“Şişmanlık, cinsler arası eşitsizliğe protestodur.  Şişmanlık, kadından mükemmel bir anne, aşık, hizmetçi ve fahişe olmasını bekleyen herkese”defol git!”der. Şişmanlık, ne kadar yediğiniz, ne yediğiniz, ya da yemeniz gereken miktarla ilgili değil, yediğiniz zaman kendinizi nasıl hissettiğinizle, hangi duygularınızı doyurmaya çalıştığınız ile ilgilidir.”
***
Çağımızın sorunlardan biri obezite. Bunun altında elbette pek çok sebep var. Hareketsizlik, sağlıksız hazır besinler, şehir hayatının hepimizi hızlı yaşamaya zorlaması ve bu hız içinde beslenmeye yeterince zaman ve önem harcamamak, tükettiklerimizi üretmeden yiyerek, insan yaratılışına hiçte uygun olmayan bir hayat sürdürüyor oluşumuz, şişmanlığın ana sebepleri arasında. 
***
Sağlıklı yaşamak için, vücudu uygun kiloda tutmaya çalışmak ve spor yapmak şart. Mümkün olduğunca bol bol hareket etmek, yapılabildiği ölçüde, kendine uygun olan spor dalı ile ilgilenmek şişmanlığın azalmasında etkili olacaktır. Örneğin; hergün düzenli yürüyüş yapmak sizi formda kalmaktan öte, sağlıklı tutacaktır. Sokakları izleyin, şişman simitçi, piyango bileti satıcısına az rastlayacaksınız.    
***  
Yazının bundan sonraki kısmında, şişmanlığı sadece yemekkoliklik olarak değil, altında yatan birçok sebebi Susie Orbach’ın, kırk kadının kiloları ile ilgili konuştuğu bir odadan çıkan notlarla yazmaya devam edeceğim. Çok ilginç şeyler çıkıyor ortaya, sizi de düşündüreceğini sanıyorum. Daha önce başladığımız”kadınlar neden şişmanlar”konusuna devam ediyoruz.
***  
Duygusal açlık şişmanlığın nedenlerinden     
biri olabilir mi?

Elena Giannini Belotti, annelerin bebeklerini besleme konusundaki tutum ve eylemlerine ilişkin bir araştırmayı şöyle açıklıyor; Örnek olarak seçilen her iki cinsiyetten bir gurup bebek içinde, erkeklerin yüzde 99’u emzirilirken, bu oran kızlarda yüzde 66 idi. Kızlar hem erkeklerden çok daha erken memeden kesiliyor, hem de beslenmeleri için daha az zaman harcanıyordu. Bu yüzden, kızlar çoğu kez gereksindiklerinden daha kötü, daha özensiz ve duyarsız biçimde besleniyorlar. Yetersiz ve duyarsız fiziksel beslenme, bilinçaltında yetersiz duygusal beslenmeyle paralel gidiyor.
*** 
Bir kadın şişmanlığının sebebini şu sözlerle açıklıyor;”çok yerim, çünkü her zaman günün getirdiği zorluklarla başa çıkacak kadar stok yapamam gerek. Aileme, anneme ve o gün eve gelip giden birçok insana bakıyorum. Tüm vericiliğimi sunduktan sonra bir boşluk hissederim ve dolayısıyla o boşluğu doldurmak için yerim. Bu da dünyaya vermeye devam etmemi garanti eder.”
***
Şişmanlık kendini denetleyememekle ya da iradesizlikle ilgili değildir. Şişmanlık koruma, seks, besleyip büyütme, güç, sınırlar, annelik, önem, güven ve öfke ile ilgilidir. Kadının eş ve annelik gibi toplumsal rollere bağımlı kılınması, şişmanlık yorumuna katkı yapan önemli bazı sonuçlar yaratmıştır. 
Birincisi; bir eş, anne olmak için, bir kadının bir erkeği olmalıdır, bir erkeği elde etmekse neredeyse ulaşılmaz ama gene de temel hedef olarak sunulmuştur. Bir erkeği elde etmek için kadının, kendisini bir ürün, bir meta, bir seks objesi olarak görmeyi öğrenmesi zorunluluk olmuştur. John Beger’in diyor ki;”Erkek yapar, kadın görünür.” Erkek kadına bakar, kadın kendisini bakılan olarak seyreder. Bu yalnız kadın ve erkek arasındaki çoğu ilişkiyi belirlemekle kalmaz, kadının kendisiyle ilişkisini de belirler.
Kadına, kendisine dışardan bakması öğretildiğinden, önce ideal imajlar yaratmışlar, sonra da kadınları bunları gerçekleştirmeye özendirerek moda ve diyet endüstrilerinin avı haline getirmişler.
***
Şişmanlık, kadının güçsüzlüğüne, belli bir biçimde görünüp hareket etmeye ve kendisine bir imaj yaratmak için yeteneğini kullanmaya itilişine karşı, isyanın bir dışa vurumudur. 
Birçok kadın için yemekkoliklik ve şişmanlık, pazarlanmaktan ya da ideal kadın olarak görünmekten kurtulmanın bir yoludur. “Şişmanlığım benden mükemmel bir anne, aşık, hizmetçi ve fahişe olmamı bekleyen herkese”defol git”der. 
“Beni olduğum gibi kabul et, olmamı istediğin gibi değil”...
***
Anneliğin, kadının şişmanlığı ile ilgili sebepleri;
Anne, ücretsiz yöneticidir. Yaşamını sürdürmek için, günde tahmini olarak on,(eğer ev dışında ikinci bir iş sahibi ise 18 saat)çalışır. Alışveriş, yemek, çocukların temizliği, yuvanın yaşanılır, temiz ve düzenli olması, akrabalara, eşe dosta zaman ayrılmasını düzenlemek için sekreterlik yapması, bebeğe bakıcı bulması, okul servisi bulması gibi işler dışında, kocaya bakmak ve besleyip, temizliğini sağlamakta kadının görevi olmuştur. Kendisine en son sıra gelir...
***
Böyle bir rol içinde, kadın yiyecekler ve yemekle ilgili özel baskı yaşar. Her doğum sonrasında, emzirme ya da biberon temel bir sorun olur. Anne çoğu kez temel görevini yerine getiremediğini düşünerek kendisine olan güvenini yitirir. Hastanelerde annenin göğüslerinde yeterli süt birikip birikmediğini anlamak için, her emzirmeden sonra bebek tartılır. Doktorlar, bebek-bakım kitapları, anneyi öğüt bombardımanına tutar. Çocuklar büyürken bile, kadın besleyip büyütme konusunda kendini yetersiz hissetmeye devam eder. 
***
Kitapta bazı tavsiye ve öneriler de var. Bunlardan da ileriki günlerde bahsederim.
Sağlıklı mutlu bir hafta diliyorum,
Sevgiyle kalın

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.