyonlarca sosyal medya kullanıcısı onun videosunu paylaşıyordu. Biber gazı sıkan askere "Sen vatanını koruyacaksın, sen vatan haini misin, değilsin. Sen bizim için buradasın. Söyle oğlum kimin için buradasın? Biz burada 3 gündür çamlarımızı vermeyeceğiz diyorsak, çaba gösteriyorsak bunlara kıyan eller kırılsın. Yapma oğlum, ne olursun. Nasıl kıydınız, yazıklar olsun" diyordu Aytaç abla.

9dc22491-638e-4c29-a7aa-68ee9578810c.jpg

Aytaç Yakar'ın hikayesini kaçınız biliyor?
Milyonlarca insanın elden ele paylaştığı bu görüntülerdeki Aytaç Yakar'ın hikayesini acaba kaç kişi biliyor? Yıllardır İkizköy’ün direnen insanlarını görmezden gelen siyasiler biliyor muydu Aytaç Yakar’ın o hüzünlü hikayesini? Bilmiyorlardı tabi ki! Aytaç abla iki yıl önce yaptığımız röportajda hikayesini anlatıyordu bize. Gerçekten ben dinlerken kameraman arkadaşım Engin Özbek görüntüyü kaydederken duygularımıza hakim olamıyorduk. Limak-İbrahim Çeçen Holding aslında yıllardır Akbelen’de ağaç katliamı yapıyor. İşte o kesimlerden dolayı Yeniköy Termik Santrali civarındaki yaklaşık 8 köy yer değiştirmişti. Yani santral genişledikçe köyler de yok oluyordu. 48 köy daha yer değiştirme tehlikesiyle karşı karşıya. Aytaç ablanın evi de o yok olan köylerden birindeydi. Termik santrali hayatını değiştirmişti onun. İki yıl önce yaptığımız röportajda hikayesini şöyle anlatıyordu Aytaç abla; “ Termik santrali bizim kaderimizi değiştirdi. Termik santrali bizim anılarımızı yok etti. 40 sene önce gelin olarak gittiğim köyümde üç dönüm arazim vardı. Hayvanlarım vardı. Onlara yem, mama veriyordum. 48 tane meyve ağacım vardı. Termik santrali artık köyümüze girmişti. Toz toprak dayanamıyorduk. Benim arazime 107 bin lira verdiler. Ben o verdikleri parayla şimdiki oturduğum yeri aldım. Bir de üstüne borçlandım. Peki bitti mi? Yarın da bu evime girecekler. Ağaçlar. Ağaçlardan beslenen canlıların hepsini yok ettiler. Direneceğiz. Bu ağaçlar benim çocuğum. Kestirmeyeceğiz onları” diyordu. İşte Aytaç ablanın başını çektiği köylü kadınlar gündüz nöbet tutuyordu. Muğla ve civarından gelen aktivistler ise gece nöbet tutuyordu.

2330d45e-f0dc-46a8-ba5a-9e64d54f7b98.jpg

4 yıl önce neredeydiniz?
Aytaç Yakar’la birlikte direnişin öncülerinden biri de Nejla Işık’tı. Kesilen bir ağaca sarılıp "4 senedir korudum seni, çocuklarıma kalacak dedim, neydi suçumuz?" sözleriyle hepimizi ağlatan oydu. İki yıl önce İkizköy’e gittiğimde onu da çadırın olduğu yerde tanımıştım. Nejla ablayla birlikte ağaçların kesildiği ormanın içerisine girmiştik. Belli bir yere kadar arabayla gitmiştik. Daha sonra yürümek zorunda kalmıştık. Araba gitmiyordu. Nejla ablanın o azmi, ağaçları koruma kararlılığı bizi çok etkilemişti. Kesilen ağaçların olduğu bölgeye vardığımızda görüntü alıp onunla da röportaj yapmıştık. Kesilen ağaca sarılan Nejla Işık, “Kestirmeyeceğiz. Burada öleceğiz, burada sabahlayacağız kestirmeyeceğiz” diyordu. Dört yıldır direniyordu İkizköylüler. Dört yıldır bir avuç aktivist dışında onların sesini kimse duymadı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu Akbelen’e götüren Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürüm o güne kadar kaç defa gitmiştir Akbelen’e? Ne gibi destekler verdi köylülere? Kameralar Akbelen’deyken oraya hücum eden milletvekilleri ve sanatçılar!!! Sahi dört yıldır neredeydiniz?

a408c183-cf31-4358-a057-bbe80dd7708b.jpg

Bu yazı toplam 4769 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ercan Öztürk Arşivi