Bir oyluk canları kaldı haydi sandıklara

Seçim yapmak, bir konuda karar vermek anlamındadır. Elbette karar vermenin ara seçenekleri de vardır. Bu seçenekler bir hak ise de bazı kırılma zamanlarında kararsızlıklar hem kendilerine hem de çevresine büyük olumsuzluklara ve bedellere yol açar. Yakın tarihimizde her 6 Mayıslar da vicdanımızı karartan Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idamında oylamaya gitmeyenlerin yol açtıkları bedel bir gençlik kuşağının geri dönülmez kıyımına sebep olmuştur. Elbette tek neden bu değildir ama önemli nedenlerden biridir diye düşünüyorum.

14 Mayıs 2023 pazar günü sandık başına giderken tarihsel bir acıya vurgu yapmak amacında değildim ama aklım ve parmaklarım sandık başına gitmek istemeyenlere bir hatırlatma olsun istedim.

Bu seçim çok önemlidir. Öncekiler daha mı az önemli idi? Elbette hayır. Bizim gibi adaletsizlikleri ve sosyal sınıflar arasındaki dengesizlikleri bu kadar derin bir toplumda bir tarafımız sürekli kanıyorsa “olmak veya olmamak” arasında bir sıkışmışlık boğazınızı her gün biraz daha sıkıyorsa, kesin olarak bir karar vermek zorundasınız demektir. Bu seçimin öncekilerden farkı da budur derim.

Seçimler olağan zamanlarda en basit tabirle toplumdaki sosyal siyasal ve ideolojik farklı grupların temsiliyet ve iktidar yarışıdır ve toplumsal uzlaşı aramak için yapılır. Ama bu seçim böyle değil. Her şeyden önce adil ve eşit olmayan bir şeçime mecbur bırakılmış olmak, başlı başına büyük sorun. Tek adam diktatörlüğü kurma heveslisi olanlar artık o kadar ki, “biz emirleri Allah’tan alırız a” getirecek kadar akıl ve inanç melekelerini kaybetmiş bir durumla karşı karşıya kaldığımız bir ortamda seçime gidiyoruz.

O nedenledir ki “adil ve eşit olmayan” bir seçime zorlanmış olmak ülkenin 22 yıldan beri tek parti ve lideri tarafından yönetiliyor olması, dibe vurmuş ekonomik yıkımın faturasını dünden, bu güne ve gelecek kuşakların hayatlarını zehirleyen, ülkeyi dünya ailesi içinde son sıralara düşüren kötülüğün örgütlü halinin sonlandırılması artık herkes için bir görevdir.

Ama görünen o ki ne yaparlar yapsınlar fren patlamıştır. Sonun muhteşem kaybedişini geciktirme telaşı demek sanırım yerinde olur. Başkaca bin bir türlü farklı açıklama yapabilirsiniz ama bu telaş ve korkuyu örtmeye yetmiyor. Tehdit ve savaş politikaları, bıkkınlık haline dönüşmüş “terörle mücadele” övünmeleri ne demokratik ne de çağdaş dünyanın ruhuna uygun değildir. Bir yönetim topluma sürekli korku pompalıyorsa artık topluma satacak bir şeyi kalmamış demektir. Talan ve yolsuzlukları “din, imam, beka, bayrak ezanla“ örtmek için çılgınca ağzından çıkanı kulağı duymaz hale gelmişse o iktidarın işi bitmiştir. Bu bir yönetememe durumudur. Gerisi yattı balık yan gider örneği, nerede inceyse orda kopsun ruh hali, ekonomik sosyal ve diplomatik olarak çığırından çıkma halini bastırma kof kabadayılığıdır bu.

İktidar açısından belki de asıl sorun tam da burada. Yani “Korku.” Diğer yandan benim gibi sade bir yurttaşı dahi ürküten ve bu seçimi öncekilerden önemli kılan korkunun bu kadar dışa vurumu, laf ve tehditler havada uçuşurken, hiç kimse endişelenmemelidir. Zindanda tutsak edilen bu ülkenin bir önceki cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a hiç haksızlık edemem. Diğer tutsak yoldaşlarına da. “Bir oyluk canları var” diyen direnci yüreklerimize yaşama sevinci aşılıyorken, bunlar kaybederlerse de iktidarı vermezler dedikodusuna, yada “Benim milletim Kandil’den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez” yada seçimden “darbe çıkaran “ korku tehdidi çıkaran bir aklın, nasıl akıl almaz şeyler yapabileceği kaygısı yaratabilir ki onlarında istediği budur. Bu ucuz oyunlara gelebilecek zamanlarda değiliz. Halklarımızın demokratik iradesi kötülüğü yenecektir. Şimdi cesareti bütün topluma bulaştırma zamanıdır. Bir oyun kıymeti de buradadır. Çünkü bir oyluk canları kaldı.

Ülkemize giydirilen bu kanlı kötülük gömleğini çıkarmak ve bütün olumsuzlukları bir oyla önleyebiliriz. Zam, soygun, yalan talan ve sefalet sarmalından çıkmanın umudunu güçlendirmek için, sandık başına gidip güçlü bir demokratik muhalefet için bir oy Yeşil Sol Parti’ye, tek adam rejimine son vermek için bir Oy Kılıçdaroğlu’na vermeliyiz.

Ülkeyi böldürmeyeceğiz diyenlerin bölünmesi için her türlü kıyım ve ötekileştirmenin en katısını uygulayan, ırkçı milliyetçi yapı ve iktidarların zulmüne inat, ortak vatan, demokratik cumhuriyet, eşit yurttaşlık taleplerini bayraklaştıran bir halkın birlikte yaşam iradesine saygı için bir oy Yeşil Sol Parti’ye, bir Oy Kılıçdaroğlu’na.

Egemen iktidar sahiplerinin, sermaye düzeninin, serbest piyasa soyguncularının, borsa, döviz ve kara paracılarının arasında bir tercih değil, tamda onların düzenine çomak sokmak için en alttan gelen ezilen halkların nefesi, halklarımızın barış ve kardeşliğinin garantisi için bir oy Yeşil Sol Parti’ye, bir Oy Kılıçdaroğlu’na.

12 Eylül faşist Amerikancı askeri darbesi 40 yılımızı çaldı. Amerikancı Büyük Orta Doğu Projeli ılımlı İslamcıları 22 yılda ülkeyi bölünmenin ve iflasın eşiğine getirdi. Bütün ülkenin geleceğini tamiri imkansız kaosa karşı; çıkış yolu “birlik, barış, adil paylaşım”sa unutmayın bir oy Yeşil Sol Parti’ye bir Oy Kılıçdaroğlu’na.

Unutmayın ülkenin mülk ve serveti 44 milyon yurttaşın mülk ve servetine eşit hale getirilmişse, bu düzende mutluluk, iyilik arayanlar ya aklını kiralamış yada suç ortaklığı içindedirler. Yedikleri haram, içtikleri zıkkımdır. Sadece bir oy. Onurla, hak adalet için, barış ve kardeşlik için bir oy Yeşil Sol Parti’ye, bir Oy Kılıçdaroğlu’na. Çok kolay, bir oyla değiştirebilirsin. Haydi.

Bu yazı toplam 5996 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Baki Arşivi