04.08.2021, 06:44

1950 Marshall ile hesaplaşma vakti

Bu hafta sizlere nasıl “delice” bir oyuna geldiğimizi anlatacağım. 1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istiyor. Fakat talebin bir de özel şartı vardı.
Kömürler İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen *"delice"* ağacından elde edilmesi isteniyordu. Delice yabani zeytin ağacı demektir.
İstek dönemin Hükümeti tarafından yüksek getirisinden sevinçle karşılanıyor, ülkemizde bol miktarda bulunan delice kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu.
O yıllarda Ankara’da görev yapan ABD Ticaret Ataşesi, dönemin Dışişleri Bakanı’na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırılmadığı soruyor. Fakat bunun bir önemin olmadığı ve getirisinin önemli olduğu cevabını alıyor. Bunun üzerine ataşe konuyu kendisi araştırıyor ve otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyor. Daha sonra ABD’de tanıdığı mühendislerden bilgi alıyor ve anlıyor ki otoyolda kömür dolgusunun hiç bir yararı yok. Evet düşündükleriniz doğru, Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye’ye oyun oynamışlardı.
Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçılarından biridir. Ne yazık ki bu zihniyet işte bizim halkımıza “Zeytinyağlı yiyemem aman basmada fistan giyemem aman” türküsünü yazdıranlarla aynı zihniyet.

Ama sadece onlar mı sanıyorsunuz tabi ki değil! Eskiler bilir Marshall Yardımları Projesi’nin nasıl bir saatli bomba dikme projesi olduğunu!
1950’li yıllarda bize kibrit gibi yanan çam ağaçları verenler,
 yerine zeytin ağaçlarımızı aldılar,
vakit Marshall ile hesaplaşma vaktidir.
Tarihe 1950’li yıllara göre bakarsak ülkeye para sokabilmek için zeytin ağaçlarımızı alıp yerine kokuşmuş süt tozlarını o dönemde okuyan çocuklara içirtenler, çam alıp zeytin verenler kahramandı ama gel görelim kimin hain kimin kahraman olduğunu sadece tarih belirler.
 
İşte o gün giden zeytinlerimizin yerini alan ağaçlar bugün bomba gibi patlıyor ve ülkece ciğerimizi dağlıyor her birinin yanışı… Bir kozalak tutuşup şarapnel parçası gibi metrelerce uzağa fırlatabiliyor işte bu da yangınların hızla alev almasına sebep oluyor. Günlerdir yanan ciğerlerimizin aslında tam olarak özeti bu.  İçimiz hergün farklı bir acıyla kavruluyor. İşte tam bu sebeptendir ki çam değil zeytin ekelim dağlara ve bir hesap kapanmış olsun.
Şimdi sorarım size bu anlaşmalara imza atanlar kahraman mı? Yoksa vatan haini mi?
Siz karar verin.
Biz bize ihanet edene birgün mutlaka hesap sorarız.
Selametle.

Yorumlar (0)